<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cuma hutbe arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/cuma-hutbe/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/cuma-hutbe/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Apr 2024 21:02:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>cuma hutbe arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/cuma-hutbe/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; Tenkitlere Karşı Dengeli Davranma</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-tenkitlere-karsi-dengeli-davranma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 21:02:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[cuma hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[CUMA HUTBESİ | Tenkitlere Karşı Dengeli Davranma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=37659</guid>

					<description><![CDATA[<p>HAZIRLAYAN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ “İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-tenkitlere-karsi-dengeli-davranma/">CUMA HUTBESİ | Tenkitlere Karşı Dengeli Davranma</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAZIRLAYAN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<p style="text-align: center;">
<strong>وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ ادْفَعْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ فَإِذَا الَّذِي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَأَنَّهُ وَلِيٌّ حَمِيمٌ</strong><br />
<em>“İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş! …” (Fussilet,34)</em><br />
<strong>اُدْعُ إِلَى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ</strong><br />
<em>“Sen insanları Allah yoluna hikmetle, güzel ve makul öğütlerle dâvet et, gerektiği zaman da onlarla en güzel tarzda mücadele et…” (Nahl,126)</em><br />
Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:<br />
<strong>مِنْ حُسْنِ إِسْلَامِ المَرْءِ تَرْكُهُ مَا لَا يَعْنِيهِ</strong> <em>“Bir kişinin kendisini ilgilendirmeyen, bir faydası olmayan şeyleri terk etmesi, onun Müslümanlığının en güzel derinliklerinden biridir.” (Tirmizi, zühd 11; )</em></p>
<p>Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, <strong>tenkitlere karşı dengeli davranma</strong> hakkında olacaktır.<br />
<strong>Öncelikle Zaman</strong>, bir mü’min açısından çok kıymetlidir. Hiçbir parçasını israf etmeden çok iyi değerlendirmeli, <strong>zihin kirliliğine</strong> sebebiyet verecek faydasız şeylerden uzak durmalıdır. Zira vaktin boş veya faydasız şeylerle geçirilmesi, Kur’ân-ı Kerim’in yasakladığı israf kategorisine girmektedir (A’râf Sûresi,31). Aksi takdirde insan, <strong>fikren ve zihnen yoğunlaşması</strong> gereken işlere konsantre olamayacağından, <strong>asıl takip etmesi</strong> gereken mevzularla ilgilenemeyecektir.<br />
Şayet birileri inandığımız ve saygı duyduğumuz değerler aleyhinde saygısızca konuşuyor ve biz de bu türlü şeyleri sürekli takip ediyorsak, bir süre sonra bunlar bizi de olumsuz etkileyebilir. Duyduklarımızı kendi aramızda konuşmaya başlar ve gereksiz yere bunlarla zaman kaybetmiş oluruz. Mahzurlu gördüğümüz yazı ve konuşmalara, makul cevaplar verecek ve onları tashih edecek bir konumda <strong>bulunmuyorsak,</strong> bunlarla zihnimizi meşgul etmemizin bize hiçbir faydası yoktur; hatta zararı daha çoktur.<br />
Efendimiz, <strong>çok gülmenin bile kalbi öldüreceğini</strong> söylediğine göre, bu tür şeyler <strong>kalbî ve ruhî</strong> hayatımız adına tedavi edilmez yaraların açılmasına sebep olabilir. Bu konuda prensibimiz; <strong>“bizde dinimiz adına metafizik gerilim hâsıl edecek, şevkimizi artıracak mevzularla meşgul olma” olmalıdır.</strong><br />
<strong>Sabır ve Tahammül Göstermeliyiz:</strong><br />
Diğer taraftan, gerek inandığımız değerler gerekse şahsımız aleyhinde dile getirilen her söze karşılık vermek, sürekli birilerine cevap yetiştirmekle meşgul olmak doğru değildir. Hatta bazen, konuşmanın hiçbir faydasının olmadığı durumlarda yerine göre, haklı bile olsak sabretmenin daha hayırlı olduğunu Kur’ân-ı Kerim şu beyanı ile bize haber veriyor: <strong>وَلَئِنْ صَبَرْتُمْ لَهُوَ خَيْرٌ لِلصَّابِرِينَ  “Şayet sabredecek olursanız, bu, sabredenler için işin en hayırlısıdır.” (Nahl,126)</strong><br />
Rivayete göre; Efendimiz’in huzurunda bir şahıs, Hz. Ebû Bekir’e karşı bir takım kaba ve çirkin sözler sarf eder. Hz. Ebû Bekir sabreder ve onun bu sözlerine karşılık vermez. Fakat bir aralık bardağı taşıran bir şey olur ve Hz. Ebû Bekir de ona mukabelede bulunur. Bunun üzerine Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) yerinden kalkıp oradan ayrılır. Hz. Ebû Bekir hemen arkasından yetişir ve O’na kalkıp gitmesinin sebebini sorar. Efendimiz de şöyle cevap verir: <strong>“Sen sükût ettiğin sürece bir melek senin için ona cevap veriyordu. Fakat sen cevap vermeye başlayınca melek gitti, şeytan geldi. Ben de kalktım, şeytanla aynı meclisi paylaşmak istemedim.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned 15/390)</strong><br />
Yanlış konuşma ve beyanlara karşı, ilgili ilgisiz herkesin cevap vermesi doğru olmasa da bir şey söyleme konumunda olanların, dikkat etmesi gereken bir kısım ölçüler vardır.<br />
<strong>Dengeli ve Makul Cevaplar Vermeliyiz:</strong><br />
Öncelikle insan bu konuda duygularının tesirine kapılmamalı, gergin ve hiddetli olduğu zamanlarda konuşmamalıdır. Bu yüzden düşüncelerimizin açık olduğu, sakin ve dikkatli bulunduğumuz zamanları kollamalı ve diyeceklerimizi o zaman demeliyiz.<br />
Hususiyle hırçın ve asabî insanlar karşısında birkaç defa düşünüp bir defa konuşmalıyız, imkân varsa bugün değil yarın cevap vermeliyiz. Yemekleri yutmadan önce güzelce çiğnediğimiz gibi, sözlerimizi de dile getirmeden önce mutlaka birkaç defa düşünce potalarından geçirmeliyiz. Bazen çok güzel mülâhaza ve düşünceler bile güzel bir sözle ifade edilmediği için yanlış anlaşılabilir.<br />
<strong>Meseleleri Müşterek Akla Test Ettirip Sonra Harekete Geçmeliyiz:</strong><br />
Bir insanın tek başına bütün bu hususların altından kalkması çok zor bir iştir. Bu sebeple kimse sadece kendi düşünceleriyle iktifa etmemeli, fikrine itimat ettiği insanların da görüşlerini almalıdır. Bunu yaptığı takdirde O, düşüncelerini müşterek akla test ettirmiş oldugundan yanılma ihtimali çok daha düşük olacaktır.<br />
<strong>Yumuşak Üsluptan Ayrılmama:</strong><br />
Öte yandan, birilerine cevap verelim, onların yanlışlarını düzeltelim derken insanlardaki kin ve nefreti tetiklememeli; kaba ve sert davranışlardan sakınmalıyız. Öfkeyle, şiddetle, bağırıp çağırmakla <strong>nefsimizi memnun etsek de bunun kimseye bir faydası olmayacaktır</strong>. Muhatabımız her kim olursa olsun, üslubumuzu bozmamalı ve karakterimizden taviz vermemeliyiz. Zira üslubumuz namusumuzdur.<br />
Onlar dikkatsiz, temkinsiz ve ölçüsüz konuşsalar bile bu bizi ölçüsüzlüğe sevk etmemelidir. İfade ve beyanlarımızda her türlü enaniyetten uzak kalmalıyız. Sırf karşı tarafın sesini kesmek susturmak için uğraşmamalıyız. Bilhassa peygamberimizi savunurken peygamberane bir üslup ve tavır sergilemeliyiz.<br />
<strong>Bu konuda Hz. Bediüzzaman’la ilgili şöyle bir olay anlatılır. </strong>Bir gün ziyaretine<strong>, aleyhinde karikatürler çizen bir gazeteci gelir.</strong> Üstad, ona çok iltifatta bulunur. Giderken de onu kendisine yakışır bir saygı ve edeple uğurlar. Hz. Pir, talebelerinin hayretini ve şaşkınlığını gidermek için mealen şöyle der: <strong>Eğer sizin yüz tane düşmanınız olsa, bunların sayısının doksan dokuza inmesini istemez misiniz? Veya sizin yüz tane düşmanınız varsa, onun yüz bir olmasını arzu eder misiniz?</strong> Hiç kimse <strong>yüz</strong> olan düşmanını <strong>yüz bir</strong> etmeyi istemez. Ama herkes bu düşmanlarının sayısının azalmasından memnun olur. Bir insanın İslâmiyet’e düşmanlığı <strong>yüz ise onu doksan dokuza indirmek hizmet olduğu gibi, yüz bire çıkartmamak dahi hizmettir.</strong><br />
Meseleye daha geniş bir perspektiften yaklaşacak olursak, özellikle günümüzde devletlerin silahlanma yarışına girdiği, atom ve hidrojen bombaları gibi oldukça öldürücü nükleer silahların üretimine yöneldiği bir<strong> çağda insanlığın hoşgörüye, sevgiye ve yumuşaklığa her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır</strong>. Meseleye bir filozofunun gözüyle yaklaşacak olursak, eğer bir üçüncü cihan harbi çıkacak olursa, bunun kazananı olmaz. Çünkü ölenler mezara, öldürenlerde yoğun bakım ünitesine gideceklerdir.<br />
<strong>Bize düşen vazife</strong>; başkalarıyla konuşurken veya onlara cevap verirken elimizden geliyorsa hiç kimseyi küstürmemektir. İnsanlar söylediklerimizi veya yazdıklarımızı <strong>saf vicdanlarıyla test ettikleri zaman en azından bize hak vermeli veya hakemliklerine müracaat edildiğinde bizim hakkımızda olumlu düşünceler</strong> beyan etmelidirler. Eğer yürüdüğümüz yollarda güzergâh emniyetini sağlamak ve herhangi bir trafik kazasının yaşanmasına sebebiyet vermek istemiyorsak, elden geldiğince <strong>yumuşak hâl, yumuşak söz, yumuşak tavrı, kendinize ilke edinmeliyiz</strong>. Farklı kültür ortamlarında yetişmiş insanlarla karşılaşan <strong>hizmet gönüllülerinin</strong>, kullanacağı ortak dil, <strong>mülayemet dilidir</strong>. Çünkü sertlik ve huşunet, dostların kapılarını bile kaparken, mülâyemet ve yumuşaklık düşmanların dahi kapılarını açabilir.<br />
Hutbemizi Şems-i Tebrizi ye ait su güzel sözlerle bitirelim.<br />
<em>Sözü süz de söyle, Gönlü bulandırmasın.</em><br />
<em>Sözü diz de söyle, Kulağa inci diye takılsın.</em><br />
<em>Sözü yüze söyle, Gıybet olup utandırmasın.</em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2024/04/TENKITLERE-KARSI.HUTBE_.-19.04.24-1.docx">CUMA HUTBESİ | Tenkitlere Karşı Dengeli Davranma</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2024/04/TENKITLERE-KARSI.HUTBE_.-19.04.24.pdf">CUMA HUTBESİ | Tenkitlere Karşı Dengeli Davranma</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-tenkitlere-karsi-dengeli-davranma/">CUMA HUTBESİ | Tenkitlere Karşı Dengeli Davranma</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; Kadir Gecesi</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-kadir-gecesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 23:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[cuma hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Gecesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=37338</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ (3) إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ (1) وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ(2) لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ 1 – Biz Kur’ân’ı indirdik kadir gecesi. 2&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-kadir-gecesi/">CUMA HUTBESİ | Kadir Gecesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>(3) إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ (1) وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ(2) لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>1 – Biz Kur’ân’ı indirdik kadir gecesi. </strong><br />
<strong>2 – Bilir misin nedir kadir gecesi?</strong><br />
<strong>3 – Bin aydan daha hayırlıdır kadir gecesi! (Kadir Suresi)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Muhterem Müslümanlar</strong>! Hutbemiz, <strong>Kadir Gecesi</strong> hakkında olacaktır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bu akşam</strong> Kadir <strong>Gecesini</strong> idrak etmekle müşerref olacağız inşallah.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kadir Gecesi</strong> “kadr”den gelir ve bizlere şunları hatırlatır. Bu gecede bir kadir kıymet bilme, kadirşinaslık ruhu ve manası vardır. Allah yanında kıymetimizin bilinmesi, bu gecenin kıymetini bilmemize, onu aramamıza bağlıdır. İnsan ararsa bulur. Bugüne kadar <strong>hep arayanlar bulmuş, aramayanlardan da bulan olmamıştır.</strong><br />
<strong>Kadir Gecesi</strong>, meleklerin grup grup inerek kutladığı bir gecedir. Kur&#8217;an&#8217;ın ifadesiyle, Kadir Gecesini ihyâ eden bir insan, bin ayı ihyâ etmiş gibi sevap alır.<br />
Bazen az bir zaman diliminde bir insanın yapacağı az şeyler, azlıktan çıkıp bütünlük kazanır ve Cenâb-ı Hakk&#8217;ın katında <strong>aslı tamamen yapılmış</strong> gibi kabul edilir. Bu türlü ibadetlerde <strong>insanın niyeti, ihlası çok önemlidir</strong>. Bunların derinliğine göre de Allah bazen bire on, bazen bire yüz ve bazen de bire milyon verir.<br />
Kadir Gecesi’nde hikmetten daha çok kudret hakimdir. O gecenin kadrini bilenlere İlâhî varidat dolu dolu gelir. Bunları elde etmek, Kadir Gecesi’ni bir alıcı gibi kullanabilmeye bağlıdır. Bu gecede, insan melekî yanının inkişafıyla, meleklerle şu veya bu şekilde temasa da geçebilir. (Fasıldan Fasıla-3)<br />
<strong>İmam Rabbani’ye göre </strong>bir insan, Ramazan-ı şerifin<strong>, gecelerini teravihle, gündüzlerini de oruçla geçirirse, Kadir Gecesi&#8217;nde vaat edilen ilâhî lütufları yakalayabilir.</strong> Dolayısıyla bütün bir seneyi hayırlı işlerle geçirmiş olur ve böyle bir insanın <strong>sürçmesi de olmaz</strong>. Çünkü O insan için salih (doğurgan) bir daire oluşmuş, her hayır, başka bir hayrı doğurmuştur.<br />
Evet, bir insan gecesiyle gündüzüyle bir Ramazan-ı şerifi değerlendirmekle, bütün sene hayırlara açık olabilir ve hep hayır yollarında dolaşabilir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kadir gecesi ne zaman?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Aslında Kadir gecesinin vakti Fahr-i Kâinat Efendimize bildirilmiştir. Fakat haber vermek için çıktığında iki kişinin münakaşa ettiğini görür. Bunun üzerine: “<strong>Kadir gecesini haber verecektim ama münakaşa edenlerle meşgul olurken Kadir Gecesi bana unutturuldu</strong>.” buyurur. (Buhârî, leyletu’l-kadr, 4) Bu sözüyle O (sallallâhu aleyhi ve sellem) hem mü’minler arasındaki en ufak bir ihtilaf ve kavganın kendisini nasıl derinden yaraladığına hem de Kadir gecesinin gizli kalmasında bir hikmet-i ilâhiye bulunduğuna işaret etmiştir. Ayrıca burada <strong>küçük bir ihtilafın bazen büyük bir bereket kapısını kapatabileceğine</strong> de işaret vardır.<br />
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Kadir gecesinin bütün sene içerisinde, Ramazan’da ve Ramazan’ın özellikle son on gününde, son on gün içinde de tek gecelerde aranmasını tavsiye etmiştir. (Buhârî, fadlu leyleti’l-kadr, 2-3; Müslim, sıyâm, 205-220)<br />
<strong>Müçtehidler</strong>, Kadir gecesini 27. geceye tahsis etmişler ve ümmet arasında o gece Kadir gecesi olarak ihya edilir olmuştur. <strong>Üstad Bediüzzaman’ın ifadesiyle, </strong>hakikî olmasa da<strong> madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor, inşallah hakikî hükmünde kabule mazhar olur.</strong><br />
Cenâb-ı Hak, Kadir gecesini gizlediği gibi Hızırı da gizlemiştir. <strong>&#8220;Her geceyi Kadir, her kişiyi Hızır bil</strong>.&#8221; vecizesi de kısa; ama pek şümullü bir sözdür. Evet, Hızır (as) da insanlar arasında gizlidir. Fakat <strong>bizler herkese saygılı olur, her muhtaca yardım eder, herkesin elinden tutar, bütün insanlara gönlümüzü açarsak</strong> bir gün ehl-i imandan bir <strong>Hızır&#8217;a rastlarız</strong> ve bizim de gönül bahçeniz yeşerir.<br />
<strong>Kadir Gecesini Nasıl Değerlendirebiliriz?</strong><br />
<strong>1. Gece ibadeti</strong>: Yapabiliyorsak geceyi sabaha kadar ibadet ü taatle, evrad ü ezkârla, özellikle <strong>namaz kılarak</strong> değerlendirmek gerekir. Nitekim, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): “<strong>Kim kadir gecesini namaz kılarak ihya ederse geçmiş bütün günahları affolunur</strong>.” buyurmaktadır. (Buhârî, Fazlu leyleti’l-kadr, 1; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 175-176) Kadir Gecesi yatsı namazında, cemaatte hazır bulunanda, ondan biraz da olsa nasibini almıştır.&#8221; (Kurtubi, 20/138)<br />
<strong>2. İtikaf:</strong> Ramazan ayının son on gününde girilen itikaf, Kadir gecesini de ihya etme fırsatı vereceği için ayrı bir önem taşır. Kadir gecesi için pusuya yatmak olarak da isimlendirebileceğimiz itikâf; Efendimiz’in hiç terk etmediği bir sünnetidir ve Kadir gecesini karşılama ve değerlendirme adına çok önemlidir.<br />
<strong>3. Dua</strong>: Dualarımızda özellikle mağdur ve mazlum kardeşlerimiz başta olmak üzere, yeryüzünde hizmet etmeye kendini adamış hakikat erlerini ve dünyanın dört bir yanında bulunan muhtaç ve mazlum mümin kardeşlerimizi unutmamalıyız. <strong>Şunu hiç aklımızdan çıkarmamalıyız ki; Allah Teâlâ belki çekilen sıkıntıların hepsini gönülden yapılan bir dua ile bertaraf edebilir. </strong><br />
<strong>4. Kur’an Okuma</strong>: Kadir gecesi, <strong>Kur’ân’ın Levh–i Mahfuz’dan </strong>dünya semâsına toptan<strong> indirildiği ya da Kuran’ın nazil olmaya başladığı gecedir.</strong> Bu gecede Kur’an’ın her harfinin sevabı katlanarak verilir. Bu gece yapılacak en önemli ibadetlerden birisi, duyup hissetmeye çalışarak gözyaşlarıyla Kur’an okumaktır.<br />
<strong>5. Tövbe-İstiğfar</strong>: Tövbe ve istiğfar, bir mü’minin devamlı yapması gereken amellerdendir. Hususiyle Kadir gecesi, bu hususta değerlendirilebilecek önemli bir zaman dilimidir. Allah hakları için tövbe ve istiğfar etmenin, eğer üzerimizde kul hakkı varsa onlar için de helalleşmenin, kırgınlık ve dargınlıkları gidermenin, gönül almanın tam zamanıdır.<br />
Hazreti Aişe validemiz (r.a) şöyle diyor: <strong>Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi&#8217;ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:</strong><br />
<strong>اللّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي</strong><br />
<strong>“Allahım! Sen çok affedicisin, cömertsin, affetmeyi seversin. Beni de bağışla!</strong>” (Tirmizi, deavât 84)<br />
Evet, Rabbimizin rahmeti çok geniştir. Eğer O, kullarını Cennet&#8217;e koymayı murat buyurmuşsa en küçük şeyleri değerlendirir ve o kimseleri onunla sultan yapar. Bunu yapmak Kadir-i Mutlak olan Allah&#8217;ın elindedir. Elverir ki bizler imana, İslam’a sadâkatimizi koruyalım. İnsan iyilik adına yapılan hiçbir şeyi hor görmemesi gerektiği gibi, kötülük sayılan hiçbir tavır ve davranışı da hafife almamalıdır. Allah&#8217;ın sevmediği bir şeyi yapmakla yuvarlanıp gitmekten korkmalıdır.<br />
Rabbim bizleri, <strong>Kadir Gecesini hissetmeye ve ondan tam istifade etmeye muvaffak kılsın</strong>!</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2024/04/KADIR-GECESI.HUTBE_.05.04.24.pdf">CUMA HUTBESİ | KADIR GECESI</a> PDF FORM</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2024/04/KADIR-GECESI.HUTBE_.05.04.24.docx">CUMA HURBESİ | KADIR GECESI</a> WORD FORM</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-kadir-gecesi/">CUMA HUTBESİ | Kadir Gecesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; Müminlerin Özellikleri</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-muminlerin-ozellikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 21:31:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[cuma hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[mümin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=34748</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN : ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ الم (1) ذَلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ (2) الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ (3) وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَا&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-muminlerin-ozellikleri/">CUMA HUTBESİ | Müminlerin Özellikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN : ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>الم (1) ذَلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ (2) الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ (3) وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ (4)</strong></p>
<p>“Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakiler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle ifa ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden infak ederler. Hem sana indirilen kitabı hem de senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar. (Bakara;1-4)</p>
<p>Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, <strong>Mü’minlerin Kur’an daki Özellikleri</strong> Hakkındadır.<br />
Kur’an da; inananların, diğer insanlardan ayırt edici özellikleri genel hatları ile şöyle anlatılır:<br />
Gayba îmanla beraber beş vakit namazı şartlarına riayet ederek yerine getirmek,<br />
Allah ’ın verdiği rızıktan bir miktarını ihtiyaç sahiplerine vermek,<br />
Semavi kitapların tamamına îman ve ahirete hiç şüphe etmeksizin inanmak,<br />
Faydasız oyun, eğlence ve boş sözlerden kaçınmak, vaktini boş geçirmeyip zamanın kıymetini bilmek,<br />
Zinadan, adam öldürmeden, bütün kötülüklerin anası olan içkiden kendini korumak,<br />
Emanete riayet edip yerli yerince sahibine vermek,<br />
Seher vaktinde istiğfara devamla daima Allah’tan korkmak,<br />
Gücü yettiğince hayırlı işlere koşmak, insanlık gereği işlediği günâha tevbe etmek,<br />
Üzerindeki nimetlere şükretmek,<br />
İnsanlar arasında iyi olan şeylerin yaygınlaşmasına, kötü olan şeylerin terkine çalışmakla beraber Allah’ın bütün emir ve yasaklarını korumak,<br />
Kibir, böbürlenme, yalan yere şehadet, fasıklara yardım gibi kötü huyları terketmek,<br />
Cahil ve akılsızların kötülüklerine yumuşaklıkla muamele ve iyilikle karşılık vermek.<br />
<strong>İşte bunlar Kur’an’ın müminlerden istediği üstün meziyetlerdir.</strong></p>
<p>Cenab-ı Hak müminlerin ilk beş özelliğini Bakara suresinin başında şöyle beyan etmiştir.<br />
<strong>Birincisi gaybe imanlarıdır.</strong> Gaybe îman, Allah Teâlâya, meleklerine, Yüce Peygamberlere, Kitaplara, Ahiret gününe, ahirette hesaba çekileceğimize, mizana, Cennet ve Cehenneme îmandır ki, insan bunları, gözüyle görmese bile, görmüş gibi inandığından, <strong>bunlara iman, gaybe îmandır.</strong></p>
<p><strong>Müminlerin ikinci sıfatları</strong>, namazı güzelce kılmalarıdır. Cenab-ı Hak îmandan sonra bedenle yapılan ibadetlerin en yükseği olan namazı zikretmiştir.</p>
<p><strong>Müminlerin üçüncü özellikleri,</strong> mal ile igili ibadetlerin önemlisi olan zekâtı vermeleridir. Müminlere yakışanın, mallarının zekâtını vermek olup, zekâtta cimriliğin caiz olmadığına işaret etmiştir.</p>
<p><strong>Müminlerin dördüncü sıfatları</strong>, Allah tarafından diğer peygamberlere indirilen kitapların asıllarına îman etmektir.</p>
<p><strong>Müminlerin beşinci sıfatları,</strong> ahirete ve ahiretin ahvâline, ahirette karşımıza çıkacak bedenle birlikte dirilmeye, haşre, mizana, sırata, cennete ve cehenneme îman etmektir. Allah Tealâ mü’minlerin güzel yönlerini şöyle açıklar: <strong>(الَّذِينَ هُمْ فِي صَلاَتِهِمْ خَاشِعُونَ)</strong> Yani “Gerçekten kurtulan müminler, öyle kimselerdir ki, onlar namazlarını <strong>huşû üzere, tam bir saygı ile eda edenlerdir</strong>.” (Mü’minun;2)</p>
<p><strong>Huşu</strong>; namazda Allah’ın dışındaki her şeyi terkederek, himmetini ve kalbini birleştirmek, bütün organları sükûnet üzere bulunmak, sağına soluna iltifat etmemek, gözünü secde yerinden ayırmamak, daima huzur-u ilâhide bulunduğunu tefekkür etmektir. Namazda huşu, namazın kabulünün ve sevabının şartıdır. Huşusuz eda olunan namazda kişi farz borcundan kurtulsa da Allah’ın rızası ve sevabından mahrum kalır.</p>
<p><strong>(وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ)</strong><br />
“Müminler o kimselerdir ki onlar, lüzumsuz, maddî ve manevî faydası olmayan boş söz, boş laflar, boş yere vakit geçirmekten uzaklaşırlar.” (Mü’minun;3) <strong>Çünkü mümine lâyık olan dünyevî ve uhrevî faydası olmayan şeylerle meşgul olmamaktır</strong>. (Mü’minun;4).</p>
<p>Yine <strong>(وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ</strong>) “müminler o kimselerdir ki, onlar zinaya âlet olan yerlerini haram olan şeylerden korurlar.” (23/5). Zira zina gibi bütün dinlerde haram ve âlemin yıkılışına sebep olan şeyi yapmak, müminlere yakışmaz.</p>
<p>Yine (<strong>وَالَّذِينَ هُمْ لأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ)</strong> “Müminler o kimselerdir ki onlar, Allah tarafından kendilerine tevdi olunan İlâhî emirlere, insanlar tarafından kendilerine bırakılan emanetlere, birbirlerine verdikleri söze ve anlaşmalarına tamamiyle riayet ederler.” (Mü’minun;2/8)</p>
<p>Kur’an’dan devam edelim öğrenmeye; Cenneti kazananıp, ödüllerine kavuşanlar anlatılırken,<br />
<strong>آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ}كَانُوا قَلِيلاً مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ</strong> “Rablerinin verdiği mükafatı alan Müminler, ahiretten evvel Rablerini görmüş gibi ibadet eden, helâlinden mal kazanıp muhtaçlara yardım eden muhsinlerdir ve onlar gecede az uyuyan ve çok ibadet eden kimselerdir.” Buyrulmuştur. (Zâriyât, 51/16-17).</p>
<p>(<strong>وَبِاْلأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ</strong>) “Müminler, seher vaktinde istiğfar ederler.” (Zariyat/51;18). Seher vakti, insanların Rabblerine münacâat edecekleri zamanın en değerlisi olduğundan, o vakitte istiğfar eden kimseleri Cenab-ı Hak övmüş, istiğfara teşvik etmiş ve o vakitte istiğfarı, müminlerin yüce vasıflarından saymıştır. Seher vaktinde uyanık bulunmak, vücuda faydalı olduğu gibi, <strong>o vakitte yapılan dualar da diğer vakitlerdeki dualardan üstün sayılmıştır.</strong></p>
<p>Ve diğer âyette ehl-i îmanın sıfatını beyan hakkında Allah Teâlâ <strong>(وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ</strong>) “onların kalpleri, Rabblerinin huzuruna dönecekleri mülâhazasıyla korkar ve titrer.” (Müminun/ 23;60). <strong>Ve daima işlerini, İlâhî huzurda mahcup olmayacak bir şekilde düzene koyarlar.</strong> Yani <strong>(أُولَئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ)</strong> “şu yüce vasıfları taşıyan mü’minler, <strong>hayırlı işlere koşmada acele ederler; onların hâl ve şânları hayırlı işlere koşmada diğerlerini geçmektir</strong>.” (Müminun/23;61). Çünkü bunlar, Allah’ın azabından korkup ahirete inandıklarından ömürlerinin bir kısmını hayırlara sarfederek emsallerinden ileri gitmeğe gayret ederler.</p>
<p>Başka bir âyette müminlerin özelliklerini beyan hakkında Cenab-ı Hak:<br />
<strong>التَّائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الآمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ</strong> buyurmuştur.</p>
<p>Yani kendilerine Cennet vadedilen mü’minler, o kimselerdir ki, onlar insan olmanın gereği yaptıkları kusurlarına tevbe ve pişmanlık duyar, gururunu kırıp Allah’tan af diler ve Allah’a ibadetle, nail oldukları nimetlerin şükrünü yerine getirme hususunda Allah’a hamdederler. Ve onlar bu kadarla da yetinmez, Allah’ın nimetlerinden istifade etmek üzere ticaret, ilim tahsili ve yanlışla mücahede gibi hayırlı işler için seyahat eder, <strong>seyahatlerinde namazlarını terketmez</strong>, rükû ve secdeyle meşgul olurlar. Ve mü’minler kendi cinslerine emri bilma’ruf ve nehyi anilmünkerden dahi geri durmazlar. <strong>İşte böyle olan mü’minleri Habibim sen Cennetle müjdele!”</strong> (Tevbe/9;112)</p>
<p>Diğer âyette kâmil müminlerin vasıflarını beyan hakkında Allah Teâlâ:<strong> وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلاَمًا</strong> buyurmuştur. Yani Rahman Teâlâ’nın halis kulları o kimselerdir ki onlar, yeryüzünde sükûnet, vakar ve mükemmel bir mütevazilikle yürürler ve asla kibirlenmezler. Herhangi bir kimseyle de tartışacak durumlara meydan vermezler. Onlara birtakım câhiller sevmedikleri sözlerle hitap ettiklerinde, onlar o cahillere selametle dua ve iyilikle karşılık verirler. Onların çirkin sözlerine çirkinlikle karşılık vermeğe tenezzül etmezler.” (Furkan/25;63)</p>
