Baharın Habercisi Kış Kampları | İSMET MACİT

Yazar İsmet Macit

Almanya ve Amerika’da kış kampları izlenimleri…

Amansız bir fırtına esiyor yakıp yıkan… Nice içi boş, çürümüş köksüz ağaçları bir bir deviren. Samud kavmini helak eden bu fırtınada kökleri Kur’an ve sünnet minerallerinden beslenenler ayakta kalacak, ötekiler ise “kütükler gibi” devrilip gidecekler.

Efendimizin (sav) “Mümin(ler ise) başak gibidir; rüzgâr onu eğer ama o hemen kalkar doğrulur. Kâfir ise çam ağacı gibidir. Dimdik durur ama bir devrildi mi bir daha kalkıp kendine gelemez” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 12, 16/118, 452) ilahi beyanına mazhar olacaklar ve sarsılsalar da eğilseler de doğrulup kaldıkları yerden devam edecekler. Zira başak taşıyan yükü ağır ekinlerin rüzgarla dans ettiği gibi devrin mazlumları da çile fırtınalarında omuz omuza vererek o sert fırtınaları uhuvvet setleriyle tohum taşıyan rüzgarlara çevireceklerdir.

Kaptanın kaptanlığı da gemi çalışanlarının kabiliyetleri de fırtınalı günde belli olur. Bu fırtınalı denizde dağlar büyüklüğündeki dalgaları geçecek olanlar Kur’an tezgahında yapılan, rotası sünnet, hedefi Rabbin rızası olan geminin ihlaslı mürettebatları olacak.

Mümin, hayatının her anını sünnete göre ayarlar. Sıkıntılı zamanlarını sünnetin ortaya koyduğu stratejilere göre belirler.  Allah Rasulü (sav) sahabenin bitkin ümitsiz aşk ve şevkten mahrum etrafına negatif enerji yaymasını istemezdi. İmanın verdiği neşe ve huzur ile aktif sabırla heyecanla hizmet etmeye devam etmelerini arzu ederdi.

Hani Hicret’in 7. yılında Kaza Umre’si için Mekke’ye gelmişti bin 600 arkadaşı ile Allah Resulü (sav). Müşrikler bir öncü gönderip müslümanların hallerini öğrenmek istemişlerdi. Gözcü Mekke’ye dönüp Müslümanların hallerini güle güle istihza ede ede Kureyş’in ulularına anlatmıştı. “Müslümanlar zayıf, bitkin, hasta, yorgun ve perişan haldeler” demişti. Kureyş uluları ise çıkalım Dar-ün Nedve’nin damına ve müslümanların zayıf perişan hallerine gülelim demişlerdi. Cebrail bu durumu Efendimize (sav) haber verince Efendimiz (sav) Mescid-i Haram’a girerken şöyle buyurmuştu: Ey mümin erkekler ihramlarınızı sağ kollarınızın altından alın (ızdıba) ve hızlı çabuk adımlarla canlı yürüyün (remel) ki bugün heybetli görünüp canlı yürüyene Allah ahirette merhamet edecek.”

Sabır kahramanları, iyiliği organize eden insanlık kahramanları, organize kötülükle mücadele ederken yürüdükleri yolun kaderinin ne olduğunun bilincinde Hz Yakupvâri hüzünlerini Allah’a şikayet ederler. Ve bu tevekkülleri ile asla ümitsizliğe düşmezler. Her fırsatı yol arkadaşları ile kaynaşmaya ve uhuvvete vesile kılar ve selamı aralarında yayarak bir olup, iri olup, diri olup geleceğe yürürler.

Kainatın İftihar Tablosu (sav) da her fırsatta sahabeyi bir araya getirir ve kitle halet-i ruhiyesinden arkadaşların istifade etmesini sağlardı. Mesela bayram namazlarını mescidinde değil hemen yanındaki açık alanda kıldırır ve kadın erkek çoluk çocuk herkesin oraya gelmesini isterdi. Böylece mescide giremeyen kadınların da o alana gelip namaz kılmasalar da o coşkuya şahit olmasını arzu ederdi.

Üstad Hazretlerinin dediği gibi hayalen Asr-ı Saadete tam Uhud sonrasına gidelim. Uhud Şevval ayının 7. gününde olmuştu. Muvakkat bir hezimet yaşayan müminler, Efendimizin (sav) Hamra’ül Esed hamlesi ile toparlanmıştı. Ama Uhud o günlerin Yemeni olmuş, giden sahabelerin bir kısmı geri dönmemişti. Uhud harbinden tam iki ay sonra Kurban Bayramı idrak edilmişti. Tarih kitapları o günlerde Medine’nin nüfusunu beş bin olarak tahmin ederler. İşte Efendimiz (sav) Uhud’daki travmayı bayramdaki birliktelikle tedavi etmiştir.

O (sav) böyle yaparak; Müslümanlar arasındaki uhuvveti kuvvetlendirirken diğer taraftan imanı zayıf olanların ve münafıkların kalplerindeki isi pası buradaki uhuvvet ırmağında yıkamıştır.

Tabi asıl mesaj ise kötülüğü organize edenlere idi. O (sav) sahabesinin halinin Mekke’ye rapor edildiğini biliyor ve şu aşkın ve şevkin; şu birliktelikten hasıl olan coşkunun kulaklarına gitmesini istiyor ve yıkılmadık ayaktayız mesajı veriyordu.

Hizmet insanı her fırsatı bir coşku pınarına çevirip uhuvvetini perçinleyerek aktif sabırla hizmetine devam eder. Tüm dünyada kış kampları işte bu birlikteliği sağlayan en güzel vesileye dönüşmüş durumda.

Gerek Avrupa’da gerekse Amerika’nın iki ayrı eyaletinde katıldığım kamplarda o coşkuya şahit oldum. Kalp hayatına ve kulluğunuza çok şey katan kampların en önemli faydası ihlaslı birlikteliklerle geleceğe ait ümidin canlı tutulması ve oluşan metafizik gerilimle yapılacak hizmetler için enerji depolanmasıydı.

Rabbim bizleri razı olacağı kulluk ve uhuvvet atmosferinde yaşatsın. Hizmet aşk ve şevkimizi kuvvetlendirsin.

 

 

 

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...