Uçurtma düşmanları

Yazar Mizan

Minik Alper henüz 9 aylıkken annesiyle beraber hapse atıldı. Ve 5 yıla yakın hapishanede yaşadı. Hapishanede yaşayıp hapishanenin ne olduğunu bilememek tuhaf bir durum değil mi?

Alper öyleydi.

Çünkü başka dünyası yoktu ve hayatı mahpustan ibaret görüyordu. Hayvanları, bitkileri tanımıyordu. Hiç araba görmemişti mesela.

Minik Alper bir gün hapishanenin avlusunda tek başına oynarken gökyüzünde bir şey gördü. Garipti, rüzgâra inat sanki yukarı tırmanıyor ve uzun kuyruğu salınırken tuhaf bir tıslama sesi çıkarıyordu. Ürktü küçük çocuk ve koşarak hapishaneden içeri girdi. İçerde bir süredir dostluk kurduğu genç tutuklu Feride vardı. Feride’ye gördüğü şeyi sordu. Kuş gibi bir şeydi ama kuş değildi belli ki. Elinden tutup zorla avluya çıkardı genç kızı.

Çıktıklarında hayal kırıklığı yaşadı, çünkü gökyüzünde uçan şey kaybolmuştu. Feride’ye tarif etti hayatında ilk kez gördüğü o nesneyi. Feride eline bir tebeşir parçası alıp hapishanenin avlusuna kocaman bir uçurtma çizdi.

Uçurtma o günden sonra Alper’in hayali oldu.

Bir süre sonra serbest kalan Feride Alper’e dışarıdan hapishanenin üstünde uçurtma uçuracağına dair söz verdi.

Ve öyle de yaptı…

Fakat hapishane müdürü binanın üzerinde uçan bu masum şeyin gizli mesajlar taşıyan bir aracı olduğuna inandı ve askerlere, ateş ederek uçurtmayı düşürme emri verdi.

Yazar Feride Çiçekoğlu’nun 12 Eylül döneminde yaşadığı gerçek olaylara dayanarak kaleme aldığı Uçurtmayı Vurmasınlar isimli hikaye kitabının gerçek boyutu böyle.

Daha sonra bu eser Yeşilçam’ın usta ismi Tunç Başaran tarafından filme alındı ve pek çok festivalde ödüle boğuldu.

Büyük usta Başaran, önceki gün 81 yaşında hayata veda etti.

Bir süre önce iktidarın medyası Başaran’a bir şekilde “Uçurtmayı Vurmasınlar politik film değildi” diyerek epey eleştiri almasına neden olsa da, Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden birini yitirdik.

Bugün kendisi de yönetmenlik yapan Alper, bir söyleşisinde hapishane anılarını anlatırken en çok canını yakan anlardan birinin simit yediği zamanlar olduğunu söylüyor. Meğer, hapishane ve emniyette Alper’in annesine işkence yapılırken, askerler küçük çocuğa simit ısmarlıyorlarmış.

Sadece bu durum bile geçmişin zalimlerinin bugünkülerden nispeten daha insaflı olduğunu gösteriyor. Bugün hapishanedeki masum insanların çocukları rehin tutulurken, bırakınız simit ısmarlamayı tam tersine “Annenin-babanın yerini söylemezsen seni yetiştirme yurduna göndeririz” diye tehdit ediyorlar.

Bugün Türkiye cezaevlerinde 703 bebek anneleriyle beraber çok ağır koşullar altında yaşamaya çalışıyor. 350’den fazla cezaevinde yaklaşık 17 bin kadın çile dolduruyor. Bu çocukların çoğu anne karnındayken cezaeviyle tanışmak zorunda kalanlar. Ve belki çoğu kişi farkında değil belki ama bu insanların çoğu insanlık dışı ortamlarda yaşamak zorunda. Su verilmiyor, ısıtılmıyor, kırılan camlar onarılmıyor, yemekleri yerde yemek zorunda kalıyorlar. 5 kişilik koğuşlarda onlarca kişi yaşamaya çabalıyor. İktidar yeni cezaevleri yapmakla övünüyor, gelecek yıl en az yirmi tane daha hizmete girmiş olacak ve bu yeni nesil cezaevleri o kadar insanlık dışı inşa edildi ki uçurtmalara bakacak bir avlusu bile yok.

Üstüne üstlük paranoyada, akıl dışılıkta tarihteki en psikolojisi bozuk iktidara taş çıkarak bir güruh var milletin tepesinde. Hani hapishanelerin üzerinde bir uçurtma görülse anında İHA’larla filan bombalanır emin olun…

Uçurtmaya, gökyüzüne, özgürlüğe düşman bir zihniyetin elinde inliyor memleket. Allah rahmet eylesin Tunç başaran, kalemine sağlık Feride Çiçekoğlu…

Kaynak : Tr724 | M. Nedim Hazar

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...