<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sümeyra Emektar arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/sumeyra-emektar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/sumeyra-emektar/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:02:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Sümeyra Emektar arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/sumeyra-emektar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gureba gün &#124; Sümeyra Emektar</title>
		<link>https://hizmetten.com/gureba-gun-sumeyra-emektar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 May 2021 10:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Sümeyra Emektar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19942</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Şehre gelen yabancılardık o gün. Henüz dilini bilmediğimiz, şehirlerinden geçmediğimiz ülkeden daha yabancı değildik birbirimize, aslında hiç tanımadığım mülteci arkadaşlarımla aynı duygudaydık. Birleşmiş Milletler şeysine parmak iziniz kaydedildiğinde anlıyorsunuz&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gureba-gun-sumeyra-emektar/">Gureba gün | Sümeyra Emektar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Şehre gelen yabancılardık o gün. Henüz dilini bilmediğimiz, şehirlerinden geçmediğimiz ülkeden daha yabancı değildik birbirimize, aslında hiç tanımadığım mülteci arkadaşlarımla aynı duygudaydık. Birleşmiş Milletler şeysine parmak iziniz kaydedildiğinde anlıyorsunuz ortalıkta yaşamanın ortalama yaşamaktan farkı olmadığını.</p>
<p>İkinci durağımdı Norveç. Uyku ve uyanıklıkla karışık puslu bir atmosferde yaşıyordum sanki 21 gündür, Meriç’te başlayıp havaalanından iltica edeceğimi söyledikten sonra aldıkları polis görüşmesine kadar ki bölüm pusluydu. Memur sorular sordu, bense tek başıma çıktığım bu yolculuğun detaylarını anlatırken birinci çoğul şahıs kullanıyordum. Fark etmeden BIZ diyordum öznesi kendim olan cümlelerde. Memur “kaç kişiydiniz?” diye sorduğunda sanki az önce tek olduğumu söylememişim gibi sorduğu için şaşırdım. “’Dedim ya, tek başıma geçtim.” Memur çok yerinde olarak “ama biz diye bahsediyorsun” deyince kendime geldim. Yıllarca ben demekten utanmayı bir değer kabul ettim. Enaniyet, ego, ben kirli kelimelerdi. Ama işte tam da burada durumu zorlaştıracak bir suç unsuru haline geldi. Öyle ya, biz isek bir sisteme dahil biri olmuş oluyordum.</p>
<p>Tam da buydu yaşadığımız ülkemde. Hala benzerlerini günbegün yaşanıyor o ülkede! Kendimizce ahlak edindiğimiz düsturlar yakamıza yapışmış. Bahsetmekten utandığımız tevazu, karşıdaki için şüpheli olmuş. Ama burada o ülkedeki gibi bir art niyet yok. İstiyorlar ki her kelime sözlükteki karşılığını bulsun. Belki budur bizim de kaçırdığımız! Her şey yerli ve yerinde olsun…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Gureba Dost</em></p>
<p>Polis mülakatından sonra bu düşünceler kafamda dans ederken bir gureba çıktı karşıma, bugünse gureba bir dostum dediğim arkadaşım.</p>
<p>Ayni sebeplerle buradaysak da bu ülkeden ayni neticeleri beklemediğimiz aşikârdı. Değişikti, ama böyle aradığımız kelimeyi bulamadığımızda kullandığımız değişikten değil, gerçekten değişik hatta marjinal. Daha sonrasında aylarca birlikte kamplarda ömür çürüteceğimizi bilemedim tabi.</p>
<p>İlk dakikadan başladı sorular sormaya. Çünkü sormak, irdelemek, yeni bir şey bulma iştahı aslında yaşam tarzı onun. Hakikat arayışına soyunmuş bir deli baş. Sordu da sordu. Benimse zihnim darmadağınıktı, sanki son parçayı aradığım puzzle in bütün parçaları yeniden dağılmıştı. Hem ona cevap vermeye çalışıyordum hem de hayret ediyordum. Çünkü çok cüretkârdı soruları.</p>
<p>Çadır kamptan sonra başka bir kampa gönderdiler bizi. Gaybubet, militan diye aranmak mültecilik kadar ağır gelmemişti omuzlarıma.  Yorgundum, tüm bu kasvette  gureba dostum ve ailesi                                                                                                                              başıma gelen ilk güzel şeydi bu ülkede. Çay sohbetleri, kahvaltı sofraları derken her seferinde bir sahanlık muhabbet bulduk, hep ama hep kavga edecek bir şey bulduk. Ben kutsal cephemden, o cüretkâr tecrübelerinden bahsetti. Dünya kadar kavramı bence ve senceleriyle tartıştık. Her sefer haldır haldır kavgaları kıymetli bir hatırla noktaladık. Kusuruma bakmazsa iyi olan ve ümit taşıyan taraftan olmayı kendime ayırıyorum, o ise şeytani görünen ama gerçeklik derdinde olan taraftı ve buna ne kadar daha dayanabilecek bilmiyorum.</p>
<p>Yaratıcı ile irtibatında ki hem samimi hem güçlü cüretine şaşırıyordum.  Çok iyi bildiğimi düşündüğüm meselelerde bir anda zihnimi çekelediği bakışıcısı ile baş etmekte hala zorlanıyorum. Ama bugün dönüp baktığımda iyi ki diyorum, iyi ki rastladım onlara. O ve ailesi bir ömürlük dostlarım. Ayrıca çekişmeli aylardan bize fikir travmalarından başka benim yazar olmam, onun fotoğrafçı olması kaldı. Ben onun çekiştirmeleriyle kalemi doğru kullanmayı öğrendim, o ise benim itelemelerimle objektif tutmayı öğrendi.</p>
<p>Bu kadar ters yerlerden bakıp, bu kadar nasıl işler başardığımıza gelince. Elbette benim meleklerin safında olma çabam melek olduğum anlamına gelmiyordu. Aynı zaman da onun şeytani (bana göre, hakikat Allah u alem) olanı savunuyor olması onu şeytan yapmıyordu. Çarpışmalar ne iyi ve kötü mücadelesi ne de haklı haksız kavgası. Onun da bir gün dediği gibi fikirler değişir, insandır esas olan. Esas olana odaklanabilme kabiliyetlerimiz var, işte bu yüzden aynı masada oturabildik. Unutmamalı ki, karşı karşıya kalan fikirlerle aynı kıymette hayatlar yaşanabilir vesselam…</p>
<p><strong>Hizmetten | Sümeyra Emektar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gureba-gun-sumeyra-emektar/">Gureba gün | Sümeyra Emektar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırmızı Temmuz &#124; Sümeyra Emektar</title>
		<link>https://hizmetten.com/kirmizi-temmuz-sumeyra-emektar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2021 17:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Sümeyra Emektar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17359</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Kacinci defa kırmızı temmuz! Baş edersin ülkem, Utanmaz unutkanlığa uyanır, Sıradanlaşır arsızlığın! Sen riyakar merhemler peşinde koşarken Şeytanlar tahtına oturdu, Melekler bir kayıkla geçti öte yana! Yetmedi mi ömrümüze&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kirmizi-temmuz-sumeyra-emektar/">Kırmızı Temmuz | Sümeyra Emektar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Kacinci defa kırmızı temmuz!</p>
<p>Baş edersin ülkem,</p>
<p>Utanmaz unutkanlığa uyanır,</p>
<p>Sıradanlaşır arsızlığın!</p>
<p>Sen riyakar merhemler peşinde koşarken</p>
<p>Şeytanlar tahtına oturdu,</p>
<p>Melekler bir kayıkla geçti öte yana!</p>
<p>Yetmedi mi ömrümüze vurduğun bedeller?</p>
<p>Kaç temmuzu daha boyayacaksın kırmızıya?</p>
<p>Bulanık bir eşikte</p>
<p>.. kaç yüzyıl çürüyecek daha ?</p>
<p><strong>Hizmetten | Sümeyra Emektar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kirmizi-temmuz-sumeyra-emektar/">Kırmızı Temmuz | Sümeyra Emektar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değişim arefesi &#124; Sümeyra Emektar</title>
		<link>https://hizmetten.com/degisim-arefesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2021 11:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Sümeyra Emektar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17171</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Evren sürekli bir değişimle mucize bir düzen ortaya koyar. Bu değişim insan dışındaki her varlık için tercih gerektirmeyen bir düzende ilerler. Örneğin bir su damlası yağmur, buhar,buz gibi halleriyle&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/degisim-arefesi/">Değişim arefesi | Sümeyra Emektar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Evren sürekli bir değişimle mucize bir düzen ortaya koyar. Bu değişim insan dışındaki her varlık için tercih gerektirmeyen bir düzende ilerler. Örneğin bir su damlası yağmur, buhar,buz gibi halleriyle değişimin sürekliliğine hizmet eder ama hangi hale ne zaman bürüneceğine karar vermesi gerekmez, şartların gerektirdiğini yapar. İnsanda durum farklıdır, değişim çoğunlukla tercih edilebilirdir. Belki bu ayrıcalıkla  John Fowles’in dediği gibi “Evren aynı kalmak, bizse farklı olmak için değişiriz.”</p>
<p>Nitekim insan irade veya şartlarla yaşadığı, küçük veya büyük her değişimin sonunda eskisinden farklı bir yerde veya farklı bir bakışla devam eder hayata. Hele de bilmediği birçok şey öğrendiği veya çok yara aldığı durumlarda  gereken değişiklikler, hayat için kırılma noktaları olma niteliğindedir. Genellikle birkaç ihtimal içerir bu tercihler. Sonu kestirilmeyen ihtimaller, iradenin önünü kesen öncelikler, mevcud konforu kaybetme gibi korkular değişimi zorlaştırsa da değişimin önüne geçilemez, ya yavaşlatılır ya da yönü değiştirilebilir. Değişim arzusu insanın ruhunda bir kere salınınca eskinin aynıyla kalabilmesi artık mümkün değildir.</p>
<p>Değişimin tekamülle olan organik bağı insan için cezb edicidir. Fıtratın gereği olan tekamül, alışılagelmiş düzenin yorduğu  yerde değişime zorlar. Tekamül vaad eden her güdü insanı iteler, alma-verme dengesi sağlansın ister. Diğer yandan mevcud olanda ki konforu kaybetme korkusu felç eder iradeyi. İnsan değişim arzusunu bu korkularla yatırır kuluçkaya.  Yeni bir ruh saklayan yumurta gibi dikkatle ve tutkuyla geliştirir, dışarıdan gelen müdaheleleri yadırgar, vaktinden önce inen sabırsız darbeleri mevcut bünye ile iyileştirir ve çatlakları kapatır. Çünkü insan için şartların yeterince olgunlaşmaması korkularına karşı savunmasız kalmak anlamına gelebilir.</p>
<p>Kabuk ya insandan gelen iradi bir hamle ya da şartların cüretkar gerekliliğiyle ilk darbeyi alır ve bu vuruş değişimin devrimini başlatır. Bünyeye dar gelen mevcut hal kırılır ve öncesiyle benzerlik gösterse de öncesiyle aynı olması mümkün olmayan bir  dünya doğurur. Tekamül bir parçasını daha bulmuş olur. Farklılık, edinilen tecrübe veya  iradenin  inkişafıyla ruh yepyeni bir güç kazanır. İşte bu yüzden netice itibariyle kaybettirmiş görünen değişimlerde dahi hakikatte fıtrat kazanmıştır.</p>
<p>Bu yüzden değişim arzusu kıymetli bir devrim niteliğinde değerlendirilmelidir. Nitekim “<em>Kalb, hem idrâk eden hem de idrâk edilen hususiyette bir yapıya sahiptir. İnsan; rûhuna, cismine, aklına onunla girer. Kalb rûhun gözü gibidir. Basiret, kendi dünyasına göre onun nazarı; akıl, ruhu; irade de, iç dinamizmidir.”(KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİ/KALB) </em>hakikati bu hususta bir terbiye niteliğindedir. Önce kalbe ilham edilen değişim arzusuna  akılla ruh kazandırmalı, bunu yaptırabilecek gücün iradede saklı olduğunu unutmamalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir de bütün bünyeyi değişim arzusu sardığı halde yapılacak birşey olmadığı durumlar vardır ki, tam bir kavrulma halidir. İnsan böyle bir halde yalnızca doğru vaktin gelmediğinin şuurunda, mevcud halin verdiği sıkıntıyı sabırla hafifletmelidir. Böylece bu sıkıntının dünyasına değdiği yerde acısını kısmen hafifletecek ve değişimi az bir hasarla karşılayacaktır. Stefan Zweig’ın “Dünyayı değiştiremiyorsan dünyanı değiştirirsin,hepsi bu. “  bakışaçısı ferahlığında değişimi beklemek kolaylaşacaktır.</p>
<p>İnsanın iç dünyasında duyduğu kalabalık sesler çoğu zaman arzularıdır. Dışardan çok fazla sese maruz kalan ruh çoğu zaman seslerin neye ait olduğunu kestiremez. Değişim gibi yönünü tayin eden meselelerde bu karmaşa daha da bulanık bir hal alır. İçdenge sağlandığında bulanık görüntü netleşecek, seslerin sahibi görünür olacaktır. Bu ayrım yapıldığında akıl niyetine göre karar verecek, Ebu Bekr veya Ebu Cehl’ler saflarına yerleşecektir. Hasılı değişimler ve neticesinde oluşan kimlikler insanın sorumluğundadır ve bu denli şartlar ve  fırsatlar sunulan insan için hesap kaçınılmazdır.</p>
<p><strong>Hizmetten | Sümeyra Emektar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/degisim-arefesi/">Değişim arefesi | Sümeyra Emektar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
