Haber

Ülkelerinde yaşanan zulmü beyaz perdeye aktardılar

ADEM ELİTOK (HELSİNKİ)

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Ortadoğu ülkelerinden Finlandiya’ya gelen göçmenlerin hazırladığı kısa film büyük yankı uyandırdı. Her biri kendi ülkesinde yaşanan zulme dikkat çeken 5 ülke göçmeni, Fin sanatçıların da katılımıyla heyecan verici bir işe imza attı.

Mylly Teatteri Work Group tarafından hazırlanan, Fin oyuncu ve tiyatro pedagogu Mirjami Heikkinen’in yönetmenliğini yaptığı müzikal çalışma, “Sessiz kalmak, sessizliği bozmak” adıyla geçtiğimiz günlerde izlenime sunuldu. Projede, Fin müzisyen Ulla Raitio, Türkiye’den kukla sanatçısı Filiz Aksu, İranlı müzisyen Marouf Majidi, rapçı Poya Talash, Afgan vokaller, Filistin doğumlu Hazem Al Sharif ile Irak’lı 3 Ezidi genç ve Riistavuori’de yaşayan yaşlılar yer aldı.

Dünya müziğini çok dilli rap şarkı sözleri ile birleştiren müzikal belgesel piyasaya çıktıktan kısa süre sonra Youtube’da çok yüksek izlenme oranlarına ulaştı. 14 Ekim tarihinde Helsinki Refugee Film Festivalinde gösterimi yapıldı. Göçmenlerin sorunlarına dikkat çeken projede, AB’nin daha insancıl bir duruş sergilemesi isteniyor. Özellikle Yunanistan’a sığınan göçmenlerin geri itilmesi, sınırdışı edilmesi gibi uygulamalar eleştiriliyor.

HEİKKİNEN: MÜLTECİLERİN SINIRDIŞI EDİLMESİNİ ELEŞTİRİRİZ

Sorularımızı cevaplayan Proje yönetmeni Fin tiyatro sanatçısı Mirjami Heikkinen, fikrin müzisyen Ulla Raitio’dan geldiğini, korona kısıtlamaları nedeniyle büyük atölye çalışmaları yerine müzik videosu hazırlamaya karar verdiklerini söylüyor.

Göçmenlerin sorunlarını anlatmasının her zaman çok kolay olmadığını vurgulayan Heikkien, şöyle devam ediyor; “Bu nedenle kültürlerarası bir çalışma grubu oluşturduk, birbirimizi saygı ve özenle dinledik ve Orta Doğu ülkelerinden çalışma grubu üyelerimizin konuşmaları için bir platform sunduk. Sığınmacıların sorunlarının son derece karmaşık olduğunu ve birbirinden çok farklı olduğunu düşünüyorum. Çalışma grubumuzdaki sığınmacıların bir kısmı kendi ülkelerinde tam bir güvensizlik ve son derece şiddetli ayrımcılık yaşamakta ve güvenli ve özgür bir yaşam ihtiyaçlarının gerçek olduğu ortadadır. Katılımcılarımızdan üçü örneğin Iraklı Yezidiler. Ezidilere yönelik son soykırım 2014 yılında yapıldı. Bu yıkım çalışma grubumuzdaki Ezidi katılımcıları da ölümcül şekilde etkiledi.”

Mültecilerin sınırdışı edilmesini eleştiren Heikkinen: “Genel olarak, çalışma grubumuz daha insancıl göç politikalarını temsil ediyor. Özellikle Yunanistan’da mülteci statüsü kazanmış sığınmacıların, sığınmacılar ve mülteciler için temel hakların yerine getirilmesini garanti edemeyen bir ülkeye sınır dışı edilmesini eleştiririz.” ifadelerini kullanıyor. Geçmişe oranla Fin halkının göçmenlere daha sıcak baktığını ve onlarla arkadaş olup birşeyler öğrenmek istediğini belirten Heikkinen, birçok Fin’in henüz ‘biraz utangaç, çekingen veya meşgul’ olabileceğini düşünüyor.

AKSU: NE ZAMAN İZLESEM GÖZLERİM DOLUYOR

Projede rap şarkı söyleyerek Türkiye’deki sorunlara dikkat çeken kukla sanatçısı Filiz Aksu, 2 yıl önce geldikleri Finlandiya’da eşi Mustafa Aksu ile birlikte gerçekleştirdikleri Karagöz kukla gösterileri sayesinde kendi kültürlerini Fin halkına tanıtmayı ve sevdirmeyi başardılar. Halihazırda kukla atölyeleri ve online drama dersleri veren Aksu, dünyadaki adaletsizliklere, soykırıma ve haksızlıklara dikkat çeken projede yer almanın kendisi için ne ifade ettiğini anlattı;  “Amacımız dünyada sesini duyuramayan mazlum ve mağdur insanların sesini estetik sanatsal ve naif bir şekilde insanlara duyurmak. Çoğu insan özellikle Ortadoğu’da neler yaşandığını hala tam olarak bilmiyor. Gözlerini kulaklarını kapatmış insanlar, gerçekleri görmek istemiyorlar. Video’da herkes bir bütün olarak da olsa, özelde kendi hikayelerini, dertlerini anlatmak istediler. Sessiz kalanların sesi olmak istediler.”

Fin sanatçıların desteğinin kendilerini duygulandırdığını belirten Aksu, yaşadığı mutluluğu şu cümlelerle ifade ediyor;  “Mirjami Heikkinen, Ulla Raitio Finlandiya’da doğup büyümüş insanlar. Onlara baktığım zaman şunu soruyorum kendi kendime, ‘bizim ülkelerimizde yaşamadılar, bizim hikayelerimizi yaşamadılar, kayıplarımızı görmediler, yaşananları birinci gözle tecrübe etmediler. Nasıl oluyor da bu kadar hissederek, aynı duygularla, aynı gözyaşlarıyla bu acıyı paylaşabiliyorlar?’ Mirjami ile bir radyoya röportaj verirken bu soruma şöyle cevap verdi; ‘Elbette bunları anlayabilirim, ben sanatçıyım’. Bu çok alçakgönüllü bir cevap. Yalnızca sanatçı olmak yetmez. Biz onlarla bir çok anı paylaştık. Birkaç yılda öğrendiğimiz Fince ya da İngilizce ile duyguları ifade etmek çok zor. Ana dilindeki gibi kalbindekileri akıtamıyorsun her zaman. Fakat aynı anadilini konuşamazsak da gözlerimiz, gönüllerimiz konuştu.”

Dünyanın her tarafında acı çeken insanlar olduğunu belirten Aksu, “Onca süre bu projede çalıştığım halde videoyu ne zaman izlesem gözlerim doluyor. Her kelime, her nota birlikte sesimizi yükseltmek için. Çoğumuz birbirimizi önceden hiç tanımıyorduk. Bir şey söylememize kendimizi birbirimize tanıtmamıza gerek yoktu. Çünkü aslında kalplerimiz zaten tanışıyordu. Bu heyecan verici. Dünyanın çok da büyük olmadığını bir kardeşlik duygusunu hissetmenin o kadar da zor olmadığını fark ediyorsunuz.” ifadelerini kullanıyor.

İlk defa rap yazıp seslendirdiğini vurgulayan Aksu, sözlerini şöyle sürdürüyor; “Harika bir deneyimdi. Ülkemdeki sorunları dile getirmeye çalıştım. İnsan düşündükçe çıldıracak gibi oluyor. Birbirimizi sadece insan olarak görmek ve gerçeğin, adaletin, doğruluğun peşinden gitmek yeterli olabilecekken kör ve kirli çamurlu bir toprakta debelenmeye devam ediyoruz.”

Aksu, Finlandiya’da hiçbir zaman ayrımcılığa maruz kalmadığını vurguluyor;  “Kimse benim dinimle, dilimle, ırkımla, başımda ki örtüyle, boyumla, posumla ilgilenmedi, buna göre yargılamadı. Sadece karakterim ve ortaya koyduğum sanat eserleriyle, sanatsal tecrübelerimle ilgilendiler.”

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu