HaberYazarlar

Bir Gülistana Doğru | Safvet Senih

Binlerce sızlanış, alın teri ve kafa sancısından ve neslin derdinin vicdanlarda derinlemesine iniltilerle ürpertiler meydana getirmesinden sonra perdeler açıldı, hailler ortadan kalktı, toprakta gizlenen çekirdekler renk renk çiçek açıp etrafı sardı. Çevre. deki şu cıvıltıya bak!. Artık en yaşlılar bile kendisini ne kadar dinç ve genç buluyor, istikbali ne kadar aydınlık görüyor!.. Nerde ü ümitlerin ferini turan çileli devirler?

İsraf edilen bir servet gibi salıverdiğin sesine soluğuna acıyordun baştan ama hak onları hiç boşa çıkarmadı. Nebatatın tohumlarının sonbaharda sağa sola saçılışı ve bir kış boyu kayboluşu, sonra da nevbaharda yeniden rengarenk ortaya çıkışı gibi çamurlara ekilen hakikat çekirdekleri de bir kışı atlattıktan sonra bahar resm-i geçidinde hazır bulunmaktalar!..

Her gayret bir metot öğretti, hayatın içinde tekniği ve pratiği iyi kavradınız. Önceleri ifadeler, sınıfta hep muallâkta kalıyor bir temel bulamıyordu. Dinleyenlere, sanki bilinmez bir âlemden, esrarlı bir hayattan bahsediyor gibi geliyordu. Sonra sözlere muhatap olanlar, anlatılanların pratik hayatta yerini görünce, yani hakikatleri yaşayan kendi yaşıtları ile karşılaşınca artık hiç birşey anlatmaya lüzum kalmadı. Yaşayış daha müessirdi. Bilhassa hisli, heyecanlı gençler arasında.. İyice anladınız ki, ağaç ağaç içinde yetişirmiş.

Vazife veriyordun ama eskisi gibi baştan savma değildi artık. Çünkü kaynaklar ve onların kaynadığı bahçeler çok mühimdi. Esas derslerini o vesile ile alıyorlardı. Çünkü böylece hakikatin kristallerini fiil halinde görüyorlardı. Mukaddes prensiplere hayatları ile ayna olanları gözü ile görenlere edebiyat yapmaya lüzum kalmıyordu.

Sabrın, müsamahan ve yüzünü süsleyen hiç eksik etmediğin samimi tebessümlerin, çok hırçın ve haşinleri esir etti. Bu asrın şefkate muhtaç, merhamet açlığından vicdanları pekleşmiş, hiddet ve şiddet timsalleri en bağnazlara dahi muhabbet aşılamasını bildin. Bildiğinden şaşmaya niyet olmayanlara, teoriler sinsice ve kasıtlı olarak objektif bir ilim gibi kabul ettirilenlere; gül dağıtır gibi gülümsemeler yağdırarak, ilimle teorinin farkını anlattın. Tecrübe ve tatbikatın birçok nazariyeleri ortadan kaldırdığını hayat âleminde kurulanları, gerçek sebep ve illetlerin başka sağlam neticelere götürdüğünü gayet makul şekilde ifade ederek kafalarına çivi gibi çakılan hatalı anlayışlar hakkında, önce irkilmelerine sonra sarsılmalarına zemin hazırladın. Böylece etrafında haklı bir saygı halesini sıcak ve sevimli bakışlar halinde fark eder oldun.

Kin, nefret ve art niyet, senin semtine uğramadığı için, artık rahatlıkla içlerindeki herşeyi, hatta yakınlarına ve kitle psikolojisi havasında hareket ettikleri arkadaşlarına söylemedikleri sırları dahi sana emin olarak açabiliyor, kendilerini rahatsız eden düğümleri çözmek üzere önüne serebiliyorlar. Ama bu duruma gelebilmek için aylar seneler istedi. Ondan sonra artık acı sabrının tatlı meyvelerini yer gibi arzuladığın pozisyona kavuşmuş oldun. Çoklarının kalbine girdin.. Bataklıkta yüzenlerden bazılarına el uzattın… Hatta çamurları misk ü amber gibi yüzüne gözüne süren bazılarını derin gafletten uyarıp kendilerini kontrol etme, tiksinme ve ürperti duyma havasına hazırladın. (Toplum) haleti rûhiyesi içinde dava arkadaşlarından kopamayan pek çokları da, ruh ve vicdan yönü ile artık davalarına yabancı olmuşlardı. En mütemerridlerinin içinde de söz ve tavırların kendi meselelerine karşı bir burkuntu meydana getirdi. Tohum atamadığın çoraklar varsa da çayır söker gibi birinci sürmeyi başardın. Hakkın başka dertlisi ona, istediğini rahatlıkla ekebilir artık…

Fikren mağlup olup fakat grubundan kopmayanlar sana birşey öğretti. İnsanda akıl ve fikirden ayrı bir his; bir başka irtibat var,

O zaman, (toplum)un manasını daha iyi anladın. Ve (toplum) şuurunun da ne demek olduğunu daha iyi kavradın.. Evet, onun içindir ki, kendi hislerini aşıp bir damlacık benliklerini derya gibi (toplum)ları içinde eritenler; bir Kevser havzı kazanmış olurlar. Bu öyle bir bağ ki, akıl, mantık hatta vicdan ötesinde seyyareleri birbirine bağlıyacak kadar kuvvetli bir zincir… Fikri ipler kopsa dahi bu (toplum) zincirinin kırılmasına imkân yok…

Tecrübelerin, bakir toprakların daha verimli olduğunu gösterdi.. Başkasının yazıp çizdiği bir sayfayı silip yazmaktansa, kirlenmemiş yapraklarla meşgul olman daha iyi neticeler veriyordu. Bir de sıcak kalplerden çıkan ifadeler daha müessirdi.. Tavsiyelerinde bu tarz kitapları tercih etmekle isabet ettiğini anladın.

Sonunda; kekre ve iç burkuntusu veren meyvelerin, acı ılgın ve dikenlerin hâkim olduğu çoraklıklar yavaş yavaş değişmeye. “Belde” artık “Tayyibe” olmaya daha doğrusu Molla Cami’in istişmamı ve istihracı gibi. Kostantin İstanbul’a dönmeye başladı. Hâristan-mâristan, gülistan halinde arz-ı endama yüz tuttu…

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı