Yok Mu Yürekli Bir Savcı? Vardı… | İSMET MACİT

Yazar İsmet Macit

Ülkede bir mafya lideri yapılan yolsuzlukları ve hukuksuzlukları adres ve isim vererek ifşa ediyor. Kolluk kuvvetleri ve hakim-savcıların mafyaya esir olmasından dolayı çöken adalet mekanizmasının kılı dahi kıpırdatamıyor.

Muktedirler, adalet mekanizmasındaki savcıların cübbelerini deli gömleği gibi onların boğazlarına doladılar, ellerini-ayaklarını bağladılar. Ve ülkeyi ayakta tutan omurga kırıldı, devletin tüm anayasal organları temelinden sarsıla sarsıla çöktü.

Ve şu ses artık çok yerden yankılanarak ülkeyi soktukları karanlıklarda kayboluyor:

“Yok mu bir yürekli savcı?”

Vardı…

İktidar muhalefet ele ele hukuku katledip adaletin kanına girdiler. Hizmet üzerinden yapılan hukuk katliamı ülke açısından bir turnusol idi! O gün adalet denilseydi, bugün bu rezalet yaşanmazdı!

Cehaletten beslenen kötülük imparatorluğunun; ilimle, kültürle, edeple savaşında iktidarı elinde tutan çete ve muhalefetimsiler ışığın değil karanlığın yanında oldular.

Cemaat en netice; ilim, irfan, diyalog, birlikte yaşama diyor sevgi ile toplumu mayalamaya çalışıyordu. Kirlenmiş ve yakasını zaafları ile derinlere kaptırmış parti, dünyalık menfaati için kardeşlerini götürüp kör kuyulara attılar. Sonra şirazeden çıkıp adaletin kantarı ile oynadılar ve ülkede her şey tepe taklak oldu.

Şimdilerde ise (Almanlar “Scheinwelt“ derler) gerçek olmayan bir dünyada yok olanı varmış gibi yaşıyorlar. Artık ülke yönetmeyi bıraktılar yalanlarla ALGI yönetiyorlar!

Ve başta adalet olmak üzere tüm insani ve dini değerleri tükete tükete tükeniyorlar! Gitmemek için tüm değerleri kayan ayaklarının altına alıp eziyorlar değersizleştiriyorlar! Kazandıklarını gayr-ı meşru yollardan ve hukuku katlederek kazanan sonradan görme arsız hırsızlar; hukuktan, adaletten korkuyorlar.. Satın aldıkları hukuk insanları ile ülkeyi “hukuk minderinin dışında tutuyorlar..

Ülkeyi tapulu malı gibi gören, mağrur, tepeden bakmayı karakteri haline getirmiş kendini solcu zanneden yobazlar ise Cemaate kadim düşmanlıkları ile bunca başarıyı elde etmesinin imkansızlığına kendilerini inandırmışlar. At gözlükleri gevremiş gözlerini öyle kapamış ki bırakın çağı okumayı önlerini görecek halde bile değiller.

Onlar giyotine ilk getirilen Cemaat olunca karanlık kuytularda ellerini ovuşturarak gülüyorlar, “yesinler birbirlerini” diyorlardı! Katledilenin Cemaat değil adalet olduğunu şimdi anladılar ama kafaları o giyotinin içindeydi artık!

Mafya liderinin adeta delilleriyle sunduğu suç dosyalarını takip edecek tek bir savcı çıkmadı koca ülkede. Sözde demokrat solcular ise fosilleşmiş anlayışlarıyla, “geldiğimiz nokta” diyerek ancak durum tespiti yapıyor! Bu noktaya, “darbe bahanesi ile tecrübeli hukuk insanlarını ihraç ederek geldik…” deme cesaretini hiçbir aydın gösteremiyor.

Adaletin gücünü kaybettiği yerde gücü elinde bulunduranların tahakkümü başlar! Darbe gecesi binlerce hakimi uzaklaştırıp yargıyı felç edince, yargıda mafya düzeni başladı… Bunu anladıklarında hukukun cenazesi iktidar ve muhalefetin omuzlarında haset ve kıskançlık mezarlığına çoktan gömülmüştü.

Ülkenin Cumhuriyet savcıları çoktan “rejim bekçileri” olarak tarihe geçti. Ne hazin bir düşüştü bu…

Ama şu tatlı su demokratları yargı sopası ile cemaat dövülürken kazan doğurdu deyip seviniyorlardı ama o sopa kendilerine dönünce kazanın öldüğüne inanmak istemiyorlar. Adalet böyle bir şey işte ona sahip çıkmaz isen o da sana sahip çıkmaz. Evet tam da böyle ilkesiz bir karakteri vardır ülke muhalefetinin: Kendi mahallelerinden olanın malına el konulunca olunca “gasp”, konu cemaatin malları olunca “devlet gereğini yapıyor. Maalesef ülkenin kaderine demokrat solcu olarak şunlar düşmüş.. boyayı hafif kazıyınca altından faşist-gerici bir kafa çıkıyor…

Yok mu şerefli cesur bir savcı?

Vardı…

Ben sadece bir tanesinin bir cümlesini yazayım. Tır savcısı diye tarihe geçen hayatı pahasına devlet eliyle silah kaçakçılığı yapan çetenin peşine düşen Aziz Takçı şöyle haykırıyordu yargılandığı mahkemede, kendini yargılayan hakimlere: Korkak pısırık zengin sofralarında ziftlenen bir savcı olsaydım bugün karşınızda olmazdım Ben burada savunma yapmıyorum, sizin iddianamenizi yazıyorum”

 Evet sözde hukukçu ve “yok mu bir savcı” diye mızırdananlar sözüm size: Aziz Takçı’nın cesareti ve hukukçuluğun zekatı sizlere dağıtılsaydı ülke şu karanlıklara sürüklenmezdi…

Ve bir tavsiye…

Eğer ülkenin geleceğini kurtarmak adına adaleti yeniden tesis etmek istiyorsanız; Aziz Takçı gibi cesaret sembolü savcıları, bir gecede ihraç edilen hukukçuları ve 17/25 polislerinin önündeki demir parmaklıkları yırtın.. işte o zaman aradığınız savcı, hakim ve polisleri bulacaksınız ve ülke geleceği için tarihin en büyük iyiliğini yapmış olacaksınız!

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...