Aktüel

Yiğidin harman olduğu yer neresi? | Bahattin Ağabey’in ardından…

Yiğidin harman olması demek şehadettir, yiğit şehit olarak harman olur

Onunla ilk tanışmamız bir gazete abone kampanyası programında olmuştu. 2006 ya da 2007. Gazetemizin Hessen abone temsilciliği görevine yeni getirilmişti. Almanya’da kampanyamızı anlatmak için şehir şehir geziyordu. Bizim şehrimize de uğramış kalabalık bir arkadaş topluluğuna gazetemizin önemini ve kampanyaya sahip çıkmamız gerektiğini anlatan bir sunum yapmıştı.
Tanışma esnasında “Sen nerelisin?” sorusuna muzip bir arkadaş, daha ben cevap vermeden “Yiğidin harman olduğu yerden.” diye cevap vermişti.
Bahattin abi bu sefer soruyu değiştirerek sordu “Sen Yozgat’lı mısın?”. “Hayır abi , ben Sivas’lıyım.” Diye cevap verdim. Bahattin abi bunun üzerine yeniden bir soru sordu “Yiğidin harman olması ne demek?” Belli ki bir şeyler daha anlatmak istiyordu. Biz “bilmiyoruz “ diye cevap verdikten sonra ikinci bir soru ile konuyu açtı.
“Ben yiğidin harman olduğu yerden geliyorum.” Ve devam etti. “Yiğidin harman olması demek şehadettir, yiğit şehit olarak harman olur, ben Çanakkale’liyim.” Arkadaşlarımla beraber ben de dersimizi almıştık. Ondan sonra bir daha “yiğidin harman olduğu yer” olarak kendimi hiç tanıtmadım, çünkü her defasında Bahattin abinin ikazı aklıma geldi.
Programımız bitmiş, Bahattin abi’yi Almanya’nın başka bir şehrine gitmesi için istasyona bırakmamız gerekiyordu. Onu istasyona ben bıraktım. Yolda giderken de hem biraz latife, hem sohbet-i Canan kısa bir yolculuğumuz oldu. Onu Dortmund trenine bindirdim eve geldim.

Gece yarısı saat 2 gibi cep telefonumun çalmasıyla uyandım. Arayan gazetemizin abone temsilcisi idi. “Abi, saat kaç? Saatten haberin var mı? Sabah niye aramıyorsun?” diye çıkışmamın ardından arkadaşım “Saati de biliyorum, gece yarısı olduğunu da. Sen Bahattin Abi’yi nereye gönderdin?” dedi. “Dortmund”. dedim  “İyi de beni niye Hamburg’tan arıyor Bahattin abi ?”
Evet, iki trenin saatleri birbirleriyle bir-iki dakika farklı idi. Ben panodan hangi trenin önce geleceğine bakmıştım ve ilk gelen tren Dortmund treni olacaktı, ona bindirmiştim. Fakat Hamburg treni önce gelmiş,  dolayısıyla Hamburg trenine bindirmişim.
Daha sonra Hamburg’daki gazete temsilcisi arkadaşımız bana bu istemeden yapmış olduğum hatadan dolayı teşekkür etti. Bahattin Abi’yi gece istasyondan almışlar, birkaç gün hem misafir edip hem de programlar tertip etmişler. Çok bereketli bir kampanya sezonu geçirdiklerini ifade etmişlerdi. Cenab-ı Allah (C.C.) belki de Bahattin Abi’ye KUZEY vazifesini ta o zamandan vermişti kim bilir.
Daha sonra başka bir programda onu gördüğümde beni görmesinden utanıp uzaktan bakarken beni yanına çağırdı, o gece yaşadıklarını anlattı. Hakkını helal ettiğini söyledi.
Daha sonra birkaç sene teşriki mesaimiz oldu. En son ne zaman görüştüğümüzü hatırlamıyorum. Fakat bir gün bir haber geldi, Bahattin Abi Türkiye’ye dönmüş. Ondan sonra da ondan bir daha haber alamadım, ta on gün öncesine kadar.
Ortak arkadaşlarımızdan birinin internette Bahattin Abi’nin İsveç’te vefat haberini okuyana kadar.
Meğer Bahattin Abi son dört senedir Türkiye’den ayrılmış, Almanya ve İsveç arasında oturum alabilmek için çaba sarf ediyormuş. Vatanından ayrılmış hicret etmiş, ama henüz oturum alamamış. Kaldığı kampta da Korana virüsüne yakalanmış, vefat etmiş.
Bahattin abinin vefat haberini duyduğum günlerde bir sohbette dinlediğim Nisa Suresi’nin 100. Ayeti geldi aklıma:
“Kim Allah yolunda hicret ederse dünyada gidecek çok yer, genişlik ve bolluk bulur. Kim evinden Allah’a ve Resulüne hicret niyetiyle çıkar da yolda ecel gelip kendini yakalarsa o da mükâfatı haketmiştir ve onu ödüllendirme Allah’a aittir. Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).“
İnşallah şehit oldun Bahattin abi diye kendimi teskin etmeye çalıştım.
Bugün Ramazan’ın ikinci günü. Sabah namazından sonra Bahattin Abi’yi rüyamda gördüm. Birkaç gün önce Rahmeti Rahmana kavuştuğu aklımdan çıkmış, yine tatlı mütebessim çehresi, hoş sohbet. „Abi“ dedim „çok zaman oldu görüşmeyeli ne yapıyorsun nerelerdesin“
„KUZEY’de işlerim var onlarla uğraşıyorum, söz Kassel’e gelirsem seni arayacağım.“
Uyandığımda rüyamın etkisi halen üzerimdeydi. İlk tanışmamızda şehadetten bahseden, yiğidin harman olmasının şehadet demek olduğunu anlatan ve cebri lütfi ilahi ile KUZEY’de vazife ifa eden Bahattin Abi ayet-i kerimenin buyurduğu makama ulaştı diye kanaat getirdim kendimce. (Allahu Alem)

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu