Yazarlar

AMAN DİKKAT | İsmet Macit’in kaleminden…

Zor(lu) bir dönemden geçiyoruz..Fırtınalar çok sert esiyor..Tesellimiz...

AMAN DİKKAT…

Zor(lu) bir dönemden geçiyoruz..

Fırtınalar çok sert esiyor..

Tesellimiz meşru bir yol ve sırat-ı müstakim ehli olanların Asr-ı saadetten beri başlarına gelenlerin yaşanıyor olması.

Bu yaşananlardan biri de Muhacir-Ensar kardeşliği ve şeytan ile avenelerinin bu destansı kardeşliği bozma çabalarıydı…

Şeytan, bu kardeşliği zedelemek ve birbirine düşürmek için çok uğraşacaktır..

Destansı Ensar-Muhacir kardeşliğinin temeli Medine’den gelen 12 Ensar’ın Müslüman olduğu Akabe biatlarında atılmıştı. Bu kardeşlik o kadar önemliydi ki; Şeytan Mekke’nin tüm mahallelerinde duyulacak şekilde bir çığlık koparmıştı: “Ey hacılar, ey Mekkeliler, yetişin! Müzemmen (sövülmüş manasına gelen hakaret amaçlı Efendimize takılan isim) insanları kandırdı, sizinle savaşmak için sözleştiler. Uyanın!”

Şeytanı telaşlandıran Muhacir-Ensar kardeşliğinin temellerinin atılıyor olmasıydı. Bu yüzden Şeytan yüzyıllar boyu bu kardeşliği baltalamak için çaba sarfetmişti. İşte onlardan birini Taberî anlatıyor:

Ben-i Müstalik Seferi dönüşü bir kuyunun başında, Gıfâr oğullarından muhacir Cahcah ibn Saîd ile ensardan Sinan el-Cühenî tartışmış ve kavga yumruklaşmaya kadar varmıştı. Bu arada Sinan el-Cühenî: “Yetişin ey Ensar!” diye bağırırken Cahcâh da:”Yetişin ey muhacirler!” diye bağırmış bir anda kılıçlar çekilmiş ve yeryüzünün gördüğü en temiz iki topluluk (Muhacir-Ensar) neredeyse birbirlerini öldürecek hale gelmişti.

Bu arada olayları izleyen baş münafık Übeyy ibn Selûl: “Bunu da mı yaptılar? çoğaldılar ve bizi beldemizden kovacaklar. Bizim ve Kureyş celâbîbi’nin misali aynen “Besle köpeğini yesin seni” misali gibidir. Eğer Medine’ye dönecek olursak elbette aziz olan zelîl olanı mutlaka oradan çıkaracaktır. Bunu kendinize siz yaptınız. Onları beldenize aldınız, mallarınızı onlarla paylaştınız. İşte yaptığınızın neticesi. Şayet elinizdekileri onlara vermeyip tutsaydınız ülkenizden ayrılıp başka taraflara giderlerdi.” dedi.

Zeyd ibn Erkam hem olanları hemde İbn-i Selül’ün söylediklerini Efendimiz’e (sav) haber verdi. Allah Resulü (sav) bu kavgayı yatıştırdıktan sonra “bunlar cahiliye artığı davranışlar” buyurdu. Sahabe efendilerimiz diyor ki:” Ne bu vakıadan önce ne de bu vakıadan sonra Allah Rasulünü (sav) bu kadar hiddetli görmedik.”

Ümmeti arasına düşmesi muhtemel bir fitne Efendimizi (sav) o kadar üzmüştü ki; sahabe birbiriyle konuşup fitneyi büyütmesin diye o gün ve gecesi boyunca ve ertesi günün ilk saatlerinde de onları yürüttürmüştü. Fuvayku’n-Nakî’de Nak’â’ (veya Bak’â’) adındaki bir su başında tekrar konakladılar.

Gecesinde gündüzünde kardeşlik ikliminde öyle koşturacak ve omuz omuza vereceğiz ki şeytan yol bulup içimize sızamayacak inşallah…

Ve şu ayetin verdiği müjde kapsamına girmeyi Rabbimizden dileniyoruz:

“Onlardan önce Medine’yi yurt edinip, onu İslâm’a da yurt olarak hazırlayan ve imanı da kendilerine bir yurt kılmış olanlara gelince, onlar Allah yolunda muhacir olarak kendilerine gelenlere sevgi besler, onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir kıskançlık, bir ihtiyaç hissetmezler; bunun da ötesinde, kendi paylarına düşen yoksulluk da olsa onları kendilerine tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte onlardır kurtuluşa eren ve gerçek mazhariyet sahipleri (Haşir-9)

İsmet Macit-Araştırmacı Yazar

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı