Çocuk parklarında oynamak her çocuğun en temel hakkı olsa da, yasal güvencelere rağmen engelli çocuklar dünyanın pek çok yerinde sosyal yaşamın dışında bırakılmaya devam ediyor. İsviçre’de yaşayan eğitimci Muzaffer Şana, bu “görünmezliğe” dikkat çekmek ve engelli hakları konusunda farkındalık oluşturmak için sembolik ama sarsıcı bir eyleme imza attı. Şana, sırtına bağladığı kartondan tekerlekli sandalye ile tam 44 kilometre pedal çevirdi.

Yasalar Yetersiz, Toplum Kapsayıcı Olmalı
İsviçre Federal Hükümeti (Bundesrat), BM Engelli Hakları Sözleşmesi’ne uyum kapsamında yeni bir yasa paketini gündeme taşısa da, sivil toplum örgütleri ve engelli hakları savunucuları bu adımları yetersiz buluyor. Ülkede başlatılan geniş kapsamlı kampanya çerçevesinde 100 bin imza toplanarak parlamentoya sunuldu. Helvetiaplatz’da düzenlenen eylemlerde ise “kapsayıcı toplum” çağrıları yinelendi.
Bir Babanın Mücadelesi ve “Hand in Hand” Platformu
Bu hak arayışına bisikletiyle destek veren matematik öğretmeni Muzaffer Şana’nın hikayesi ise oldukça duygusal. 15 Temmuz sonrası Türkiye’de yaşanan hukuksuz süreçler nedeniyle fiziksel engelli kızı Nezaket Pınar ve ailesiyle birlikte Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan Şana, 4,5 yıldır İsviçre’de mülteci olarak yaşıyor.
Türkiye’de cezaevindeyken kızı Pınar’ın yaşadığı mağduriyetleri ve göç yolundaki zorlukları unutmayan Şana, bugün 15 yaşında olan kızıyla birlikte engelli hakları mücadelesinin en ön saflarında yer alıyor. İsviçre’de kurulan ve göçmen ailelerin dayanışma adresi olan “Hand in Hand” platformu çatısı altında çalışmalarını sürdüren Şana, toplumsal farkındalığın rampalardan daha önemli olduğunu vurguluyor.

“Engelli İnsan Yok, Engellenen İnsan Var”
Sırtında taşıdığı karton sandalye ile engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştığı fiziksel ve duygusal yükü hissettirmeyi amaçlayan Şana, eyleminin gerekçesini şu sözlerle ifade etti:
“Engelli insanlar yok, engellenen insanlar var. Mesele sadece rampalar değil, bakış açısı. Parkta neden her çocuk oynayamıyor? Oynamak her çocuğun hakkı değil mi? Attığım adım küçük olabilir ama büyük bir farkındalığın başlangıcı olabilir. Birlikte yürürsek sesimiz daha gür çıkar.”
En Büyük Engel: Toplumsal Önyargılar
İsviçre’nin 2014 yılında onayladığı Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi (BM EHS), kağıt üzerinde güçlü haklar tanısa da uygulamada hala ciddi boşluklar bulunuyor. Fiziksel engellerin (asansör, rampa eksikliği vb.) yanı sıra, engelli çocukları kamusal hayattan dışlayan en büyük etkenin toplumsal önyargılar ve “görünmezlik” olduğu belirtiliyor.
Muzaffer Şana ve destekçileri, çocuk olmanın ve oyun oynamanın hiçbir koşula bağlı olmaması gerektiğini hatırlatarak, tüm kalpleri bu empati yolculuğuna davet ediyor.


