Mizan

Allah, aysbergler gibi buzları eritir | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Yurtdışında “himmet toplulukları” oluşturmak suretiyle, hem mağdurlara hem de onların ailelerine mutlaka el uzatmak lazım!..

İkinci mesele, ne yapıp yapıp o mazlum ve mağdurların maddî manevî yardımlarına koşmak. Hatta, mesela, bir yerde evimiz-barkımız varsa, onu satıp o insanlara el uzatmak!.. Geçen de “himmet” adına dedim. Türkiye’de de olabilir fakat siz, Türkiye’de bugün, evinizi barkınızı, onlara yardım etmek için satmaya kalkarsanız, ona da el koyarlar. Çünkü haram-helal duygusu birbirine karışmış. Hak yok, adalet yok, istikamet yok, haram-helal bilgisi yok!..

Oysaki İslam, “muamele” açısından haram ve helalden ibarettir. “İslam, muâmeleden ibarettir.” Muamelâtında haramı irtikâp eden bir insan, helali helal bilmeyen bir insan, haramı haram bilmeyen bir insan, Müslümanlığında da o kadar yaya, zavallıdır; asfaltta yürüyorum zannediyor ama patikalarda tekliyor duruyordur. Zavallı… Evet, bu açıdan da orada (Türkiye’de) ev satmaya, bağ satmaya kalksanız, arazi satmaya kalksanız, gelir onu da gasp ederler. Çünkü artık o mübarek ülke, Ali Baba’nın Kırk Haramîlerinin ülkesi haline gelmiş. Müslümanlığın sadece adı var. Ve onu, bir yönüyle, dillendiren insanlar da sadece onların hissiyatlarına -menfûr, mağdûb, merdûd, makhûr hissiyatlarına- tercüman olmak suretiyle, mel’ûn insanlara şirin görünme gayreti içindeler, onların arkasında koşuyorlar.

O açıdan da, dua etmenin yanı sıra, dışta “himmet toplulukları” oluşturmak suretiyle, hem mağdurlara hem de onların ailelerine -bir çeşit yolunu bulup- o yardımların ulaşmasını sağlamak lazım. Ailelerine ulaştırır iseniz, onların gönüllerinde de ferah meltemleri esmesi için… Evet, gösteriş, alâyiş, nümâyiş, riya, süm’a, ucub için değil; fakat onları memnun etmek için.. yalnız bırakmadığınızı göstermek için.. ve mağduriyet/mazlumiyet ahvalinde size de dua etmeleri için… Süfyân İbn Uyeyne’nin sözünü hatırlayın: “Bazen, bir muzdarrın duası ile Allah, bütün bir ümmeti bağışlar!” O insanlar, kendilerine ulaşan öyle bir yardım karşısında el açar derlerse, “Allah’ım, bizlere yardım edenlere yardım et!”, Allah (celle celâluhu), aysbergler gibi buzları eritir; açılmaz gibi görünen kapıların arkasından sürgüleri Yed-i Kudret’iyle itiverir ve çözülmez zannettiğiniz o şeyler, Allah’ın izni ve inâyetiyle birden bire çözülüverir.

Evet, dünyanın değişik yerlerinde “himmet toplulukları” oluşturmalı; Türkiye’deki mazlumlarla beraber cebrî muhacirlere yardım etme adına ciddi gayret ortaya konmalı!.. Gerçi, bunu da duyarlarsa, kafaları o istikamette de karıştırırlar; fakat duysunlar, zaten millet yapıyor bunu. Dün, bir arkadaş, bana telefonla söyledi bu meseleyi: “Üç yüz aile ile, Muhacir-Ensâr kardeşliği tesis ettik!” Türkiye’de üç aile ile bunu yapamazsınız; bu, terör örgütü olmak için yeterli bir suç sayılır. Kafalar, o kadar dönmüş; gönüller, o kadar haydutlaşmış ki!.. Birine yapacağınız bir yardım, suç sayılıyor. Nitekim burs verme mevzuu, okul yapma mevzuu, üniversiteye hazırlık kursu açma mevzuu âdeta bir şekâvet işi gibi algılanmış ve bütün bu hareketlerin hepsine “terör hareketi” adı konmuş. Her şeye rağmen, ikinci mesele, himmet etme; bu mevzuda, onların yanında bulunma. Ve bunu yapıyorlar; Muhacir-Ensâr kardeşliği yapmışlar.

Bu video 05/03/2017 tarihinde yayınlanan “DİKENLİĞE DÜŞEN GÜLLER VE İNLEYEN BÜLBÜLLER” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://www.herkul.org/bamteli/bamtel…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu