<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kıssa arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/kissa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/kissa/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:55:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>kıssa arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/kissa/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kıssaların istikameti korumadaki rolü &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/kissalarin-istikameti-korumadaki-rolu-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2021 10:18:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=22419</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sahasında ciddi birikimi olan bir hocamız bir vesileyle epey zamandır hizmet hareketine karşı yapılan zulümleri Efendimiz (sav) döneminde yaşanan ‘Boykot Hadisesi’ üzerinden anlatıyordu. Yusuf suresinin de bu boykotun çok ağır&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kissalarin-istikameti-korumadaki-rolu-recep-atici/">Kıssaların istikameti korumadaki rolü | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sahasında ciddi birikimi olan bir hocamız bir vesileyle epey zamandır hizmet hareketine karşı yapılan zulümleri Efendimiz (sav) döneminde yaşanan ‘Boykot Hadisesi’ üzerinden anlatıyordu. Yusuf suresinin de bu boykotun çok ağır yaşandığı günlerin birinde nazil olduğunu ve bu surede anlatılan hadiselerle Cenab-ı Hak, Efendimiz (sav)’i teselli ettiğini, dolayısıyla kıssadaki yorumların bugün itibariyle bizim yaşandığımız hadiselere de baktığını ifade etti. Bu mevzuyu dinleyen bir kardeşimiz, Akif’in; <em>“</em><em>Geçmişten adam hisse kaparmış&#8230; Ne masal şey!</em><em> Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?” </em>mısralarını misal vererek,<em> “kıssayla, menkıbeyle teselli olmaya çalışmak bence doğru değil</em>” dedi.</p>
<p>Bu bakış açısı, kişinin perspektifinden bakıldığında yanlış olmamakla birlikte eksik bir bilgidir. Ne yazık ki bu süreçte, mevcut iktidar Kâbe’nin izdüşümü camileri kullanarak hizmet hareketini ötekileştirme adına “kıssa ve rüya” gibi mevzular hakkında şüphe ve tereddüt hâsıl etti. Medyayı da yanına alan bu siyasi düşünce, ibret almamız ve ders çıkarmamız için vahiy yoluyla bize indirilen kıssaları sıradan bir hikâye veya menkıbeymiş gibi nazara verdi.</p>
<p>Halbuki kıssa; geçmişte olmuş bir olayı, daha sonra gelecek nesillere, ders vermek maksadıyla anlatılan bir olaydır. Genel manada kıssaların gayesi, insanların hidayeti için gönderilen kitapların doğru anlaşılmasını sağlamaktır. Araştırmalara göre Kur’an’da geçen kıssaların, neredeyse onun üçte birisini,<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> bazılarına göre de Hz. Peygamber dönemindeki hadiselerin eklenmesiyle yarısını teşkil ettiği yönündedir.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Dolayısıyla vahiyle indirilen kıssalar, geçmişte olmuş, bugün ve gelecekte karşımıza çıkabilecek olayları dile getirir.</p>
<p>Kur’an’daki kıssalar, Hz. Yusuf’un kıssası hariç bir hikâye veya romanda olduğu gibi sıralı bir şekilde, bir yerden başlayıp bitirilmez. Olayın sadece bir sahnesi tasvir edilir. Bundan maksat ise dinin mücerret mevzularının müşahhas hale getirilmesidir. Mesela; Kehf suresinde, “<em>Bahçe sahibi iki adamın misali anlatılır. Cenab-ı Hak, onlardan birine hurma ağaçlarıyla çevrilmiş, içinden nehrin akıtıldığı iki üzüm bağı verir. Her iki bahçe eksiksiz ürününü verir. Bu hal bahçe sahibinin gururunu okşar ve arkadaşına: “Ben, mali imkânlarım ve çocuk bakımından senden daha güçlüyüm ve bu bahçenin yok olacağını zannetmem. Hem kıyametin kopacağına da ihtimal vermiyorum. Eğer Rabbimin huzuruna çıkarılırsam, bundan daha mükemmelini bulacağıma inanıyorum</em>” <em>der. Diğer arkadaşı; “Ne o? Önce topraktan, sonra da seni bir damla sudan insan şekline getiren Allah’ı inkâr mı ediyorsun? Ben böyle bir şirki Rabbime asla yakıştıramam. Hem bahçene girdiğinde, ‘Mâşaallah; bütün güç ve kuvvet Allah’ındır&#8217; demeliydin. Bir de beni, kendinden geri görüyorsun, bu da şükretmeni gerektirmez mi? Bakarsın Rabbim bana senden daha iyisini verir. Senin bahçene de ya bir âfet indirir ya da bağını yerle bir eder. Çok geçmeden mağrurun bahçesi yerle bir olur ve çökmüş asma çardakları arasında, pişmanlık içinde dizlerine vurarak: “Keşke! Rabbime, hiçbir şeyi ortak tanımasaydım” der. Şimdi mağrur bu kişiye Allah&#8217;tan başka kim yardım eder? O çok övündüğü gücü de kendisini fayda vermedi. İşte böyle bir felâkette yardım, ancak kudret sahibi Allah’tandır. İster fani âlemde, isterse baki âlemde en hayırlı mükâfatı nasip eden de O’dur.&#8221;</em>(Kehf Suresi, 32-44)</p>
<p>İşte özet olarak verdiğimiz bu kıssada, “ehli dünyadan bazılarının tipik bir tavrı resmedilmektedir. Onlar, dünyada sahip oldukları her şeyi sadece kendilerine ait bilir ve fakir, muhtaç kimseleri faydalandırmak istemezler. Sahip oldukları dünyalıkla o kadar şımarırlar ki, Allah’ın da -haşa- her istediklerini yapmaya âmâde olduğunu zanneder ve kendilerini böyle aldatmaya çalışırlar. Âhiret’e de inanmak istemezler, ama Cennet var ise onu da kendilerine lâyık görürler. Bunlar, genellikle, halk arasında “sonradan görme” denilen kaba ve cahil tiplerdir.”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<p>Günümüz itibariyle insanımız maalesef haddinden ziyade bilgi kirliliğine maruz kalmakta ve bunun bir sonucu olarak zihinlerde çok ciddi tereddütler meydana geldiği görülmektedir. Bu açıdan bazı kimseler dini hakikatlerin izahı sırasında -anlatılan konuyu mücerred olmaktan çıkarıp müşahhas hale getirmek için- kıssalardan örnek verilmesini yersiz ve gereksiz bulabilmektedir. Hâlbuki kıssayı bir misal olarak takdim eden kişi o kıssada anlatılan ibretlik olayı yerli yerinde izah ediyorsa, onu hafife alma katiyen tasvip edilemez. Çünkü Kur’an-ı Kerim; “<em>Bu kitapta bahsi geçen bütün Rasûllerin kıssalarında, hadiseleri hakkıyla kavrayabilen akıl ve idrak sahipleri için üzerinde durulup düşünülmesi gereken dersler vardır.</em>(Yusuf; 12/111) buyurmaktadır. Hidayetin kaynağı olan Kur’an, daha önce tecrübe edilmiş bu hadiseleri anlatarak aklımızı kullanmamızı, efradını cami, ağyarını mâni düşünmemizi ve aynı hataya düşmememizi istemektedir.</p>
<p>Netice-i kelam, Kur’an’da anlatılan kıssalar sadece anlatıldığı mevzunun haberini veriyor değildir. Bunların, her bir devir için ifade ettiği farklı farklı mânâları vardır. Bize düşen, bunu anlamaya çalışmak ve kendimizi doğruya sevk etmektir. Böyle yaptığımız takdirde istikameti koruyacak ve farkında olmadan Rabbimize karşı da su-i edep vaziyetini düşmemiş olacağız.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> İdris Şengül, “<em>Kur’ân Kıssaları Üzerine</em>” İzmir 1994, s.170.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Sadık Kılıç, <em>Kur’ân Kıssalarının Anlam ve Değeri</em>, s. 113-144.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Ali Ünal, “<em>Allah Kelâmı Kur’ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meali</em>,” Define Yay. 2006 s. 549-650</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kissalarin-istikameti-korumadaki-rolu-recep-atici/">Kıssaların istikameti korumadaki rolü | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hazreti Yunus kıssası ve şahs-ı mânevî &#124; ENGİN TENEKECİ</title>
		<link>https://hizmetten.com/hazreti-yunus-kissasi-ve-sahs-i-manevi-engin-tenekeci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2021 16:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Tenekeci]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Yunus]]></category>
		<category><![CDATA[kıssa]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=22162</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim, kelâm sıfatından geldiği için, içinde barındırdığı her bir sûrenin, her bir hadisenin, her bir kıssanın kıyamete kadar gelecek tüm insanlara ve yaşadıkları zaman dilimlerine bakan yönleri vardır. Tenzil&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hazreti-yunus-kissasi-ve-sahs-i-manevi-engin-tenekeci/">Hazreti Yunus kıssası ve şahs-ı mânevî | ENGİN TENEKECİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim, kelâm sıfatından geldiği için, içinde barındırdığı her bir sûrenin, her bir hadisenin, her bir kıssanın kıyamete kadar gelecek tüm insanlara ve yaşadıkları zaman dilimlerine bakan yönleri vardır. Tenzil edilen Kur’an, tenzil edense sınırsız ve benzersiz olan Hazreti Kelim ise onun zaman üstü olması, onu okuduğumuzda hayatımıza bakan yönlerine tevafuk etmesi pek latif bir şey değil midir? Hususen peygamber kıssaları. Zira onların imtihan gereği yaşadıkları, sert, ağır hadiseler karşısındaki nebevi duruşları, ümmetleri adına hem bir hüsnü misal hem de deformasyona uğrayan asli fıtratlarına geri dönüş adına misal teşkil etmiştir.İşte Havariler işte öncesi  Sahab-i kiram efendilerimiz.</p>
<p>Mesela, Yunus sûre-i celilesinin “İyi bilesiniz ki Allah’ın velîlerine korku yoktur, onlar üzüntüye de uğramazlar.” mealindeki 62. ayetinin, (Allahu a’lem) yine Hazreti Yunus Aleyhisselam’ın başından geçen anlam yüklü hadisenin, bugünün hizmet ehline yol gösterecek yönleri olsa gerek. Zaman zaman tevhide, dinî ve millî değerlere hizmete koşturanların, başlarına gelen/gelecek dışı sevimsiz, içi ise hikmet yüklü olumsuz hadiseler karşısında çaresiz kalacağı anlar olacaktır. Karanlık bir gecede, karanlık bir denizde, karanlık bir balığın karnında kalan Yunus Aleyhisselam gibi&#8230;</p>
<p>Dıştan, gönül dostlarına sosyal, yazılı ve görüntülü medya aracılığıyla iftiralar  atılacak; içtense dost diye görünenler vefasızlık gösterecek. Balığın karnı hüknündeki zindanlara atılacaklar; vatanlarından çıkartılacaklar ve akla hayale gelmeyen zulme ve hukuksuzluklara maruz kalacaklardır. Kısacası her yeri zifiri karanlıklar kaplayacak. Ancak hak yolcuları her zaman olduğu gibi, burada da teslimiyetlerini ortaya koyup, “İyi bilesiniz ki Allah’ın velîlerine korku yoktur, onlar üzüntüye de uğramazlar.” ayetinin ışığı ile itminana, nura gark olacaklardır.Tıpkı Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatü vesselam) karanlık mağarada (ki orayı zaten Allah nuruyla aydınlatmıştı) Hazreti Ebu Bekir’e (radiyallahu anh) “Tasalanma, Allah bizimle.” dediği gibi.</p>
<h4><strong>Ne bir hüzün, ne bir korku&#8230;</strong></h4>
<p>Aslında Hazreti Yunus, balığın karnındayken ne bir hüzün ne de bir ‘korku karanlığı’na düşmüştü. Düşmek bir yana, doğrudan Cenab-ı Hakk’a peygamberane bir yakarışla şöyle bir münacatta bulunmuştu: “Karanlıklar içinde niyaz etti: Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.” (Enbiyâ, 87).</p>
<p>Yunus Aleyhisselam, umutsuzluğa da düşmemişti. Zira bir peygamber haşa asla umutsuzluk yaşamaz. Çünkü onlar, “Allah&#8217;ın lütuf ve ihsanlarını umma hissi’’ manasına gelen Allah’ın (c.c.) Recâ isminin tecellisinin azami derecede mazhardırlar. Kur’an’ın bize bildirmesiyle, kendinden asırlar sonra gelen müminlere; (1. Lema’da anlatıldığı üzere) tevhid, sebepler üstü bir yakarış; Allah’tan gayri hiçbir şeyden ‘korkma’ma, üzüntüye düşmeme; nefsin en karanlık anlarında bile Hazreti Nur’a teslim olma gibi dersleri vermişti. Yunus sûre-i celilesinin 62. ayetinde geçen ‘korku (havf) ve hüzün (hazan)’ mefhumlarına ne kadar derinlemesine inilse yeridir. Zaten bu iki kelime ya da insana derc edilen bu iki duygu, tasavvuf ilminin de üzerinde durduğu en önemli konular arasında yer almıştır. (Hazan ve havf kelimelerinin tasavvufi tafsilatına, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Kalbin Zümrüt Tepeleri-1 adlı eserinden göz atılabilir.)</p>
<h4><strong>Hakk’a yakınlık mı istiyorsun?</strong></h4>
<p>Ayette geçen hüzün ve korku sıfatları, inanan biri için adeta, Cenab-ı Hakk’a yakınlık kazanmada en önemli vasıflar olarak zikrediliyor. Yani, (ister objektif isterse subjektif manada) veli mi olmak istiyorsun? O halde sendeki hüzün ve korku, Allah’tan gayrısına olmayacaktır. Eşya ve hadiseler, nefis ve şeytan seni korkuya ve hüzne sevk etmeyecektir. Bu iki duyguyu doğrudan sahibine hasredeceksin. Tıpkı, Yunus Aleyhisselam’ın karanlık gecede, denizde, balığın midesinde yaptığı gibi&#8230; Tıpkı, yukarıda da bahsettiğimiz, Peygamber Efendimiz’in (aleyhissalatü vesselam) karanlık mağarada Hazreti Ebu Bekir’e (radıyallahu anh) “Tasalanma, Allah bizimle.” dediği gibi!..</p>
<p>Ayette ‘veli’ yerine ‘evliya’ tabirinin geçmesi de oldukça manidar ve düşündürücüdür. Bilindiği üzere evliya, velinin çoğuludur. Kavram, başta Hakk ve hakikate, Kur’an ve imana hizmet eden, böylelikle bir şahs-ı mânevî teşekkül ettiren ve kıyamete kadar gelecek tüm Hakk dostlarına da işaret olabilir. Kıssada, şahs-ı mânevînin (istidatlarına göre) her bir ferdinin gönlüne ümit ışığı serpip, tasa ve hüzün girdaplarından kurtaracak bir tesir olduğu da söylenebilir. Biz yine de işin doğrusunu Allah (cc) bilir diyelim.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hazreti-yunus-kissasi-ve-sahs-i-manevi-engin-tenekeci/">Hazreti Yunus kıssası ve şahs-ı mânevî | ENGİN TENEKECİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
