<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>inanç arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/inanc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/inanc/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Dec 2025 02:33:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>inanç arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/inanc/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Strasbourg’da 25. Müslüman–Hristiyan Buluşmaları: İnançlar Arası Birlikte Yaşam Yemeği</title>
		<link>https://hizmetten.com/strasbourgda-25-musluman-hristiyan-bulusmalari-inanclar-arasi-birlikte-yasam-yemegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 02:33:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#birlikteyaşam]]></category>
		<category><![CDATA[#strasbourg]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=46093</guid>

					<description><![CDATA[<p>Strasbourg’da bu yıl 25’incisi düzenlenen Müslüman–Hristiyan Buluşmaları, 6 Aralık Cumartesi günü Le Dialogue Derneği’nde gerçekleştirilen “Birlikte Yaşam Yemeği” ile farklı inanç mensuplarını bir araya getirdi. Etkinlik, bu yıl da kardeşlik,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/strasbourgda-25-musluman-hristiyan-bulusmalari-inanclar-arasi-birlikte-yasam-yemegi/">Strasbourg’da 25. Müslüman–Hristiyan Buluşmaları: İnançlar Arası Birlikte Yaşam Yemeği</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="246" data-end="574">Strasbourg’da bu yıl 25’incisi düzenlenen Müslüman–Hristiyan Buluşmaları, 6 Aralık Cumartesi günü Le Dialogue Derneği’nde gerçekleştirilen “Birlikte Yaşam Yemeği” ile farklı inanç mensuplarını bir araya getirdi. Etkinlik, bu yıl da kardeşlik, hoşgörü ve karşılıklı anlayış mesajlarının paylaşıldığı anlamlı bir buluşma oldu.</p>
<p data-start="576" data-end="868">Programa Strasbourg ve Illkirch belediyelerinden meclis üyeleri ile Caritas Derneği yetkilileri katıldı. “İnancın insana katkıları” başlığında düzenlenen oturumda katılımcılar görüşlerini paylaşarak inançların birey ve toplum üzerindeki etkilerine dair karşılıklı fikir alışverişinde bulundu.</p>
<p data-start="576" data-end="868"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-46095" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1-700x394.jpeg" alt="" width="700" height="394" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1-700x394.jpeg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1-1200x675.jpeg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1-768x432.jpeg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1-1536x864.jpeg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1-1920x1080.jpeg 1920w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1-1170x658.jpeg 1170w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1-585x329.jpeg 585w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/1-1.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p data-start="870" data-end="1095">Toplam 55 kişinin yer aldığı etkinlikte, katılımcılar arasında iletişimi güçlendirmeyi amaçlayan çeşitli oyunlar ve ortak etkinlikler gerçekleştirildi. Samimi bir atmosferde geçen program, birlikte yenilen yemekle devam etti.</p>
<p data-start="1097" data-end="1293">Etkinlik, katılımcıların karşılıklı iyi dileklerini paylaşmasıyla sona erdi. Müslüman–Hristiyan Buluşmaları, Strasbourg’da inançlar arası diyaloğu güçlendiren önemli bir gelenek olmayı sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/strasbourgda-25-musluman-hristiyan-bulusmalari-inanclar-arasi-birlikte-yasam-yemegi/">Strasbourg’da 25. Müslüman–Hristiyan Buluşmaları: İnançlar Arası Birlikte Yaşam Yemeği</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Dr. Hasan Ahmet Gökçe’den Kâinatın Sırlarını Anlatan Bir Masal: Gölgeler Ülkesi”</title>
		<link>https://hizmetten.com/golgeler-ulkesi-cocuklara-dogayi-okumayi-ogretiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 20:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[MERKEZ]]></category>
		<category><![CDATA[#çocukkitabı]]></category>
		<category><![CDATA[#doğa]]></category>
		<category><![CDATA[#masmavikitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Tefekkür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=45726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr. Hasan Ahmet Gökçe’nin kaleme aldığı “Gölgeler Ülkesi”, Masmavi Kitaplar etiketiyle yayımlandı.Eser, masalsı bir hikâye içinde inanç, merak ve doğa kavramlarını bir araya getirerek çocuklara hem düşünsel hem de estetik&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/golgeler-ulkesi-cocuklara-dogayi-okumayi-ogretiyor/">“Dr. Hasan Ahmet Gökçe’den Kâinatın Sırlarını Anlatan Bir Masal: Gölgeler Ülkesi”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="373" data-end="629">Dr. Hasan Ahmet Gökçe’nin kaleme aldığı “Gölgeler Ülkesi”, Masmavi Kitaplar etiketiyle yayımlandı.<br data-start="475" data-end="478" />Eser, masalsı bir hikâye içinde inanç, merak ve doğa kavramlarını bir araya getirerek çocuklara hem düşünsel hem de estetik bir okuma deneyimi sunuyor.</p>
<p data-start="631" data-end="934">Yaklaşık 80 sayfalık kitapta, Atlas ve Poyraz adlı iki çocuğun gölde başlayan yüzme macerası, kısa sürede farklı diyarlara uzanan bir yolculuğa dönüşüyor.<br data-start="797" data-end="800" />Masal boyunca dile gelen ağaçlar, nehirler ve yıldızlar aracılığıyla çocuklara doğanın bir bütün olarak algılanması fikri aktarılıyor.</p>
<p data-start="941" data-end="981"><strong data-start="945" data-end="981">Eserin Teması: Tefekkür ve Keşif</strong></p>
<p data-start="983" data-end="1458">Dr. Gökçe’nin eseri, klasik bir çocuk masalı formunu, tefekkür ve manevî sembollerle harmanlıyor. Yazar, çocuk okurlara doğayı yalnızca gözlemlemenin ötesinde, “Kitab-ı Kebir-i Kâinat” olarak okuyabilme fikrini kazandırmayı amaçlıyor.<br data-start="1231" data-end="1234" />Bu yönüyle eser, Said Nursî’nin “Yirmi İkinci Söz” metninden ilham alırken, aynı zamanda John Bunyan’ın “Çarmıh Yolcusu” ve C.S. Lewis’in “Narnia Günlükleri” gibi alegorik anlatımlarla benzer bir çizgide duruyor.</p>
<p data-start="1465" data-end="1502"><strong data-start="1469" data-end="1502">Eğlenceli Üslup, Denge Unsuru</strong></p>
<p data-start="1504" data-end="1788">Didaktik anlatım riskine rağmen Gökçe, dili ritmik ve akıcı tutarak öğreticiliği dengelemeyi başarıyor. Eserde yer alan kafiyeli ifadeler ve kısa diyaloglar, çocuk okurun ilgisini canlı tutuyor. Bu yönüyle <em data-start="1714" data-end="1731">Gölgeler Ülkesi</em>, hem eğlendirici hem de düşündürücü bir nitelik taşıyor.</p>
<p data-start="1795" data-end="1841"><strong data-start="1799" data-end="1841">Görsel Dünyayı Zenginleştiren Çizimler</strong></p>
<p data-start="1843" data-end="2096">Kitabın görselleri, İsmail Abay tarafından hazırlandı. Çizimler; konuşan meyveler, yıldızlar ve vadilerle hikâyedeki anlam katmanlarını destekliyor. Soyut kavramların görsel bir dille somutlaştırılması, çocuk okur için kavrayışı kolaylaştırıyor.</p>
<p data-start="2153" data-end="2418">
<p><a href="https://hizmetten.com/golgeler-ulkesi-cocuklara-dogayi-okumayi-ogretiyor/">“Dr. Hasan Ahmet Gökçe’den Kâinatın Sırlarını Anlatan Bir Masal: Gölgeler Ülkesi”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet Danmark&#8217;ın Davetlisi Dr. Ahmad Gençlere Stresi İnançla Yenmenin Yollarını Anlattı</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmet-danmarkin-davetlisi-dr-ahmad-genclere-stresi-inancla-yenmenin-yollarini-anlatti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jul 2023 13:43:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Anlat]]></category>
		<category><![CDATA[Davetli]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Ahmad]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet Danmark]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Stres]]></category>
		<category><![CDATA[Yenmenin Yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hizmet Danmark&#8217;ın gençlere bilgi ve birikim kazandırmayı ve Hizmet Hareketini topluma tanıtmayı amaçlayan &#8216;yerel dilde söyleşiler&#8217; projesinin ikinci etkinliği gerçekleştirildi. Stres, inanç ve denge konularını ele alan seminer etkinliğine Dr.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-danmarkin-davetlisi-dr-ahmad-genclere-stresi-inancla-yenmenin-yollarini-anlatti/">Hizmet Danmark&#8217;ın Davetlisi Dr. Ahmad Gençlere Stresi İnançla Yenmenin Yollarını Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmet Danmark&#8217;ın gençlere bilgi ve birikim kazandırmayı ve Hizmet Hareketini topluma tanıtmayı amaçlayan &#8216;yerel dilde söyleşiler&#8217; projesinin ikinci etkinliği gerçekleştirildi.</p>
<p>Stres, inanç ve denge konularını ele alan seminer etkinliğine Dr. Urfan Ahmad konuşmacı olarak katıldı. </p>
<p>Aynı zamanda Minhaj-ul Quran Danmark Derneği başkanı olan Ahmad, pratisyen hekimliğin yanı sıra Kopenhag Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü&#8217;nde de ders veriyor.</p>
<p>Dr. Ahmad, günlük hayatta stres kaynağı olan faktörler ve dinin bu konuda sunduğu yardımcı kaynaklar hakkında katılımcılara bilgi verdi. </p>
<p>Üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği seminer interaktif bir şekilde gerçekleşti. Katılımcı gençler de sorularıyla söyleşinin etkin ve verimli geçmesini sağladı.   </p>
<p>Katılımcıların stresle ilişkilendirdiği durumlarla başlayan seminerde Dr. Ahmad, stres faktörlerinin insanları fiziksel ve duygusal olarak nasıl etkilediğini anlattı. </p>
<p>Seminerin ikinci bölümünde ise Ahmad, altı dini kavramı benimseyerek günlük hayatta daha dengeli ve huzurlu bir yaşam sürmenin yollarını paylaştı.</p>
<p>Hizmet Danmark&#8217;tan seminere ilişkin yapılan açıklamada şu ifade edildi: Dernek olarak gençlerin ihtiyaçlarına yönelik etkinlikler düzenlemeye ve bilgi birikimlerini artırmaya devam edeceğiz.</p>
<p>Gelecekteki söyleşilerde, toplumun farklı kesimlerinden katılımcıları ağırlamaya ve çeşitliliği teşvik etmeye devam edeceğiz. Hizmet Danmark olarak, bu tür etkinliklerle toplumun bir araya gelmesini, bilgi paylaşımını ve anlayışı artırmayı amaçlıyoruz.&#8221;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-danmarkin-davetlisi-dr-ahmad-genclere-stresi-inancla-yenmenin-yollarini-anlatti/">Hizmet Danmark&#8217;ın Davetlisi Dr. Ahmad Gençlere Stresi İnançla Yenmenin Yollarını Anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanları İnançsızlığa Götüren Sebepler &#124; MUHSİN ÇELEBİ</title>
		<link>https://hizmetten.com/insanlari-inancsizliga-goturen-sebepler-muhsin-celebi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2022 09:42:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Çelebi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki yazımızda &#8220;İnsanları inanmaya götüren yollar&#8221; görmüştük. Kâinat kitabını ilmi bir şekil de inceleyen, Kur’an-ı Kerim’i doğru okuyup anlayan, Peygamberimizin hayatını önyargılardan uzak doğru bir şekilde ve vicdanının sesine&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanlari-inancsizliga-goturen-sebepler-muhsin-celebi/">İnsanları İnançsızlığa Götüren Sebepler | MUHSİN ÇELEBİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki yazımızda &#8220;<a href="https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/">İnsanları inanmaya götüren yollar</a>&#8221; görmüştük.</p>
<p>Kâinat kitabını ilmi bir şekil de inceleyen, Kur’an-ı Kerim’i doğru okuyup anlayan, Peygamberimizin hayatını önyargılardan uzak doğru bir şekilde ve vicdanının sesine kulak veren bir insanın inanmaması âdeta imkânsızdır diyebiliriz. İnsanlar bütün bunlara rağmen acaba nasıl oluyor da inanmıyorlar diye çoğu zaman kendi kendime sormuşumdur. Bu kadar ayan beyan delillere rağmen yine de insanların inanamalarının yüzlerce sebepleri vardır. Fakat temel birkaçına göz atalım :</p>
<p><strong>CEHALET</strong></p>
<p>Kâinat kitabını, Kur’an-ı,  Efendimiz ( S.A.V. )&#8217; i gerçek yönleriyle bilmeme tanıyamama&#8230;  Okuma yazma bilmemek cehalet değildir. Göz sanatı görür de sanatkarını göremiyorsa asıl cehalet odur. Okuma yazma bilmeyene &#8220;ümmi&#8221; denilir. Efendimiz ( S.A.V ) , ümmi idi . Ebu Cehil, Mekke&#8217;de okuma yazma bilen birkaç kişiden birisiydi . Ama asıl bilinmesi gerekeni bilip tanıyamadığı için , kendisine &#8220;CAHİLLERİN BABASI &#8221; anlamında &#8220;EBU CEHİL&#8221; denildi. Kur’an-ı Kerim’de, Mevlamız inanmayanların şu ayetle anlatır.  &#8220;Onlar dünya hayatının sadece görünen yüzünü kısmen bilirler; ahiret hakkın da ise tamamen gaflet içindedirler &#8230; ( Rum, 30/7 ) Onların bu cehaletlerinin sebebi ikinci maddedeki:</p>
<p><strong>SADECE DUYU VE KENDİ AKILLARINA GÜVENMELERİ</strong></p>
<p>Halbuki insanoğlunun duyuları ve aklı sınırlıdır. Sınırlı varlıkları algılayıp, sınırlı şeyleri kavraya bilir. Adeta daha soyut kavramın kendisinde gelişmediği çocuklar gibi &#8221; Gözümle gördüğüme, elimle tutabildiğime ve aklımın aldığına inanırım’’ derler somut kavramın dışına çıkamaz. Onun için maddecidirler, manevi şeylerden habersizdirler. Kur’anın daha başında inananları anlatırken; ‘’0 ( müttekiler ) ki, görünmeyen gayb alemine inanırlar.’’ Bakara, 2/3 buyurur. Dünyanın sadece görünen dış yüzüne bakmak ehli dünyanın bakış açısıdır. Mü&#8217;min ise , Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği ve  sıfatların olduğu yönünü de kavrayabilir.</p>
<p>Kâinatın ve birtakım hakikatlerin içyüzünü kavramaya engel olan insanoğlunda bazı duygularda vardır . Bunlar;</p>
<p><strong>KiBiR , GURUR VE iNAT DUYGUSU</strong></p>
<p>Bir insan egosunun esiri olmuş, ‘Küçük dağları ben yarattım’ dercesine hareket ediyorsa . Firavun gibi kendisini herkesten üstün görüyorsa &#8220;( Firavun ) ben sizin en yüce Rabbinizim &#8230; dedi’’</p>
<p>Başkalarına hiç değer vermiyorsa, o insanın hakikati bulması, gerçeklere inanması mümkün değildir. Şeytani inançsızlığa götüren, onun kibir, gurur ve inadı idi. Yoksa Allah’ı bilmiyor değildi. Bildiği halde kendisini Adem’den üstün gördü ve ilk ırkçılardan oldu. Kafir oldu. ‘’Hani biz Meleklere; ‘(Kudretim için) Adem&#8217;e secde edin!’ dedik. Hepsi secde ettiler, yalnız iblis diretti, kibirlendi ve kafirlerden oldu. (Bakara : 2/34)</p>
<p>(Allah, İblis&#8217;e) &#8220;Söyle bakayım, sana emrettiğim halde, secde etmene mani nedir?’’ dedi. İblis, &#8220;Ben ondan daha üstünüm; çünkü Sen beni ateşten, onu ise bir çamur parçasından yarattın.’’ (A&#8217;raf  7/12)</p>
<p>&#8220;Görüldüğü gibi şeytani küfre götüren kibir, gurur ve inadı oldu. Kendini herkesten üstün görüyor ve ilk ırkçılığı yapıyordu&#8230; Öyle ise inanmanın önündeki en büyük engellerden biri de bunlardır. Kibirli, gururlu ve daima kendi görüş ve fikirlerinin üstün olduğunu savunan insanlar, kendilerinin görüş ve fikirlerine uymak istemeyen insanlara zorbalık ve baskı uygularlar ve insanlara zulmederler. Böylelikle bir adım daha atarak inanmamanın diğer bir sebebinin kapısını çalmış olurlar.</p>
<p>Zulüm ve zalimlik, insanı küfre götürür, adaletten uzaklaştırır.</p>
<p>Cehalet içinde yüzen, sadece duyuları ile hareket eden, kibir, gurur ve inat sahibi insanlar adil olamazlar. Başkalarına zulmetmeyi hayatlarının gayeleri haline getirirler. Böyle insanları da Allah hiçbir zaman hidayete ulaştırmaz. &#8220;Allah zalimleri hidayet etmez, doğru yola ulaştırmaz.’’</p>
<p>Tarihe göz atacak olursak bütün Firavunlar, Nemrutlar, Settatlar, Stalinler, Hitlerler, Saddamlar, Kaddafiler ve niceleri hayatları boyunca insanlara hep zulmetmişler. Bu zulümlerinin karşılığını görecekleri bir ailemin olmasını ve bunların hesabını verecekleri bir büyük mahkemenin olmasını ve herkese hakkını tam olarak verecek bir adil yaratıcının olmasını istemezler. İnanmadıkları ve inanmak da istemedikleri için arzu ve hevalarına göre hareket ederler. Günah deryasından kurtulamazlar. Onun için küfre götüren yollardan birisi de:</p>
<p><strong>GÜNAHLARDA ISRAR ETME; ARZU, HEVA VE HEVESİNE UYMAK</strong></p>
<p>Bediüzzaman, 2. Lema’nın 1. Nüktesin de ‘’Her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır. O günah istiğfarla çabuk imha edilmezse, küçük bir manevi yılan gibi kalbi ısırır. Utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının bilmesini,  görmesini istemez. Meleklerin amellerini kaydettiğini, her şeyi bilen ve gören bir yaratıcının huzuruna çıkıp hesap vermeyi istemez. Küçük bir emare ile onları inkâr eder.  Cehennem azabını netice veren büyük bir günah işleyen kişi cehennemin varlığından rahatsız olur. En ufak bir şeyle inkâra gider.  Yine insanoğlu küçük bir emrini dinlemediğinde rahatsız olur,  onun yüzüne bakmaktan sıkılır. Halbuki sayısız nimetleri insana veren semavat ve arzın yaratıcısının Kur&#8217;an’daki ısrarla yaptığı emirleri dinlemeyen ve itaat etmeyen insanoğlu elbette çok sıkılır. Devamlı nefsinin peşinden koşmuş, arzu ve hevalarının esiri olmuş bir insan Allah’ın huzuruna çıkıp hesap vermek istemez. Nefsinin, hevasının ve şeytanın etkisinde kalarak inkar yoluna girer. Kur&#8217;an böyle insanları şöyle belirtir:</p>
<p>&#8220;Arzu ve heveslerini ilah edinmiş, bilgisine rağmen ( Allah&#8217;ı bırakıp da o hevasına kul olmasından dolayı ) Allah’ın da kendisini sapıklıkta bıraktığı, kulağını ve kalbini mühürleyip, gözüne de bir perde çekmiş olduğu kimseyi gördün mü? Şimdi (bana söyle ) artık Allah&#8217;tan başka doğru yola kim getirebilir? Hala düşünmeyecek misiniz ?&#8221;</p>
<p>&#8220;Hayır! Gerçek öyle değil! Onların yapageldikleri kötü işler, gitgide kalplerini paslandırmıştır. (Onun için ahireti inkâr ederler.)’’</p>
<p>İşte nefsinin ve hevasının peşinde koşan bu insanlar kendilerince bahaneler ararlar. O zaman da karşılarına engeller çıkar:</p>
<p><strong> BAŞKALARININ HATALARINI, KENDİ HATALARIMIZA BAHANE YAPIP ONLARA SIĞINMA                            </strong></p>
<p>Çoğu kötü yollara girmiş, çıkamayan, inanç problemleri olan insanlar kendilerince bahaneler üretirler.</p>
<p>&#8220;İşte ben küçüklüğümde hocaya gitmiştim. Hoca beni bir dövdü, bir daha gitmedim.’’</p>
<p>‘’Falanca hacı beni camiden kovdu, ben de bir daha camiye girmedim.&#8221;</p>
<p>‘’Falan hoca, filan hacı, işte şu papaz şu mel&#8217;anetleri işledi ben onların inandığı dinden nefret ettim.&#8221; gibi.</p>
<p>Halbuki onların yaptıkları hatalardan dolayı; onların yedikleri, içtikleri şeyleri yiyip içmemezlik yapmıyoruz. Elbette eğitimde iyi örneklerin ve etkisi vardır. Ama aklımızı kullanıp ebedi hayatımızı berbat edecek veya iyi edecek yolu bulmakta insan oğlunun iradesi iledir. Bunun için bahaneler üretmeden, her türlü baskı önyargılardan her türlü baskılardan uzak olmalıyız.</p>
<p><strong>HERTÜRLÜ ÖNYARGILAR, ÇEVRENİN VE ATALARININ ETKİSİNDE KALMAK </strong></p>
<p>Efendimiz ( S.A.V ), kendisini 40 yıl himaye edip, yeğenini de çok sevdiği halde ölüm döşeğinde amcası Ebu Talip’e imanı teklif edince, o sırada Kureyş’in ileri gelenleri Ebu Talip’e bakıp; &#8220;Atalarının dinini mi bırakacaksın?&#8221; dediklerin de &#8220;Kureyş’in kadınları, ‘’Ebû Talip ölümden korktu da inandı. Demeyeceklerini bilseydim, yeğenim sana inanırdım.&#8221; der. Kur&#8217;an, bu nevi baskıların insanı nasıl imandan uzaklaştırdığını resmeder. &#8220;Onlara, &#8216;Gelin Allah&#8217;ın indirdiği buyruklara tabi olun!&#8221; denildiğin de : &#8220;Hayır , biz atalarımızı hangi inanç üzerinde bulduysak ona uyarız derler. Ataları bir şeye akıl erdirememiş ve doğruyu bulamamış olsalar da mı onlara uyacaklar?’’</p>
<p>Günümüzde de nice insanlar, çevrenin etkisinde kalarak, acaba ne derler, gerici yobaz derler mi? düşüncesi ile dinden uzaklaşmış adım adım küfre yaklaşmışlardır.</p>
<p>Burada sayamadığımız daha birçok maddi ve manevi, şahsi veya içtimaî sebeplerle insanlar inançtan uzaklaşıp küfre düşmüşlerdir.</p>
<p>Cenab- i Hakk bizleri hidayetten ayırmasın &#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanlari-inancsizliga-goturen-sebepler-muhsin-celebi/">İnsanları İnançsızlığa Götüren Sebepler | MUHSİN ÇELEBİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanları İnanmaya veya İnançsızlığa Sürükleyen Sebepler &#124; MUHSİN ÇELEBİ</title>
		<link>https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/</link>
					<comments>https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jun 2022 09:19:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih boyunca insanoğlu temelde iki ana güruha ayrılmış. İnananlar ve inanmayanlar. Şairin ifadesi ile ‘Oluklar çift akmış birinden nur; birinden kir..’ Daha insanlığın ilk atası Hz. Ademin evlatları ile başlayan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/">İnsanları İnanmaya veya İnançsızlığa Sürükleyen Sebepler | MUHSİN ÇELEBİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih boyunca insanoğlu temelde iki ana güruha ayrılmış. İnananlar ve inanmayanlar.</p>
<p>Şairin ifadesi ile ‘Oluklar çift akmış birinden nur; birinden kir..’</p>
<p>Daha insanlığın ilk atası Hz. Ademin evlatları ile başlayan bu manzara kıyamete kadar devam edeceğe benziyor.</p>
<p>Kabil, kin haset ve zulüm duyguları ile kardeşini katletmiş. Habil’de masumlar ve mazlumlar kafilesinin ilk şehidi olmuştur.</p>
<p>Nur akan oluklardan: Peygamberler, evliyalar, asfiyalar ve salih insanlar insanlığı sulamış&#8230;</p>
<p>Kir akan oluklardan Firavunlar, şettatlar, diktatörler ve zalimler ise insanlığa adeta kan küstürmüş güzelim dünyayı insanlara cehennem etmişlerdir.</p>
<p>Adeta birisi zakkum meyveleri; diğeri de Tuğba ağacının meyvelerinin numunelerini bu fani dünyaya vermiştir.</p>
<p>İnsanlığın bu iki meyvesinin ana sebepler üzerinde duralım.</p>
<ol>
<li><strong>İNSANLIĞI İNANMAYA GÖTÜREN YOLLAR</strong></li>
</ol>
<p>Aslında insanoğlu en basit mantıkla bile düşündüğünde: Bir harf katipsiz, bir iğne ustasız; bir resim ressamsız, bir heykel heykeltraşsız; bir köy muhtarsız olamaz. Elbette bunlardan binler derece daha harika olan şu kâinat sarayı yapıcısız yaratıcısız olamaz. Asrın mürşidinin dediği gibi: Bizleri Cenabi Hakk’ın varlığına inanmaya götüren yollar mahlukatın varlığı adedince çoktur. Her bir varlık O’na delildir. Fakat bunların içinde en kısa ana yollara işaret edeceğiz.</p>
<p>İnsanoğlu acz, fakr, şefkat ve tefekkür adımları ile bu yollara girebilir. Kendi acz ve fakrini alamayan şefkat ve merhamet duyguları ile kâinata bakamayan tefekkür ile bir arı gibi her petekten bal almayan inanamaz. Bu adımlarla bu yollara bir göz atalım:</p>
<ol>
<li><strong> Kâinat Kitabını ilmi bir şekilde incelemek, tefekkür ederek araştırmak</strong></li>
</ol>
<p>Bediüzzaman Hazretlerinin yanına Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı gelir ve “Bize Halıkımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyorlar” dediklerinde; onlara:</p>
<p>“Sizin okuduğunuz fenlerden her fen kendilerine has bir dil ile sürekli olarak Allah’tan bahsediyor ve yaratıcıyı tanıtıyorlar.  Muallimler değil, onları dinleyiniz.” dedikten sonra kısaca misaller verir.</p>
<p>Kâinatı büyük bir eczaneye benzetir. Harika bir eczahaneye benzetir. Harika bir fabrikanın mühendisi yapıcısı olmadan olamayacağını anlatır. Yeryüzünü dev bir gıda iaşe ambarına benzetir. Dev bir süper marketin yüzlerce reyonlarındaki, binlerce raflarındaki dizilmiş düzenlenmiş binlerce besin maddelerinin kendiliğinden olamayacağını anlatmış.</p>
<p>Büyük bir şehrin elektrik şebekesinin aydınlatılmasının kendiliğinden olamayacağı gibi gökyüzündeki milyarlarca yıldızları milyonlarca yıldır yandıran, yakıt maddelerini tüketmeyen bir yaratıcısının olacağını bildirir. (11. Şua Meyve Risalesi)</p>
<p>Kısacası her ilimde Allah’a giden bir yol vardır. Yeter ki fiziğin, kimyanın, tıbbın, zoolojinin, botaniğin, astronominin ve diğer yüzlerce ilimleri insafla araştıralım ve tefekkür ederek neden ve niçinlerini sorabilelim.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Kuran-ı Kerimi doğru anlamak, doğru yorumlamak ve doğru kavramak, insanları inanmaya götür</strong></li>
</ol>
<p>Kur’an-ı Kerim’de gökleri ve yeri ilimlerin dili ile inceleyip tefekkür eden insanların mutlaka Allah’a inanacağına dair yüzlerce ayet vardır. Biz bunlardan sadece numune olarak birkaç tanesinin mealini vereceğiz.</p>
<p>“O’dur gökten yağmur indirir. Hem içeceğiniz su ondan oluşur. Hem de hayvanlarınızı içinde otlattığınız ot ve ağaçlar”</p>
<p>“Allah o su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzüm bağları ve çeşit çeşit meyveler yetiştirir. Elbette bunda düşünen kimseler için alınacak bir ders vardır.!”</p>
<p>“Hem geceyi ve gündüzü güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Diğer yıldızlarda O’nun emriyle size ram edilmiştir. Elbette aklını çalıştıran kimseler için bunda alınacak nice ibretler vardır.”</p>
<p>“Yeryüzünde türlü türlü renklerle her çeşitten bitki ve hayvan olarak sizin yarattığı daha neler neler var! Elbette bunda düşünen kimseler için alınacak ibret var. “ (Nahl, 16/10 &#8211; 13)</p>
<p>“Eğer onlara ‘Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ayı kim hizmetinize amade kıldı?” diye sorarsanız elbette Allah° diyeceklerdir. Öyleyse nasıl oluyor da bu gerçekten uzaklaştırılıyorlar.” (Ankebut 29/61)</p>
<p>“Eğer onlara: ‘Gökten su indirip ölümünden sonra yeri canlandıran kimdir?’ diye sorsan elbette: Allah diyeceklerdir.</p>
<p>De ki: Hamdolsun o Allah’a ki (kafirler bile onun vasıflarını inkâr edemiyorlar. Bütün hamdler, güzel övgüler aslında Allah’a mahsustur, fakat onların ekserisi bunu düşünüp anlamıyorlar” (Ankebut, 29/63)</p>
<p>Nahl süresindeki ayetlerde görüldüğü gibi Cenab-ı Hak delilleri sıraladıktan sonra ayetlerin sonunda “muhakkak ki bunlarda tefekkür eden, tezekkür eden ve aklını kullanan toplumlar için ayetler, deliller vardır.” diye bitiriyor.</p>
<p>Kur’an da insanı inanmaya götüren daha birçok ayetler vardır. (Ayrıca Bkz. Nahl, 16/65 -69 Bakara  2/2   Al-i İmran 3/37)</p>
<p>Aslında Kur’an-ın kendisi Allah’a inanmaya götüren en büyük delillerden biridir.</p>
<p>Kur’an-ı edebi yönüyle inceleyen; ilimlerin diliyle Kur’an-ı inceleyen Kur’an-ın gelecekten verdiği haberlerin yeri ve zamanı geldikçe ortaya çıktığını gören; matematiksel bazı mucizelerine şahit olan; bazı Allah, Rahman, Rahim veya birbirinin aynısı kelimelerin alt alta aynı sayfada bir araya geldiğini gören; 23 yılda ayrı ayrı sebeplerle ve farklı zamanlarda nazil olan Kur’an ayetlerinin anlam bütünlüğü, okunuşundaki kulağa hoş gelişi gibi ehli tahkikin tespit ettiği yüzlerce mucizeliği karşısında insaflı bir insan: “Bu Kitap, okumasını yazmasını bilmeyen, ümmi bir zatın eseri olamaz. Bu ancak alemlerin ve bütün insanların yaratıcısı Allah’ın kelamı olabilir.” diyecektir.</p>
<p>Kısacası Kur’an-ı insafla okuyan, anlayan ve inceleyen bir insanın inanmaması mümkün değildir.  Asırlardır 7’den 70’e insanlığın beşte birisini arkasından sürükleyen ve ezberlenebilen, zihinlere zor gelmeyen bu kitap insanları yaratan alemlerin Rabbinin kelamı olabilir&#8230; demekten başka çare yoktur.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Peygamberimizin hayatını gerçek yönleriyle bilmek, anlamak</strong></li>
</ol>
<p>Efendimiz (s.a.v)’in hayatını her türlü önyargılardan uzak insafla inceleyen bir insan; “Bu hayat basit bir insanın hayatı olamaz. Doğmadan babasını altı yaşında annesini, sekiz yaşında dedesini kaybetmiş hem yetim hem de öksüz kalmasına rağmen öyle güzel bir ahlaka sahip olarak yaşamış ki; dost ve düşman onun ahlakına, dürüstlüğüne, insanlığına hayran kalmış, Kendisi “Muhammed’ül Emin” ‘güvenilir insan’ olarak anılmıştır.</p>
<p>“Ya Resulallah seni kim böyle güzel terbiye etti?’’ Diyenlere “Beni rabbim en güzel şekilde terbiye etti° diyerek Allah’a yeryüzünde en güzel ayna olmuştur. Allah’ın isimlerinin kendisinde kâmil manada tecelli ettiği en üstün varlıktır.  O’na ibretle bakan Allah’ı görür ve Allah’a inanır.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Vicdanımızın gizli sesine kulak vermek</strong></li>
</ol>
<p>Kâinatı ve insanları yaratan Yüce Rabbimiz insanoğlunun fıtratını temiz olarak yaratmış. Fıtratı bozulmayan her insan vicdanını dinlediğinde, kendisinin ve kâinatın mutlaka bir yaratıcısı olması gerektiğini kabul eder. Tarih boyunca insanoğlu mutlaka Bir şeylere inanmış, fıtratı onu gerektirmiş. Ancak peygamberlerin aydınlık yolundan ayrılan insanlar yanlış farklı şeylere inanmış.</p>
<p>En inanmıyorum diyen insanlar bile, zorda kaldıklarında gemileri batarken, uçakları düşerken, aciz kaldıkları noktalarda kendilerine mahsus bir şekilde inançlarını dillendirmişlerdir. Onun için “Batan gemi ile düşen uçakta ateist bulunmaz.” sözü adeta atasözü haline gelmiş, fıtratları yalan söylememiştir.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/">İnsanları İnanmaya veya İnançsızlığa Sürükleyen Sebepler | MUHSİN ÇELEBİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://hizmetten.com/insanlari-inanmaya-veya-inancsizliga-surukleyen-sebepler-muhsin-celebi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnanan Gönüller</title>
		<link>https://hizmetten.com/inanan-gonuller-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 06:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=22356</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık almış başını kinle, nefretle bir yere gidiyor. Herhalde buna &#8220;yuvarlanıyor&#8221; demek daha uygun olur.. neticenin ne olacağını ve bu gidişin nereye varacağını şimdiden kestirmek oldukça zor. Çok kötümser davranıp&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/inanan-gonuller-2/">İnanan Gönüller</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık almış başını kinle, nefretle bir yere gidiyor. Herhalde buna &#8220;yuvarlanıyor&#8221; demek daha uygun olur.. neticenin ne olacağını ve bu gidişin nereye varacağını şimdiden kestirmek oldukça zor. Çok kötümser davranıp âkıbetin cehennem olduğunu söylemek doğru olmasa da, cennet demek de biraz fazla iyimserlik olsa gerek. Sîneler öfkeyle atıyor, gururlar çifteli, düşünceler paramparça ve muhâkemeler de derbeder. Diyalog arayışları fevkalâde sun&#8217;î ve çıkar hedefli; tartışma ve münazara meclisleri âdeta birer harp meydanı, birer ateş hattı ve birer vahşi arena.. toplumu değişik kamplara bölmek ve kitleler arası gerilimi artırmak için gerekli her şey var. Tavırlar kaba, ifadeler mütecaviz, yığınlar birbirine karşı müsamahasız. &#8220;Vefâ yok, ahde hürmet hiç, emânet lafz-ı bî-medlûl;/Yalan râiç, hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl&#8230;&#8221; sevinen düşmanlar, ağlayan da milletimiz.</p>
<p>Bu gidişe &#8220;dur&#8221; demek ve bu yuvarlanışı önlemek için sevgiyle çarpan, müsamaha ile oturup kalkan sînelere ihtiyaç var.. kendini insanlığın dünyevî-uhrevî mutluluğuna adamış &#8220;Gözümde ne cennet sevdası, ne cehennem korkusu; milletimin imanını selâmette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım&#8221; diyebilecek inanmış ve seven sînelere&#8230;</p>
<p>Sevgi, insan ruhuna hitap eden sözsüz-kelimesiz evrensel bir lisandır. O, gönülleri büyüleyip kendine çeken, hiç kimsenin hatta en vahşi ruhların bile karşı koyamayıp teslim olduğu sihirli bir güç kaynağıdır.. evet böyle bir güç kaynağıdır ve hiçbir şeyden anlamayan bedevîler bile, onun o yumuşaklardan yumuşak mûnis dilinden mutlaka bir şeyler anlar ve mest olurlar.</p>
<p>Sevgide peygamberâne tesirin güç ve sihiri vardır. O, kendine mahsus beyânıyla benliğimizin enginliklerine yağmaya başlayınca, onunla anlatılmak istenen şeyleri rûhumuzun bütün derinliklerinde duyar ve verilecek mesajı hemen kabullenmeye hazır hâle geliriz.</p>
<p>Gönüller sevgiyle attığı, çehreler samimiyetle tüllendiği ve gözler kendilerini o büyülü tebessümlere saldığı zaman, insan hiçbir şey konuşmasa da, derûnundaki kitabı bütün fasıllarıyla, bâblarıyla muhataplarına intikâl ettirmiş sayılabilir.</p>
<p>Sevginin sesi-soluğu, samimiyet ve sıcaklığın derecesine göre, hemen ekseriyetle hislerimizi coşturur ve bizi itimaddan teslime, teslimden kabule, kabulden güvene yükselterek ruhlarımıza en beliğ hitapların, en meşhur kitapların anlatamayacağı en enfes mânâları fısıldar.</p>
<p>Sevginin müphem nağmeleri gönül yamaçlarında her zaman bir bülbül sesi gibi duyulur ve bir beşik ninnisi safvetiyle bütün benliğimizi sarar.. hem öyle bir sarar ki, onun karşısında sevinçten, neşeden, bir çocuk gibi diz çöküp hıçkıra hıçkıra ağlayasımız gelir.</p>
<p>Sevgi, o sımsıcak anne kucağı gibi havası ve her kapıyı açabilen anahtarlar gibi büyüsüyle, bütün varlığın usâresini ve her türlü ledünnî alâkanın mânâsını gönüllerimize boşaltan bir sihirli musluktur. O saf musluktan akan muhabbet kevserini duyabildiğimiz ölçüde, duygularımız öylesine şahlanır, ruhlarımız o denli heyecanlanır ve köpürür ki, benliğimizin tavanı delinip de göklerin ebedî neşvesine erecekmişiz gibi oluruz.</p>
<p>Gönüller, sevginin dirilten havasını teneffüs ettikleri, sevgi çağlayanlarında arındıkları, sevgiyle sarmaş-dolaş oldukları, sevgi kokladıkları ve sevgi solukladıkları nispette, insan olmadaki engin derinlikleri duyar ve duyurur; sonsuzluğa namzed olmanın sırlarını kavrar ve sevginin derinliğine göre muhabbet ve alâka halkaları, genişleye genişleye topyekün varlığı kaplar; hatta gider tâ sonsuza ulaşır, sonsuzun rengini alır ve her yerde &#8220;O&#8217;ndan ötürü&#8221; deyip çevresine sevgi ve iltifat yağdırırken, her yerde bundan ötürü aranan, sevilen biri haline gelir.</p>
<p>Sevgi, bizden önce de vardı. O insanoğlunu varlığa uyaran ilk nağme ve içinde sallandığı ilk beşiktir. Biz burada, sevgi adına, eski bir perdenin yeni bir şivesini, eski bir nağmenin yeni bir usûlünü, az bir telaffuz farkıyla, basit bir üslup kaydırması yaparak, kin, nefret, iğbirar ve üslup çığırtkanlığını tadil eder mülâhazasıyla bir kere daha mırıldanmak istedik.. kim bilir, bundan sonra da daha niceleri, yeni bir ifade farkı ve yeni bir seslendirme ile ne ateşten nağmeler mırıldanacak, ne yanık türküler söyleyecek ve şehrâyinlerdeki havâî fişekler gibi çevrelerine ışıklar yağdıracak.. ve hep sevgi düşünecek, sevgi konuşacak, sevgiye âşinâ gönüller arayacaklardır.</p>
<p>İnsan, sevginin o &#8220;sehl-i mümtenî&#8221; büyülü yoluna bir kere giriverse, başkaları için aşılmaz görülen gayzın, nefretin en sarp tepelerini aşar.. önünü kesen kandan-irinden deryaları geçer.. cennet yamaçları gibi bahar iklimlerinde dolaşır, sevgi tüten ruhlarla kucaklaşır.. ömrünü hep kuş yuvaları gibi sımsıcak, anne sîneleri gibi emniyetli bir atmosferde geçirir.. ve insan olmanın bütün avantajlarını yaşar.</p>
<p>İnsanların intikam ve düşmanlığa yenik düştüğü, yığınların boğuşma ve kavgaya sürüklendiği, hakkın, kuvvet karşısında susturulduğu ve kuvveti elinde bulunduranların, kendileri gibi düşünmeyenlere Tiran&#8217;lar gibi davrandığı, zalimlerin, gaddarların alkışlandığı, iltifat gördüğü, mazlumların, mağdurların itilip-kakıldığı, itilip-kakılırken de sarsık, ama ümitli bir bekleyiş içinde bulunduğu günümüzde her şeyden evvel ve her şeyden son-ra bir kere daha &#8220;sevgi&#8221; diyoruz. Diyor ve sevginin hayatımızın ritmini değiştireceğine ve bizi alelâdeliklerden fevkalâdeliklere, basitlikler içinde bocalayıp durmaktan seviyeler üstü seviyeye yükselteceğine inanıyor ve ilk çocukluk dünyamızda duyup-yaşadığımız o dupduru hülyaları bir kere daha yakalayacağımız ümîdini besliyoruz.</p>
<p>Biz, duygu ve düşünce ufkumuzu, sevgi, saygı ve anlayışla donatabildiğimiz ölçüde, zannediyorum çevremiz de farklılaşacak.. eşya ve hadiselerin rengi değişecek.. gerçek insanî değerler ortaya çıkacak.. ve &#8220;eşref-i mahlûkât&#8221; olmakla elde edilmiş bulunan onca avantaj zebil olup gitmekten kurtulacak.. tarihe malolmuş bütün dînî ve millî güzelliklerimiz dirilip geriye dönecek; hatta gelip bir kere daha bizim olacak.. ve dün yaşadığımız hayatı bugünkü ömrümüzle yeni baştan bir kere daha yaşayacak.. ve zaman üstü en engin lezzet ve hazların hepsini birden duyacağız..</p>
<p>Keşke, iman ve iman içindeki o derin sevgiye ilkler gibi biz de uyanabilseydik.</p>
<p><strong><span class="source21">Sızıntı, Ocak 1995, Cilt 16, Sayı 192</span></strong></p>
<div class="fastsocialshare_container fastsocialshare-align-center">
<div class="fastsocialshare-subcontainer">
<div class="fastsocialshare-share-fbl fastsocialshare-button">
<div class="fb-like fb_iframe_widget" data-href="https://fgulen.com/tr/eserleri/yeseren-dusunceler/inanan-gonuller" data-layout="button" data-width="100" data-action="recommend" data-show-faces="false" data-share="false"><strong>Kaynak:M.Fethullah Gülen / Yeşeren Düşünceler</strong></div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/inanan-gonuller-2/">İnanan Gönüller</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
