Yazarlar

Bir insan güzeli yürüdü Rabbine | İsmet Macit

Hasan hoca sahabeden çok sevdiği Hz Cafer (ra) gibi 41 yaşında kavuştu Rabbisine…

Ölüm, zahiren soğuk bir rüzgar gibi esip ayırır dostları sevdiklerinden.. Ayaza kesilir yürekler, gözyaşları yanaklarda donar kalır öylece..

Hakikatte ise mümin, dünya nöbetini tamamlayıp yürümüştür asıl memleketine..

Yürekler, acının ocağında kavrulurken; zordur dostların ölümünden sonra bir şeyler yazmak, söylemek..

Ağıtlarımız göç eden sevdiklerimizi geri getirecek olsaydı Hasan Hocaya binlerce insan günlerce ağlardı…

Gözyaşlarımız, dünya hayatı açısından kuruyan fidanları yeşertecek olsaydı, ağlaya ağlaya çağlayanlar oluştururdu Hasan hocanın sevenleri…

Bir insan güzeli yürüdü Rabbine | İsmet Macit 2

Ama hayatı da ölümü de yaratan Rabbimiz müminlerin en sıkıntılı olduğu zamanlarda en ihlaslı olanları kurban olarak seçip yanına almıştır.. Hz Hamza, Hz Mus’ab, Hz Cafer ve daha niceleri gibi..

İnşallah Hasan Hoca da bu cümle kabilindendir…

Hasan Hocayı 2006 yılında Kuzey Almanya’da tanıdım. Ömrünü vakfettiği talebe hizmetlerinde koşturuyordu. Vefatına kadar da ömür dakikalarına günler, günlerine aylar sığdırarak hizmet etti.. Şahidiz…

Tam bir Karadeniz insanıydı Hasan Hoca…İçi-dışı bir; dilinden, halinden samimiyet dökülen riyasız bir fıtrattı… Karadeniz’in bulanmayan, bakınca taa dibi görünen berrak akarsuları gibiydi.

Adeta başını taştan taşa vura vura gidip döküldü ahiret denizine..

Geride sevenlerinin gözyaşı, üç yetim ve tıpkı Hasan Hoca gibi Hizmet delisi bir eş bıraktı..

Hasan hocanın kaderine, onu tanıyan herkesin hüsn-ü şahadette bulunduğu tertemiz bir hayat yaşayıp göğ ekin gibi erkenden ahiret yurduna göçmek; bizlerin yüreğine ise onun boşluğunun dayanılmaz acısı düştü.

41 yaşındaydı Hasan hoca. Hz Cafer’in (ra) Mu’te harbinde şehit olduğu aynı yaşta…

Hz Cafer’in şehit olduğu haberini eşine Efendimiz (sav) vermişti..

Hz Cafer-i Tayyar (ra) 629 yılında Mute harbinde şehid oldu. Bu savaşta Müslümanlar sayı ve teçhizat bakımından kendilerinden çok üstün olan Rum imparatorluğunun ordusuyla karşılaştılar. Hz Cafer (ra): “Ya Allah yolunda büyük bir zafer kazanıp Allah’ın dinine yardım ederim, veya Allah yolunda şehit düşerim“ diyerek ikinci komutan olarak üç bin askerle katıldığı bu savaşta harb ederken 41 yaşında şehid oldu. Mübarek bedeninde doksandan fazla mızrak, ok ve kılıç yarası vardı.

Peygamberimiz(sav) Hazreti Cafer(ra)’in şehadet haberini verdiğinde vefakar hanımın feryatları göklere yükseldi. Efendimiz (sav) Cafer’in (ra) eşi ve çocuklarını ziyaret etmiş ve yetimlerin başlarını okşamış çocuklarını severken mübarek gözlerinden yaşlar dökülmüştü.

Hz Cafer’in (ra) oğlu Hz Abdullah (ra) der ki:
“Resûlullah (sav), babamın şehit olduğu haberini anneme verirken bir taraftan benim ve kardeşimin başını okşuyordu. Ben onun yüzüne bakıyordum, gözlerinden süzülen yaşlar sakalından damlıyordu.”

Ve bize şöyle dua etti:

“Ey Allah’ım! Cafer hiç şüphesiz sevabın en güzeline doğru ilerleyip vardı, kavuştu.
Sen iyi kullarından olanların zürriyetlerine halef olduğun en güzel şeylerle onun zürriyetine de halef ol!”

Bu dua her dönemde şehit olan ve şehitlerin yetimlerine yapılan, çağları aşan Nebi duasıdır…

Bu duadan Hasan Hoca’nın ve yetimlerinin de hissesi vardır inşallah…

İnşallah şu dönemde yetim kalanların başlarını Hz Caferin (ra) çocuklarının başlarını okşadığı gibi Efendimiz (sav) okşuyor ve şehitleri bağrına basıyordur ki biz O’nun (sav) vefasını böyle öğrendik.

Allah Hasan Hoca’ya rahmet etsin. Yavrularına babalarına layık şerefli bir hayat yaşatsın…

Âmin

Fatihalarınızı esirgemeyin!…

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu