Yazarlar

Ümit, bizim bahçenin bir gülüdür | RECEP ATICI

Malumunuz olduğu üzere Üstad Bediüzzaman’ın “Hutbe-i Şamiye” adıyla Emevi Camisinde verdiği meşhur bir hutbesi vardır ki o hutbede âlem-i İslâmı felç eden altı hastalıktan bahseder. Onlardan biri de “yeis”dir.

Sonra da “hayatım boyunca tecrübe ettiğim şeylere dayanarak şu sonuca vardım” diyerek reçetesini yazar. Onun yazdığı reçeteyi özet halinde verdikten sonra bir yere gelmek istiyorum. Biraz sabrınızı zorlayacağım. Şimdiden özür dilerim.

Üstadımız diyor ki:

“Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâm’ın kalbine girmiş ve yüksek ahlâkımızı öldürmüş. Umumun menfaatını bırakıp şahsi menfaatımıza nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, mânevî kuvvetimizi kırmış. Hatta bu yeisle, başkasının lâkaytlığını ve füturunu kendi tembelliğine özür zannederek neme lâzım der…

Madem bu derece bu hastalık bize bu zulmü etmiş, bizi öldürüyor. Biz de o katilimizden kısasımızı alıp öldüreceğiz. “Rahmet-i İlâhiye’den ümidinizi kesmeyiniz.” (Zümer, 39/53) kılıcıyla o yeisin başını parçalayacağız. “Bir şey bütünüyle elde edilmezse, bütünüyle de terk edilmez.” hadisinin hakikatiyle belini kıracağız inşaallah. İla ahir…”

Evet, ‘bundan sonra ne diyeceksin, merak ettik işin doğrusu’ diyenlerin sabrını zorlamadan söyleyeyim. Malumunuz olduğu üzere Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, 17 Mart 2022 tarihinde AB-Türkiye ortak Parlamento Komisyonu’nda Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin de olduğu bir ortamda Türk hükümetini hatırı sayılır uzun bir konuşmayla çok ağır bir şekilde eleştirmiş. Konuşmanın hepsini burada irdeleyecek değilim.

Onun yapmış olduğu konuşmadan benim bu yazıya mevzu yapmak istediğim bölüm şurası. Diyor ki: “Biz darbeden bir ay sonra Türkiye’yi 4 meslektaşımla ziyarete gittik. Meslektaşlarım bana Türk hükümetinin nasıl oldu da darbeden bir gün sonra darbeye karışmış olan 24 bin kişinin listesini çıkarabildiğini sordu. Çünkü bu insanlar biliniyordu, çünkü bu kişileri hükümet devletin makinesine soktu. Peki, Gülen hareketi ne zaman terörist oldu? Darbe gecesi mi? Ergenekon ve Balyoz davalarında mı? İktidar tarafından devlet mekanizmasına sokulduğunda mı? Gülenistler ne ara terörist oldu?”

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörünün yaptığı bu sert eleştirilerden sonra bir çoğumuz, “Acaba bu eleştiriler, Türkiye’deki surlarda bir gedik açar mı?” diye ümide kapıldı. Belki birazda olmasını istediğimiz şeyin etkili bir organ tarafından dile getirilmesi hepimizde bir ümit hasıl etti. Bu yüzden yeis meselesiyle yazıya giriş yaptım.

Hani hatırlarsanız Mekke’de, Kureyş’in ileri gelenleri; İslam’ı ortadan kaldırmak amacıyla akrabalık bağlarını hiçe sayan, vicdanları kanatan, insanlık dışı kararlar alarak Müslümanlara boykot ilan etmişlerdi. Boykot döneminde yaşananları siyer tarihine havale ederek, burada boykotu kıran insanlardan bahsetmek istiyorum.

Peygamberliğin yedinci yılında başlayan bu vahşi zulüm tam üç yıl devam edince artık değil Müslümanlar, insaf sahibi bazı müşrikler dahi bu zorbalığa tahammül edemedi. Ancak bu insanlar seslerini çıkaramıyor, Ebû Cehil ve diğer Kureyş liderlerine muhalefet etmekten, onları karşılarına almaktan korkuyorlardı. Bu zulmü kaldırmaya cesaret eden ilk yiğit Hişâm b. Amr oldu. Hişâm, boykotun başından itibaren Müslümanlara yardım etmeye çalışıyor, bu uğurda pek çok tehlikeyi göze alıyordu. Hişâm, daha sonra sırasıyla Mut’im b. Adiyy, Ebû’l- Bahteri b. Hişâm ve Zem’a b. Esved’le görüşerek bu ambargonun kaldırılması için birlikte hareket etmeye onları da ikna etti. Ancak burada dikkatinizi çekmek istediğim esas mesele şudur. Bu boykotu kaldırmak üzere bir araya gelen insanların her biri birer kabile reisi olup aynı zamanda müslüman da değillerdi.

İşte Siyer tarihindeki bu örnekten yola çıkarak bende şuna ümit ediyorum. Acaba inanç bakımından müslüman olmayan ve medeni dünyada kabile yerine farklı devletlerden oluşan bu Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörünün sert eleştirileri Türkiye’de mevcut boykotu kırar mı?

Hem niye ümit etmeyeyim ki? Benim Rabbim, Hz. Yâkub’un ağzıyla bana; “Allah’ın rahmetinden asla ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” (Yusuf, 12/87) buyuruyor. Mü’min olmamın gereği elbette gelecekten ümitliyim. Ancak Cenab-ı Hak, yeryüzünde yarattığı her şeyi -sebepsiz yaratabilecekken- sebepler dairesinde yaratıyor. Avrupa Parlamentosu da bu boykotun kırılması adına bir sebep olamaz mı?

M. Akif, “Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar, Me’yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar.” diyor. Ümit, bizim bahçenin bir gülüdür. Dikenleri olsa da koklamaya değer bence.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu