Video

Bir Ses Yükseliyor Ege Camilerinden | Harun Tokak

İlk vaaz… Bir ses yükseliyor Ege camilerinden 21. Yüzyılın üzerine yeni bir ses doğuyordu. Bir nesil bu seslerle dirilecekti. Hacı Kemal Ağabey ayağında takunyalarla koşuyor.

İlk vaaz… Bir ses yükseliyor Ege camilerinden 21. Yüzyılın üzerine yeni bir ses doğuyordu. Bir nesil bu seslerle dirilecekti.
Hacı Kemal Ağabey ayağında takunyalarla koşuyor. Nehirlerin okyanusa koştuğu gibi insanlar öbek öbek o sese koşuyor. Hatay’dan, Kadifekale’den, Eşerefpaşa’dan Karşıyaka’dan, Turgutlu’dan Salihli’den Aydından antalyadan ankaradan Hekimoğlu İsmail’in dediği gibi…
Ege bölgesi camilerinde, camilerin bulunduğu yerlerde, sanki minare gölgelerinde bir adam vardı. belki milyonların içinde bir kişi idi bu. fakat hemen hemen herkes onu tanır, herkes ondan söz ederdi. ne yapmıştı, kimdi ve gayesi ne idi ?
Evet, onu tanımak için dinlemek gerekti. Mesela minberde yahut kürsüde veya herhangi bir yerde. fakat bütün yerler onunla birlikte onun olur, o söyler, herkes dinlerdi. o ağlar, başkaları seyre-derdi. onun ciğeri pişer, halden anlamayanlar “ bu yanık kokusu nereden geliyor?” derdi. E
y yüreği kasapta gören, gitte kanayan yüreklerin sağ gezen sahiplerini gör! Alnı bir kez secde görmemiş eli kanlı canilere can geliyor, çiçekler, ufuklarında doğan güneşe yüzlerini çeviriyordu. Ege’den başlayan diriliş rüzgârları bütün bir anadolu”ya bir bahar esintisi gibi yayılıyor, bir nesil o insibağ dolu sohbetlerle yeniden can buluyor, sahabe ruhu yeniden diriliyordu. Edirne konuşmalarından elimizde hiç kayıt yok burada Cahit Tuzcu ağabey kayda başlıyor.
Üstadımız ona sen benim altıncı çavuşumsun demiş. Hocaefendi son sohbetlerinden birisinde, “hacı kemal ve Cahit bey benim gerçek dostlarım oldukları için vefatlarından sonra bile çok vefalı davranıyorlar ve devamlı rüyalarıma giriyorlar” diyor.
izmir yılları barla yıllarına benziyor. Hocafendide seçkin bir hitabet tarzı ve üslubu vardı. İkna gücü çok kuvvetliydi. Hocaefendinin hitabet kudreti ve tarzının hareketin şekillenmesinde önemli bir katkısı vardır. Türk insanı alabildiğine cömert ve hayırhahtır. Hocafendi ondaki bu cevheri sezmiştir. Aklı konuşturduğu kadar kalbi de konuşturmaktadır. ilki âlim ikincisi arif yönünü göstermektedir.
O, islami ulema geleneğinin son örneklerinden biri. Karşısındakine atfı nazar edince yalnızca göz ucuyla değil bil külliye bütün varlığı ile yönelir, yüzünüze gözünüze göz bebeğinize ve hatta kalbinize nüfuz etmeye çalışan bir keskinlik ve yoğunluk var bakışlarında. Vitrinindeki her şey gerçek. O vakur duruş hiçbir yapmacık tavrı barındırmıyor. Sahte ya da donuk bir aksesuar yok. Taptuk’un dergâhına hiç eğri odun sokmamış. Her şey ebedilik duygusu İnsan olarak, yazar ve şair olarak, hatip, mürşid, mübelliğ, âlim ve mütefekkir olarak ondaki her şey ebedilik duygusunu uyandırmaya ve geliştirmeye yönelir.
Entelijansiya, batı uygarlığı karşısında yenik düşmüş ve geri kalmışlığın ezikliğini duymaktaydı. Uzun zamandır ölmüş ve uykuya yatmış olan “sözün gücü” bir kere daha onun heyecanlı ve samimi üslubunda ihya olur. Konuşma ile öylesine bütünleşir ki hem konuşma öncesi hem de konuşma sonrası yaşamı, her şeyi o sahneye göre kurulurdu. Kitlelerin karşısına çıkma onda doğum sancısına dönüşürdü. Doğum vakti gelmemiş hiçbir sözü düşünceyi ve nefesi dışa vurmamaya dikkat ederdi. Vaazlarında, okul yaptırmanın bu dönme için cami yaptırmaktan daha faziletli ve lüzümlu olduğunu sık sık vurgulayarak halkın himmetlerini bu yöne tevcih etti. Gülen, 70’li ve 80’li yıllar boyunca İslam tarihinde belki de hitabet ve vaazları böylesine geniş, farklı ve kültürlü insanlar tarafından takıb edilen nadir insanlardan biriydi…

Harun Tokak

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu