Vefakâr Hizmet Erleri | M. Fatih Yetim

Yazar Hizmetten
web

Yıllar var ki bir dava uğruna ter döken, gözyaşı akıtan, alın teriyle ve çileyle yoğrulan insanlar var bu kervanda.

kurban-2026-eu

Nice fırtınalar geçti üzerlerinden; nice kasırgalar savurmaya çalıştı onları.

Fakat sadakat, sabır ve vefa ile yollarına devam ettiler.

Bugün ise, emekle yoğrulmuş bu kutlu yolu hor görenler, diliyle yaralayanlar, kardeşlik hukukunu hiçe sayanlar onların karşısına dikiliyor.

Hizmet insanları bilirler ki; Allah için adaletle ayakta durmak, her türlü kini ve nefreti aşarak hakkı savunmak imanlarının gereğidir.

Kur’an-ı Kerim şöyle buyurur:  “Ey iman edenler! Allah için adaleti titizlikle ayakta tutun; bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun! O, takvaya daha yakındır.” (Maide, 5/8)

Vefakâr hizmet erleri, adaleti, hakkaniyeti ve vefayı her şartta korumakla yükümlü olduklarını bilirler.

Onların sadakati şahıslara değil, hakikate ve Allah rızasına bağlıdır.

Hocaefendi, Asrın Getirdiği Tereddütler eserinde şöyle der: “Hizmet, öyle bir çekirdektir ki samimiyetle ekilirse, sabırla sulanırsa, dalları âlemi sarar.”

Yıllarca sohbetlerinde de vurguladığı gibi: “Hizmetin geleceği, ihlasla yoğrulmuş ve nefsini davaya fedâ etmiş ruhlarla şekillenecektir.” (Zorluğu Kolaylaştırmak, 2011)

O, emaneti ehline teslim etti, yolu belirledi, rotayı çizdi.

Ne var ki, bugün bazıları küçük meseleleri büyüterek, yıllarca cefaya katlanmış bu kutlu insanların emeklerini değersizleştirmeye kalkışıyorlar.

Hizmeti, dil yaralarıyla büyütmeye çalışıyorlar.

Oysa Hocaefendi, Kırık Testi serisinde hakiki hizmet erinin vasfını şöyle tarif eder: “Gerçek hizmet ehli, kardeşinin kusurunu örten, eksikliğini tamamlayan ve gönül kırmaktan Allah’a sığınandır.” (5. Cilt, s. 89)

Unutulmamalıdır ki menfaat yalnızca para veya makam değildir.

Görünme arzusu, alkış beklentisi, sahnenin önünde olma hevesi de gizli bir menfaat kapısıdır.

Hocaefendi bir sohbetinde şu ikazı yapar: “Hizmet gönüllüleri, vitrinlerde değil, gönül mahzenlerinde görünmelidir. Zira Hak katında değer, görünmeyenlerindir.” (Ölçü veya Yoldaki Işıklar, 2007)

Ne yazık ki bugün, hizmetin nimetlerinden bolca faydalanmış ama cefasına ortak olmamış bazı kimseler, sahnenin önünde olmak için yarışmaktadır.

Oysa bilinmeden yapılan iyilik, ihlasın ta kendisidir.

Hizmet, vitrin değil, mahfiyet isteyen bir yürek işidir.

Bugün, kırmaya değil, onarmaya talip olan yüreklere ihtiyaç vardır.

Bağırarak, hakaret ederek, kardeşini rencide ederek yol alınmaz.

Hizmet bir kardeşlik ve sadakat davasıdır.

Kardeşlik, hataları büyüterek değil, anlayış ve merhametle yaklaşarak korunur.

Kur’an-ı Kerim şöyle buyurur: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin.” (Hucurat, 49/10)

Her çağın kendine has sessiz kahramanları olmuştur.

Onlar, görünmeden görenler, bilinmeden bilinenlerdir.

Alkış beklemeden, isim aramadan, sadece Hakk’ın rızasını gözeterek adım atanlar…

Ve ne acıdır ki zaman zaman, hizmetin yükünü omuzlamamış, bir çileyle yoğrulmamış bazı nadanların, ömrünü bu davaya vakfetmiş yiğitlere dil uzattığına şahit olunuyor.

Vefa, susarken büyümek, görünmezken iş görmek, vefayı görünmeden yaşatmaktır.

Halk arasında söylenen bir sözde ifade edildiği gibi: “İyilik yap, denize at; balık bilmezse Halık bilir.”

Bu yol, nefislerin tatmin edileceği bir arena değildir.

Bu dava, sırf Allah için adım atılan, sabır ve gözyaşıyla yoğrulmuş bir yoldur.

Hocaefendi, Yitirilmiş Cennete Doğru adlı eserinde şöyle seslenir: “Bu yolun yolcuları, gölgelerini bile davaya kurban etmeye hazır olmalıdır. Zira zafer, nefsini unutanlarındır.”

Buna rağmen küçük çıkar hesaplarına kapılanlar, “neden görünmüyorum” diye serzenişte bulunanlar, sadakat kervanının gerçek yolcusu olamazlar.

Bediüzzaman Said Nursî’nin şu sözü de unutulmamalıdır:  “Hak namına hareket eden mağlup olmaz. Eğer zahiren mağlup olsa da, hakikatte galiptir.”
 (Lem’alar, 14. Lem’a)

İhlasla adım atanlar, rıza ufkunda erirler,

Adlarını yüceltmek değil, yalnızca davalarını yaşatmak derdindedirler.

Şimdi hizmet insanlarının kendilerine samimiyetle dönüp sorması gereken sorular vardır:

-Hangi niyetle yürüyorum?

-Hangi safın içindeyim?

-Hizmetin neresindeyim?

Hayatımızın hesabını yalnızca Allah’a vereceğiz.

Şahıslar değil, davalar önemlidir.

Ego değil, tevazu kazanacaktır.

Gösteriş değil, vefa kalacaktır.

Gelin, samimiyeti yeniden kuşanalım.

Gelin,
vefayı ve kardeşliği yeniden hatırlayalım.

Gelin, birbirimize bakarken Rabbimizin yüzümüze bakacağını unutmayalım.

İnşa edenlerin safında olalım. Yıkıcıların değil!

Sessizce, derinden, ihlasla yürüyelim.

Ve kalbimizden, dilimizden şu dualar dökülsün:

Ey kalplerin Sultanı!
Bizi görünmeden görenlerden, bilinmeden bilinenlerden eyle.
İhlasla yoğrulmuş adımlarımıza rahmetinle yoldaş ol.

Ya Rab!
Sesimizi değil, amelimizi duyur; adımızı değil, davamızı yücelt.
İçimizi dertle yoğur, sabırla büyüt, ihlasla taçlandır Allah’ım.

Ey Merhametlilerin En Merhametlisi!
Bizi birbirimizin ayıplarını örtenlerden, kırık gönülleri tamir edenlerden, sessizce iyilik yayanlardan eyle.
Hizmeti menfaat değil, ihlasla taşıyanlardan eyle.

Âmin

Diğer Yazılar

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy