St. Gallen’de Anlamlı Buluşma: Katolik Kilisesi’nde Aşure Günü Etkinliği

Yazar hizmetten
web

“St. Gallen Säntisbildunginstitut Derneği gönüllüleri ile Katolik Kilisesi iş birliğinde, 31 Ağustos Pazar günü Wittenbach’taki Katolik Kilisesi’nde Aşure Günü etkinliği gerçekleştirildi. Yaklaşık 80 kişinin katıldığı program, günün anlam ve önemine dair bir saatlik sunumlarla başladı. Konuşmalarda, aşurenin tarihçesi ve kültürel değeri üzerinde duruldu.”

kurban-2026-eu

Sunumlardan sonra misafirlere bu özel gün için hazırlanan aşure ikram edildi. Bazı İsviçreli misafirler hayatlarında ilk kez aşure tattı ve bu tatlıyı çok beğendiklerini dile getirdiler. Katılımcılar, aşure eşliğinde sohbet etme ve birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldular. Programın sonunda herkes mutlu ve memnun bir şekilde mekândan ayrıldı.

Rahip Pfarrer Bruno Amman Bey günün anlam ve önemi ile ilgili şunları söyledi:

Bir yıl önce Türk topluluğundan bazı kişiler bana gelerek Aşure Günü’nü birlikte yapmak istediklerini söylediler. Süreç bir yıl sürdü ama bugün bunun gerçekleşmiş olmasından dolayı çok mutluyum. Hepinize bizimle iletişime geçtiğiniz için teşekkür ediyorum. Bugün burada Hristiyan ve Müslüman kardeşlerimizi sevgiyle selamlıyorum. Bu program, uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir fikrin gerçekleşmesidir. Dua ederek Tanrı’dan bütün insanları bir aile olarak birleştirmesini, halkları kardeşçe kaynaştırmasını, bizlere sevgi, ışık ve barış içinde yaşama gücü vermesini diliyorum.

Programda ayrıca Doğu kültüründen müzik dinletisi sunuyoruz. Kutsal Kitap ve Kur’an’da geçen ortak hikâyeler bize aynı sevgi mesajını hatırlatıyor. Katolik Kilisesi bünyesinde Sosyal Hizmetler Sorumlusu Christian Leutenegger Bey ise şu konulara değindi: Bugün size Nuh Tufanı hikâyesini kısaca anlatmak istiyorum. Bu öyküde gökkuşağı Tanrı’nın işareti olarak çok önemlidir. Çoğu zaman ‘günah tufanı’ denir ama aslında anlamı büyük tufandır.

Tufanın sebebi insanların kötülük içinde yaşamalarıdır. Tanrı bundan dolayı tufanı gönderir. Fakat Nuh’a bir gemi yapmasını emreder. Nuh, ailesiyle birlikte gemiye girer, her hayvandan birer çift alır. Büyük tufan başlar, sular yeryüzünü kaplar. Sonunda sular çekilmeye başlar ve güvercinin getirdiği zeytin dalı umut işareti olur. Tanrı tufandan sonra gökkuşağını koyar ve şöyle der: “Bir daha yeryüzünü tufanla yok etmeyeceğim. ” Bu hikâyede iki önemli mesaj vardır: Tanrı’nın vaadi ve Tanrı’nın merhameti. O, adildir ama aynı zamanda merhametlidir. Hatalarımıza rağmen bize yeniden fırsat verir.

St. Gallen Säntisbildunginstitut Derneği adına programa katılan Belgin Afşaroğlu Hanım ise Aşure Günü hakkında şunları söyledi:

Şimdi sizlere aşureden, yani Nuh peygamberin yemeğinden bahsetmek istiyorum. Büyük tufandan sonra gemi dağa oturduğunda kurtulanlar ellerinde kalan çok az malzemeyle bir yemek yaptılar. Allah’ın bereketiyle bu yemek herkese yetti. O günden beri bu gelenek sürmektedir.

Aşurenin içinde buğday, fasulye, kuru meyveler, ceviz, fındık ve nar gibi çok farklı malzemeler vardır. Her biri ayrı ayrı hazırlanır ama sonunda aynı kazanda birleşir. Yine de her malzeme kendi tadını korur. İşte bu bize çeşitlilik içinde birlik mesajı verir.

Aşure, farklı kültürlerden insanların bir arada, uyum içinde yaşayabileceğini sembolize eder. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. Bu yüzden sizleri aşureyi bu duygularla tatmaya davet ediyorum.

Konuşmamı umutla bitirmek istiyorum: Aşure bize barışı, dostluğu ve Allah’ın bereketini getirsin.

Diğer Yazılar

1 yorum

Yoruma Kapalı

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy