Mizan

Tut ki, edemem Sensiz! | M. Fethullah Gülen Hocaefendi

Hakiki mü’min, dar hallerde olduğu gibi rahat zamanlarda da “Tut beni Allah’ım, tut ki, edemem Sensiz!..” mülahazasıyla doludur. İnsan, yürekten inanmışsa ve her meselede O’na çok ciddî ihtiyaç hissiyle oturup-kalkıyorsa… Ki rahat zamanlarda bunun irâdî olanı bir kıymet ifade eder. Rahat durumlarda, O’na ihtiyaç duyması ve o ihtiyacı vicdanında derinlemesine hissetmesi neticesinde insan irâdîliğin mükâfatını görür. Fakat öyle bir durumda, O’na ihtiyacını gerektiği gibi duyamıyorsa, her şeyde, hani Kıtmîrâne bir mısrada dendiği gibi, “Tut beni elimden, tut ki edemem Sensiz!..” diyemiyorsa, insan “Sensiz edemem!” mülahazasını hiç olmazsa ıztırar halinde duymalıdır. Hiç olmazsa ıztırar halinde, alacağı cevap açısından…

 

“Muztarrın duasına icabet eden, O’ndan başka kimdir?” Kur’an-ı Kerim buyuruyor: أَمَّنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ “Muztar dua ettiği zaman, onun duasına icabet eden, başındaki sıkıntıyı gideren kimdir?” (Neml, 27/62) Efendim, o -ne diyelim ona- “dâire-i sev’” (kötülük çemberi, musibet dairesi); ondan o muztarrı kurtaran kimdir?!. Öyle bir badireye düşmesine meydan vermeyen veya koruyan/sıyanet eden kimdir?!. O’nu duyması, O’nu hissetmesi… Bu da Cenâb-ı Hakk’ın ayrı, ızdırarî bir lütfudur. İnsan -alâ külli hal- hem geniş zamanda hem de dar anlarında Allah’a teveccühte bulunmalıdır. Kur’an-ı Kerim’in, çok farklı yerlerde, farklı şekilde ifade ettiği gibi, çokları “Bela ve musibete maruz kaldıkları zaman, içten yalvarır, yakarırlar ama rahata erdikleri vakit, hiçbir şey yokmuş gibi bir hal alırlar.” Alır yine başlarını dikip -bağışlayın- kendi serserilikleri içinde yürür, giderler. Oysa, esas olan; orada o rahatlığı size bahşeden Allah’a karşı minnet hissiyle ihtiyaç duymaktır… “Bunları lütfeden Sensin, Sen!” demektir…

“Yaratan Sensin, Veren, Sensin!..” Hak dostunun dediği gibi, “Meccânen yarattın.. meccânen Müslüman kıldın!..” İlave edelim: “Meccânen Hazreti Muhammed Mustafa’ya ümmet kıldın.. meccânen O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) ‘Kardeşlerim!’ dediği bir zümre içinde yaşama imkanı verdin.. meccânen din adına boyunduruğun yere konduğu bir dönemde, onu kaldırma şerefiyle şereflendirdin.. meccânen dünyanın değişik yerlerinde O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) adına ses kıldın, soluk kıldın; âdeta bir ney sesiyle milleti incizaba/cezbeye getirdin.. meccânen…

Bütün bunları karşılıksız ve bedelsiz lütfettiğin gibi, meccânen bizi insan-ı kâmil olmaya yükselt; hayvaniyetten kurtar, cismâniyeti ayaklarımızın altına alma/ezme imkanıyla şereflendir; kalbî ve ruhî hayata helezonlar lütfeyle!.. Yükselelim o ufka, tarassut edelim Esmâ’nın mâverâsını, Sıfât’ın mâverâsını ve hayret yaşayalım Zât-ı Baht mülahazası karşısında. Hayretten hayrete düşelim!..” En büyük pâye, “hayret” makamıdır, “heymân” makamıdır. Cenâb-ı Hak, bu lütuflarla lütuflandırsın. Bunlar -bence- elin-âlemin kaybettiği güzergâhta, Hakk’a gönül vermiş, ihyâ hareketine kendini adamış insanların kazandıkları/kazanacakları şeylerdir. Allah, kazanma yolunda bizleri kazanma ile şerefyâb eylesin!..

Bu video 21/05/2017 tarihinde yayınlanan “TUT ELİMDEN, TUT Kİ EDEMEM SENSİZ!..” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://www.herkul.org/bamteli/bamtel…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu