Yazarlar

Terör olayları ve Mü’mince tavır | İsmet Macit

Fransa’da başlayan ve önceki gece (2 Kasım 2020) Avusturya’ya sıçrayan terör eylemleri tüm insanlığı tedirgin edecek seviyeye ulaştı.

Hatırlanacağı üzere Fransa’da, vatandaşlık bilgisi öğretmeni Samuel Paty, ifade özgürlüğünü anlattığı derste Charlie Hebdo dergisinde daha önceden yayınlanan ve büyük bir infiale yol açan Efendimize (sav) ait karikatürleri öğrencilerine örnek olarak göstermişti. Hadiseye Müslüman öğrenci velileri çok ciddi tepki göstererek olayı sosyal medyada taşımışlardı.

Maalesef bu tartışma Çeçen kökenli bir mülteci olan Abdullah Anzorov Samuel Paty’e öldürmesiyle neticelendi.

Bu cinayet Fransa’da ciddi infiale yol açtı. Yetkililer ve halk çok sert tepki gösterdiler. Hadisenin münferit olmadığı ve Fransa’nın temel değerlerine yapılan bir saldırı olduğunu ifade ettiler.

Olaylar bununla sınırlı kalmadı. Terör bu sefer 29 Ekim’de Nice kentinde ortaya çıktı ve bir kilisede 3 kişi katledildi. Ülkenin değişik yerlerinde ölümlü olmayan başka olaylarla ülke iyice gerilirken İslamofobia zirve yaptı.

66 milyonluk nüfusun 6 milyonu Müslüman olan Fransa’da maalesef belli aralıklarla bu türlü terör olayları olmaktadır. Fransız yetkililerini en çok düşündüren mesele ise terör eylemlerini gerçekleştiren ve destekleyenlerin büyük çoğunluğunun Fransa’da doğup büyüyen Müslüman vatandaşlar olması.

Terör olayları ve Mü'mince tavır | İsmet Macit 2

İslam’ın terör eylemleri ile anıldığı şu günlerde Müslümanlara çok ciddi vazifeler düşmektedir.

Siyasiler gelecekleri için tüm dini ve insani değerleri, boşluklarını doldurmada bir dolgu maddesi olarak kullanmaktan çekinmezler. Gerilim ve iç-dış düşman söylemi üzerinden seçmenleri arasındaki safları sıkı tutma peşindedirler.

Müslümanlar tam bu noktada “amasız fakatsız..” her türlü terör olayını kesin ve net bir dille lanetlemeliler.

Elbette başta Efendimiz (sav) olmak üzere İslam büyüklerine yapılan hakaret ve eylemler bir Müslümanı derinden yaralar ve üzer. Böyle durumlarda Müslümanlar tepkilerini öyle itidalli ve hukuk içerisinde kalarak yapmalı ki gerilimden medet umanlar, insanlığın düşmanlarının eline fırsat geçmesin.

Müslümanların birer terörist olarak gösterilmeye çalışıldığı şu günlerde yapılan katliam ve cinayetlerin Allah ve Resulü (sav) adına yapıldığını söylemek başta Rabbimize ve yeryüzüne rahmet olarak gönderilmiş olan Efendimiz’e (sav) ve onun kutlu davasına ihanettir.

Müslümanlar Efendimize (sav) yapılan hakaretlere hiç mi tepki göstermeyecek? Elbette üzüntülerini belli edecek rahatsızlıklarını dile getirecekler. Bunu modern dünyanın anlayacağı dille asla hukuk dışına çıkmadan yapacaklar. Mesela devletler planında konu tüm din ve inanç değerlerine saygı adı altında BM ve AB’ye taşınabilir. Gönüllü kuruluşlar yapacakları program, faaliyetlerle ve ziyaretlerle kurdukları diyalog köprüleriyle bu konuyu halk bazında canlı tutabilirler.

Evet müspet hareketi esas alanların yaşanabilir bir dünya için yapması gereken çok şey var. Yapmamaları gereken şey ise insanlık düşmanlarının ekmeğine yağ sürecek gayr-i hukuki eylemlerde bulunmamak. Efendimiz’in (sav) koyduğu ölçüler esas alınarak yol yürümek.

Kur’an Maide suresinde “kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur..” der. Bir ibadethaneye saldırıp masum insanların kanını dökmek asla dini gerekçelerle izah edilemez.

Müslüman en çok üzüldüğü ve öfkeye kapıldığı durumlarda bile davranışlarını Kur’an, sünnet ve câri olan hukuka göre ayarlayabilen ölçü insanıdır. Hislerimiz, heva ve heveslerimiz, hadiselerin tetikleyip kabarttığı öfkemiz… bunların hiçbiri din değildir. Din, tüm bu türlü duygu, düşünce ve hareketlere ölçü koyan değerler manzumesidir.

Hocaefendi terör olayları ile ilgili yayınladığı taziye mesajında Efendimiz’in (sav) sünnetine dikkat çekerek şu ifadeleri kullanmıştır: “Efendimiz (sav), kendisine hakarette bulunana şefkat ve mülayemetle mukabelede bulunmuştur…”

Siyer kitaplarında geçen şu örnek konuya ışık tutması açısından önemlidir.

Hz Zeyd bin Sa’ne (ra) Medineli zengin bir yahudiydi. Hz Abdullah bin Selam’ın (ra) yakın dostu olan Hz Zeyd’in Müslüman olması ile ilgili vakıa şöyle anlatılır:

Hz Zeyd Efendimizin (sav) hak peygamber olduğunu biliyordu ama içinde bir iki ufak tereddütü vardı.

Efendimizin (sav) meclisinde bulunduğu bir günde Müslümanlığı yeni kabul eden bir kabile halkına gönderilmek üzere âcilen paraya ihtiyaç duyulmuş, paranın tedarik edilmesinde sıkıntı çekildiğini görünce Efendimiz’e (sav) ileride karşılığı hurma olarak ödenmek üzere para vermeyi teklif etmiş, vade belirlenerek kendisinden 80 miskal altın borç alınmıştır.

Borcun vadesinin bitimine birkaç gün kala Hz Zeyd, tekrar Efendimizin (sav) yanına gidip kaba bir tavırla, “Abdülmuttaliboğulları’nın borçlarını ödeme konusunda gevşek davrandıklarını duyduğunu, verdiği borcun süresinin dolduğunu ve alacağı hurmaların kendisine teslim edilmesi gerektiğini” söylemişti.

Oysa borcun ödenme vakti (vadesi) henüz gelmemişti. Hz Zeyd kitaplarda okuduğu ve son Peygamberin (sav) en önemli vasfı olan “hilm” yani yumuşak huyluluk; kendisine yapılan hakaretlere mülayemet ve müsamaha ile davranma özelliğini sınamak istemişti.

Bu sırada orada bulunan Hz Ömer onun bu davranışına karşılık vermeye kalkıp hiddetlenince Efendimiz (sav) müdahale etmiş ve: “Bana borcumu güzellikle ödememi, ona da alacağını güzellikle istemesini tavsiye etmeliydin” demiştir. Ardından da Hz Ömer’e (ra) Zeyd’in alacağını fazlasıyla ödemesini emretmişti. Efendimizin (sav) bu davranışı üzerine Zeyd bin Sa‘ne, Tevrat ve tefsirlerinde okuduğu özelliği Efendimiz’de (sav) bulunca hemen müslüman oluvermişti. (Taberânî, V, 222-223).

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et (Nahl Suresi-125) diyen Kur’an ve Efendimizin (sav) Hz Ömer üzerinden insanlığa verdiği ders ortada dururken meselesini hiddetle, terörle, öldürmekle halletmeye çalışanların İslam atlasında yerleri yoktur.

O zaman bir kere daha yüksek sesle yineleyelim: “Terörist Müslüman, Müslüman terörist olamaz…”

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu