Yazarlar

Yapan “O” idi, eden “O” idi, eyleyen “O” idi | Süleyman Halidoğlu

YAPAN O(cc) İDİ, EDEN O(cc) İDİ, EYLEYEN O(cc) İDİ

Hz. Halid bin Velid Efendimiz’in, Hz. Ebu Bekir Efendimiz tarafından ısrarla görevde tutulması da haktı ve isabetti, Hz. Ömer Efendimiz tarafından azli de haktı ve isabetti. Birbirine taban tabana zıt olan bu her iki karar da icra edildikleri zaman ve zemine tam uygun, yerinde icraatlardı.

Hz. Ömer Efendimiz’in öngörüsü, feraseti ve kanaati çok çok yüksek ve doğruydu. Çünkü bütün o zaferler ALLAH’IN inayet ve keremi idi. Hz. Halid Efendimiz’den bu hususta zerre kadar bir fahirlenme sadır olmasa bile halk yanlış anlamaya düşebilir, muvaffakiyeti Hz. Halid’den bilmeye başlayabilirlerdi, bu muhtemeldi. Çok önemli ve ince bu hususun, o günkü iklimi ve toplumu çok iyi bilen ve tahlil edebilen Hz. Ömer Efendimiz gibi hassas ve yüksek bir dehanın dikkatinden kaçması zaten düşünülemezdi.

Daha yüksek ve daha hassas bir basiret, hassasiyet ve dehanın sahibi olan Hz. Ebu Bekir Efendimiz’in Hz. Halid bin Velid Efendimiz’i vazifede tutma konusundaki reyi ve kararlılığı da tam isabetliydi. Zira Hz. Halid’den kaynaklı böyle bir sakatlık asla ve hiçbir zaman zuhur etmediği( ve son nefesine kadar etmeyeceği) gibi halkların da bu anlamda sakıncalı bir tavrı ve aksiyonu, Hazret’in hilafet vazifesini yaptığı dönemde zahir ve vaki değildi. Sırf mümkün ve muhtemel diye, vaki olmayan bir şeyden ötürü liyakat ve ehliyet sahibi yüksek bir kabiliyetin geriye itilmesi hakka ve hukuka aykırı hakikate zıt olduğu gibi insanlara da zulümdü. Bu, gerçeğin bir yanı…

Bir diğer yanı ise; o dönemde dünya dengelerini elinde tutan Roma ve Pers gibi iki azgın, emperyalist ve muazzam güce karşı aynı anda mücadele ederken Hz. Halid gibi bir kametin eksikliği yeri doldurulamaz bir boşluktu ve bu boşluk o günkü koşullarda telafisi imkansız acı sonuçlara sebep olacaktı. Diğer bütün dahi ve mübarek komutanların olduğu gibi, ehliyet ve beceri yönüyle onlardan bir kaç adım daha ileride bulunan Hz. Halid bin Velid Efendimiz’in çaba ve katkısı da elzemdi, olmazsa olmazdı.

İşte bu iki gerçeği daha dengeli değerlendiren Hz. Ebu Bekir Efendimiz “Halid ALLAH’IN Kılıcı’dır ve ben bu kılıcı kınına sokamam.”diyerek reyinde isabet etmiş ve bu rey çok geniş toplum ve coğrafyaların İslam ile şereflenmesine vesilelik etmiştir.

Yapan "O" idi,  eden "O" idi, eyleyen "O" idi | Süleyman Halidoğlu 2

Hz. Ömer de bu reye itiraz etmemiştir. Ne zamanki yukarıda ifade edilen endişeler kendi hilafetinin ilk zamanlarına denk gelecek şekilde vâkî olunca Hz. Ömer de Hakk’ın hatrının âlî olduğunu fiilen ilân ve ifade etmek için Hz. Halid’i azletmiştir. Ve bu azilden sonra muvaffakiyet ve başarıların devam etmesi de Hz. Ömer Efendimiz’in kararının doğruluğunu isbat etmiştir. Zira bütün güzellikler başkasının değil yalnız ve ancak ALLAH’IN inayet ve keremiyledir, O’nun(cc) lütfuyladır.

Mezkur endişeler Hz. Ebu Bekir Efendimiz döneminde zahir ve vâki olsaydı, O da Hz. Halid’i azledecekti. Çünkü O da Hakk’ın hatrını herşeyin ve herkesin üstünde tutuyordu.

Zamanlama olarak bakıldığında insan şöyle düşünmekten kendini alamıyor: Hz. Ebu Bekir Dönemi’nde iyi ki azledilmedi, zira ihtiyaç büyüktü. Soyut ve muhtemel bir endişe ile bir boşluğa meydan vermek ciddi sıkıntıya sebep olabilirdi. Hz. Ömer Dönemi’nde ise iyi ki azledildi. Çünkü tevhid akidesini incitebilecek alenî bir tehlike vuku bulmuştu.

İşin sahibi ALLAH’tır ve ALLAH dinini birbirine zıt iki uygulamayla te’yit buyurmuştur. Ve bu üç şerefli Sahabe Efendimiz, mü’minlere kıyamete kadar ibret ve rehber olacak bir derse vesile olmuştur.

ALLAH cümlemizi şefaatlerine nail eylesin. Cennette de onlara ve tüm Sahabe-i Kiram Hazeratı’na komşu eylesin. Âmin

Süleyman Halidoğlu

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu