Hikayeler

Yürürsün | Gökhan Bozkuş

Yürürsün bazen…

Ellerin cebinde,  başın önünde. Yanında bir dost ya da gölgen geride. Yürürsün bazen rüzgârla birlikte. Yapraklar eşlik eder sana. Ağaçlar ayaklanır.  Toprak titrer altında, bulutlar yarışmak ister huysuzca… Yürürsün nehir kenarında ve sırtın maziye dönük.  Yürürsün bazen… Sağ kolunda sımsıkı cansız bir kedi ve yüzüne çarpan yağmur taneleriyle bir kız çocuğu olursun bir ormanda. Satantango’da Estike olursun. Yürürsün… Orestieda’ya çok yakın bir yerde Fahrettin ya da bir vincin altında Mustafa. Yürürsün sen. Duymazlar görmezler seni. Karanlık bir odada öksürür de düşersin bir sandalyeye. Ne sesini duyan olur ne sessizce elveda deyişini. Yürürsün dostum. Yürürsün şair Adnan Yücel’ce…
” Sen yürürsün rüzgar yürür
Sabahlar sığmaz olur gözlerine
Her adımda çözülür bir karanlık
Şafaklar çiçek sunar ellerine
Gün tutuşur
Dağlar aydınlanır
Yeniden canlanan bu yaşam
Türküler dizer saçının tellerine”

Çarşambayı Sel Aldı ezgisi gelir misafir olur zihnine. Gözlerin ileride yolun sonundaki gölgede ve ellerin göğsünde. Yürürsün ciğerparem buz olur umudun. Ilık ılık erir de ellerinde durmak istemezsin. Yürürsün.

Sen yolları sevmişsin. Yol kaderin. Yürümek nasibin. Ve belinde bir ağrı ile mahkum olunca yatağa bir an.  Ağlar ve doğrulmak istersin o an. Ne ağrılar ne başka bir gam… Yürürsün Moai denen heykeller oynar yerinden, düşer peşine. Yürürsün vefasızlığa sünger çekerek.
Yürürsün yürümenin ne olduğunu bilmeyenlere yüzünde Frida’nın acı tebessümü ile ve ondan dizelerle…

“Bir dik duruşun,
Kaç yenilgi,
Kaç gözyaşı,
Kaç kalp ağrısı ettiğini
bilemezsiniz.”

Yürürsün ve bilirsin. Çünkü sen göğsünde yolları katlayıp saklayan Yunus’ları,  çünkü sen bağrında sitemleri eritip tebessüm eden Mısrî’leri seversin. Yürürsün ve üşürsün. Sürgün Mehmed Uzun seslenir sana.

“ve bağırdı annem tam kapıdan çıkarken,
yüreğini ört insanlar soğuk, üşürsün”

Ama sen üşüsen de yorulsan da aldırmazsın. Yürürsün…

Hizmetten | Gökhan Bozkuş

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu