Yazarlar

Ben aranızdayken…| İsmet Macit

Üstad Hazretleri sıkıntının zirve yaptığı yıllarda hizmet erlerini iki temel hakikate yönlendirmiştir.
İhlas ve uhuvvet…

Çetin imtihan dönemlerinin en az hasarla atlatılması kalpte ihlasın, fertler arasında uhuvvetin olmasına bağlıdır.

Allah Kur’an’ında “mü’minlerin gönüllerini birbirine ısındırıp bir araya getiren de Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalplerini uzlaştıran O’dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarf etsen bile, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın,  Ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü’dür, Hakim’dir.” (Enfal-63) buyurarak müminler arasındaki uhuvveti bir nimet olarak zikretmektedir.

İşte sırf bu sebepten şeytan ve ondan ders alan insanlık düşmanları kardeşleri birbirine düşürmek için gayret sarf ederler. Zira bilirler ki bir topluluğun rüzgarının kesilmesi kuvvetlerinin azalması toplumu oluşturan fertler arasındaki uhuvvetsizlikten olur.

Bu yönüyle de Allah Resulü (sav) sahabesinin üzerine titrerdi. Bir tartışma, uhuvveti zedeleyecek bir âmil ortaya çıkınca anında müdahale ederdi. İşte bir örnek:

Muhammed ibn İshak kanalıyla Zeyd ibn Eslem’den rivayet edildiğine göre; cahiliye döneminde fitneci ve müslümanlara karşı şiddetli kini olan Şâs ibn Kays, Efendimiz’in (sav) ashabından Evs ve Hazrec’e mensup müminler bir mecliste oturup sohbet ederken yanlarına uğradı.

Câhiliye devrinde aralarındaki düşmanlıktan sonra İslâm’ın onlarda hasıl ettiği bu birbirine ülfet ve muhabbet, birlik ve beraberlik manzarası onu daha da bir kin ve öfkeyle doldurdu. Kendi kendine: “Kayle oğulları (Evs ve Hazrec) topluluğu bu ülkede toplanmışlar. Onlar böyle birlik halinde olurlarsa bize bu ülkede hayat yok” dedi.

Yanında bulunan gence:
“Git şunların yanına otur ve onlara Buâs günlerini hatırlat. O günler hakkında söylemiş oldukları şiirlerden oku.” dedi. Buâs günü, Evs ve Hazrec arasında savaş olmuş ve Evs galip gelmişti.
Yahudi genç Müslüman grubun yanına gidip Şâs’in istediğini yaptı. İki kabileden birinin şairlerinden o savaştıkları günlerden biri hakkında söylemiş olduğu bir şiiri okudu. Karşı tarafta kendi şairlerinin o günler hakkında söylediği şiirlerinden okumaya başladılar derken hatıralar canlandı, tartışma çıktı, birbirlerine karşı övünmeye başladılar.

İş öyle bir noktaya geldi ki; Evs ibn Kayzî ibn Amr (Evs’den) ve Cebbar ibn Sahr ibn Umeyye (Hazrec’den) önce birbirlerine sövmeye, sonra kavgaya başladılar da birbirlerine hücum ettiler.

“İsterseniz o günü tekrarlarız!” diyerek taraftarlarına “silâha, silâha” diye savaş çağrısı yaptılar. Evsliler ve Hazrecliler toplanarak Medine dışında volkanik kayaların olduğu Zâhira’ya çıktılar.

Tartışmayı duyan Efendimiz (sav) beraberinde muhacirlerden bazıları olduğu halde hemen Zahira’ya geldi.

Ve: “Ey müslümanlar; Allah adına sakin olun, bu bir cahiliyet davasıdır. Ben
aranızdayken, Allah sizi İslâm’a hidayet etmişken, size İslâm ile ikramda bulunmuşken, sizi
cahiliye işlerinden ayırıp küfürden kurtarmış ve aranıza bir ülfet vermişken halâ cahiliyet
davası mı güdecek ve eskiden üzerinde olduğunuz küfre mi döneceksiniz?” buyurdu.

Sahabe anladı ki bu şeytanın bir dürtmesi, vesvesesidir, düşmanlarının bir hilesidir. Derhal silahlarını atıp (Evs ve Hazreçliler) ağlaşarak birbirlerine sarıldılar. Daha sonra Efendimizle (sav) birlikte ona itaatle, onu dinleyerek Medine’ye döndüler. Allah, Şâs ibn Kays’ın uyandırmış olduğu içlerindeki o fitne ateşini söndürmüştü.

Rabbim VEDUD ismi hürmetine hizmet arkadaşlarımızı ve kardeşlerimizi birbirlerine sevdirsin.. Hakiki ihlas be uhuvvet lütfetsin!

Hizmetten | İsmet Macit

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı