1
STRAZBURG – 24 Haziran 2026’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Konseyi önünde gerçekleşen 5. Adalet Buluşması’nda, Türkiye’deki insan hakları ihlallerine karşı binlerce kişi bir araya geldi. Ancak bu eylemin en anlamlı yanlarından biri, sahip oldukları bedensel engellerine rağmen Türkiye’deki mağduriyetlere ses vermek için bir araya gelen engelli aktivistlerin duruşuydu. İnsan hakları savunucuları ve mağdurlardan oluşan bu kalabalık, Avrupa Konseyi’ne ve AİHM’e Türkiye’deki uygulanmayan mahkeme kararlarına karşı daha güçlü ve somut adımlar atması çağrısında bulundu.
Eylemin merkezinde yer alan talep açıktı: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı kararlarının Türkiye’de derhal uygulanması. Sivil toplum örgütleri adına sunulan mektupta, hukuksuzlukların artık sadece Türkiye meselesi olmadığı, Avrupa insan hakları sisteminin bir sınavı olduğunun altı çizildi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset’e ve AİHM yetkililerine hitap edilen mektuplar, Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve uygulanmayan AİHM kararları karşısında daha koordineli ve etkili müdahaleleri talep etti.
Engelli Aktivistlerin Duruşu: Görünmeyen Mağduriyetlerin Sesi
Strazburg’daki eylemde özellikle dikkat çeken bir grup vardı: Türkiye’deki tutuklu engelliler ve engelli çocukların tutuklu anne babalarının durumuna ses vermek için gelen engelli hakları savunucuları. Almanya’dan gelen görme engelli Oktay Özdemir ile İsviçre’den gelen özel gereksinimli kızı olan Muzaffer Şana gibi aktivistler, bedensel engellilerine rağmen adalet çağrısında ön saflarda yer aldı. İsviçre’den eyleme katılan, özel gereksinimli kızı olan Muzaffer Şana, bu özel buluşmanın amacını ve taşıdığı mesajı net bir şekilde ifade etti.
Şana, AİHM’nin önünü seçmelerinin nedenini şöyle açıkladı:
“Burası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin önü. Tüm hak arayanlar gibi bizi de burada daha iyi görürler. Sırtımızda kartonlar, tekerlekli sandalye daha dikkat çekici olur, diye düşündük.”
Eylemin temel hedefi, Türkiye’deki tutuklu engellilerin ve engelli çocukların ihtiyaçlarını uluslararası platformda duyurmaktı. Muzaffer Şana, bu konuda şunları ekledi:
“Ekranlarda ve eylemde, hem yerelde hem de uluslararası medyada fark ediliriz ve Türkiye’deki tutuklu engelliler ve engelli çocukların ihtiyaçları, anne ve babalarının ihtiyacı için engelli çocukların sesini duyurmak için geldik.”
Vicdansızlığın Üst Boyutları
Şana, Türkiye’deki adaletsizliğin ve vicdansızlığın boyutlarına da değindi. Engelli bireylerin tutuklanmasının veya engelli çocukların anne babalarından mahrum bırakılmasının yarattığı derin etkiyi vurguladı:
“Ayrıca bu şekilde, Türkiye’deki adaletsizliğin ne kadar kötü olduğunu, vicdansızlığın ne seviyede olduğu daha iyi görülür, daha iyi hissedilir diye düşündük. Haksız yere bir insanın tutuklanması tabii ki insanlarda büyük etki oluşturuyor ama engelli olduğu halde bir insanın tutuklanması veya anne babasına çok çok fazla ihtiyacı olduğu halde anne babasının, hatta birlikte tutuklanması vicdansızlığın ne kadar üst boyutlara geldiğini göstermiş oluyor.”
Uluslararası Çözüm Arayışı
Uluslararası arenada çözüm arayışında olduklarını belirten Şana, Birleşmiş Milletler’deki engelli hakları önceliklerine dikkat çekti:
“Biz de bunu direkt birebir de insanlara anlatmak için buradayız. Onlar için neler yapılabilir? Çünkü Birleşmiş Milletler’de vesaire yerlerde engelli haklarıyla alakalı öncelikler oluyor. Bunları nasıl dile getirebilirizin çözümünü arıyoruz. Strazburg’daki eylemde bunu duyurmak için bir fırsattı diye düşündük.”
Avrupa Konseyi’ne Somut Taleplerle Mektup
Etkinlik sırasında Avrupa Konseyi ve AİHM yetkililerine, Türkiye’deki hak ihlaflerine ilişkin somut taleplerin yer aldığı mektuplar teslim edildi. Mektupta, AİHM’in Yalçınkaya v. Türkiye (2023) ve Yasak v. Türkiye (2026) gibi açık insan hakları ihlali kararlarına rağmen, bu kararların hem yürütme hem de yargı makamları tarafından görmezden gelindiği hatırlatıldı.
Sivil toplum örgütleri adına yapılan basın açıklamalarında, Avrupa Konseyi’nin yetkisini tam kullanmaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin otoritesini savunmaya ve bağlayıcı kararların daha fazla gecikme olmaksızın uygulanmasını sağlamaya çağrıldı.
Sembolik Eylemlerle Adalet Mesajı
Etkinlikte farklı sembolik eylemler ve tiyatro oyunuyla adalet ihlalleri ve mağduriyetler görünür kılındı. “Adalet Duvarı”nda katılımcılar kendi adalet taleplerini yazı, çizim ve renkler aracılığıyla ifade etti. Ege ve Meriç temasıyla göç yollarında çocuklarıyla birlikte hayatını kaybedenler, tutuklu siyasetçi, gazeteci ve hak savunucuları, KHK mağdurları ile diğer mağdur gruplar anlatıldı.
Futbolla adalet mesajı veren eylemde, farklı ülkeleri temsil eden 11 kişi, futbol dizilişiyle “One World, One Justice” pankartı arkasında yürüyerek adalet için birlik mesajı verdi.
Sonuç
Strazburg’da düzenlenen bu eylem, Türkiye’deki insan hakları ihlallerine karşı Avrupa’nın kalbinde yükselen en güçlü seslerden biri olarak kayıtlara geçti. Engelli bireylerin adalet arayışı, vicdanları yaralayan bir tabloyu bir kez daha dünya gündemine taşıdı. Eylemin başlıca mesajı açıktı: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları artık uygulanmalı, mağdurlar artık bekletilmemelidir.