<p>Ve <strong>(وَالَّذِينَ يَبِيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا</strong>) “Allah’ın halis kulları, geceleyin evlerinde gecelediklerinde, Rabblerine secde ve İlâhî huzurda namazla vakit geçirirler ve riyasız bir şekilde kulluk vazifesini yerine getirmeye çalışırlar. Hâlis müminler o kimselerdir ki onlar, Rablerine münacaat ve niyazlarında: “Ey Rabbimiz! Âsiler için hazırlanan cehennem azabını üzerimizden kaldır” derler. Allah’ın halis kulları o kimselerdir ki onlar, muhtaçlara az vermekle fakirleri de sıkıntıya sokmazlar. Halis mü’minler Allâh’la beraber başka bir ma’buda ibadetle şirk etmezler. Ve onlar “Allah’ın haram kıldığı canı öldürmezler.” “Allah’ın mü’min halis kulları zina da etmezler.” Çünkü zina, korunması istenilen nesebi zayi ettiğinden, haram olan şeylerin en zararlısı ve en çirkinidir. Ve “Halis mü’minler, o kimselerdir ki onlar, yalan yere şahitlik etmezler&#8230;” (25/64-72).</p>
<p>Kıymetli Mü’minler;</p>
<p>Bunlar Kur’an’ın beyan ettiği, mü’minin yüce vasıfları ve güzel ahlakıdır. Bize düşen şey ise bu sıfatları hayatımıza taşımaktır. Rabbim kul olmanın hakkını verenlerden ve böylece hem dünyada hem ahirette mutlu olanlardan eylesin.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/10/MUMINLERIN-OZELLIKLERI.-HUTBE.-06.10.23.docx">MÜ&#8217;MINLERIN ÖZELLIKLERI. HUTBE. 06.10.23</a> WORD</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/10/MUMINLERIN-OZELLIKLERI.-HUTBE.-06.10.23.pdf">MÜ&#8217;MINLERIN ÖZELLIKLERI. HUTBE. 06.10.23</a> PDF</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-muminlerin-ozellikleri/">CUMA HUTBESİ | Müminlerin Özellikleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; Kurban Bayramı Öncesi Olan Zamanı Değerlendirme</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-kurban-bayrami-oncesi-olan-zamani-degerlendirme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jun 2023 17:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Arafat]]></category>
		<category><![CDATA[cuma hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Bayramı Öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanı Değerlendirme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=32437</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: AKADEMİ DUISBURG يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللَّهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا آمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا ilâ âhiri-l âyeh&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-kurban-bayrami-oncesi-olan-zamani-degerlendirme/">CUMA HUTBESİ | Kurban Bayramı Öncesi Olan Zamanı Değerlendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: AKADEMİ DUISBURG</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللَّهِ وَلَا الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلَا الْهَدْيَ وَلَا الْقَلَائِدَ وَلَا آمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنْ رَبِّهِمْ وَرِضْوَانًا </strong><br />
<strong>ilâ âhiri-l âyeh (<em>Maide/5; 2.</em>) </strong><br />
<strong>Muhterem Müslümanlar!</strong><br />
Hutbemiz<strong>, Kurban Bayramı’na kadar olan zaman dilimini </strong>değerlendirme hakkındadır<strong>.</strong></p>
<p style="text-align: left;">18 Haziran Pazarı Pazartesi’ye bağlayan gece Zilhicce Ayı girdi. Zilhicce ayının onu olan 28 Haziran Çarşamba günü de Kurban Bayramının birinci gününü idrak etmiş olacağız. Zilhicce sözlükte <strong>“hac ayı” zülhacce</strong> demektir.</p>
<p style="text-align: left;">Zilhicce, Haram aylardan biridir. <strong>Allah (c.c) haram aylara saygı gösterilmesini istiyor.</strong> “Ey iman edenler! Ne Allah’ın <strong>şeairine, </strong>ne<strong> şehr-i harama</strong>, ne Kâbe’ye hediye olarak gönderilen kurbanlık hayvanlara, … sakın <strong>hürmetsizlik</strong> etmeyin&#8230;” buyuruyor. (Maide/5; 2.)</p>
<p style="text-align: left;">Yine hürmete layık olan <strong>Kâbe</strong> ile birlikte <strong>haram ayın da insanların iyiliğine vesile kılındığı belirtilmiştir. (Maide; 97)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“el-eşhuru&#8217;l-hurum”</strong> Haram Aylar diye anılan bu aylarda savaş haram kılınmış, <strong>bu aylarda işlenen sevap veya günahlara, başka zamanlarda yapılanlardan daha fazla mükafat veya ceza vadedilmiş</strong>, bu ayların yılın diğer aylarından farklı bir önem ve saygınlığa sahip oldukları bildirilmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, <strong>Hac ibadetinin yerine getirildiği, umumi af ve bağışlanma ayıdır</strong>. Hac farizası bu ayın sekizi ile on üçüncü günleri arasında ifa edilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">İbn Abbas’ın (r.a)<strong>; وَاذْكُرُوا اللَّهَ فِي أَيَّامٍ مَعْدُودَاتٍ</strong> “Bilinen günlerde Allah’ın ismini zikretsinler” âyetinde geçen (Bakara;203) “bilinen günler” ifadesini <strong>Zilhiccenin ilk on günü veya teşrik günleri</strong> diye yorumladığı nakledilir.</p>
<p style="text-align: left;">Arefe günü sabah namazından başlayarak Bayramın 4. Günü ikindi namazına kadar, Namazların farzını müteakip verilen selâmdan sonra; <strong>&#8220;Allahü Ekber. Allahü Ekber. Lâilâhe illallâhü vellâllü ekber. Allahü ekber ve lillâhilhamd” </strong>denilerek<strong> Teşrîk Tekbiri getirmek vaciptir</strong>. Unutarak konuşan veya yerinden ayrılan biri teşrîk tekbiri söylemez. Teşrîk günlerinde kazaya kalan bir namaz, teşrîk günlerinde kaza edilirse teşrîk tekbiri getirilir; diğer günlerde ise getirmek gerekmez.</p>
<p style="text-align: left;">Efendimiz (s.a.s); “<strong>Allah katında ibadet edilecek -sâlih amel işlenecek günler içinde zilhiccenin ilk on gününden daha hayırlısı yoktur”</strong> Buyurmaktadır. <strong>(Buhârî, “ʿÎdeyn”, 11</strong>) Başka bir rivayette: “<strong>Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!</strong>” buyrulmuştur. <strong>(Şevkânî, Neylü’l-evṭâr, III, 354)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Zilhiccenin <strong>sekizinci günü; Terviye</strong> (derin derin düşünme) günüdür. Bugün Hz. İbrahim’in (a.s) oğlu Hz. İsmail (a.s) la ilgili gördüğü rüyanın ne manaya geldiğini düşündüğü gündür.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Arife Gününün Faziletleri ve Değerlendirilmesi</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Zilhiccenin dokuzuncu günü “arife” dir.</strong> Efendimiz (s.a.s) bugünün faziletini şöyle anlatır: &#8220;<strong>Günlerin en efdali arafe günüdür… Duaların en efdali de arafe günü yapılan duadır&#8230;&#8221; (Muvatta, Hacc 346)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>&#8220;Arafe günü vakfe sırasında Cenab-ı Hakk&#8217;ın Cehennem&#8217;den azad ettiği kulların sayısı, diğer günlerde azad ettiklerinden kat kat fazladır. Allah, arafe günü vakfe yapanlarla meleklere karşı iftihar ederek &#8220;Bunlar ne istiyorlar ki bütün işlerini bırakıp burada toplandılar?&#8221; der. (Muslim, Hacc 436)</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>&#8220;Kim arafe günü dilini, kulağını ve gözünü haramdan korursa, iki arafe arasındaki küçük günahları bağışlanır.&#8221; (Suyûtî, Câmiu&#8217;s-Sagîr, 3/471)</strong></p>
<p style="text-align: left;">Peygamber Efendimiz Arafe günü Arafat&#8217;ta <strong>bulunmayanların</strong> tutacakları oruç hakkında şöyle buyurmaktadır: &#8220;<strong>Allah&#8217;ın, arafe günü oruç tutan kişinin bu oruç sebebiyle, önceki ve sonraki yıl olmak üzere iki senelik günahlarını bağışlayacağını ümit ediyorum</strong>.&#8221; müjdesini vermişlerdir. (Müslim, Sıyâm, (1162))</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Arife günü İhlâs sûresini tekrar ile okumak bir âdet-i İslâmiyedir. Bediüzzaman Hazretleri de “Arefe gününde müstahsen bir âdet- İslamiyeye binaen Sure-i İhlası yüzer defa tekrar ederek okuyup&#8230;”</strong> demek suretiyle bu geleneğe işaret etmiştir. (<em><strong>Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Dokuzuncu Mesele.)</strong></em></p>
<p style="text-align: left;">Bu sayının bin olduğunu da şu sözlerle ifade etmiştir: “<strong>Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlas-ı şerif okurduk&#8230;” (Şualar, On Üçüncü Şua, s.299</strong>)</p>
<p style="text-align: left;">Beş yüz arafe&#8217;de, beşyüz de ondan önceki günde olmak üzere ikiye taksimle de bu okunabilir. Böyle bir okuyuşun bereketiyle kalbte birtakım hakikatlerin açıldığını ve çoğu manevî duyguların bundan gıdasını aldığını bazı İslâm ulemasının tecrübeleri göstermektedir. <em><strong>(Mektubat 340, 343; Şualar, s.299)</strong></em></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Arife günü</strong>, Arafat&#8217;taki hacıları taklit maksadıyla insanlar herhangi bir mescid ya da yerde toplanabilir. Nasıl ki hacdakilerin teşrîk tekbirlerine başlamasıyla diğer bütün mü&#8217;minler de başlıyorlar, onlarla aynı günde bayram edip kurbanlarını kesiyorlar.. öyle de, arafe gününün şuurunda olarak kalben niyeti halis tutup vakfe saatlerine denk gelen vakitlerde (hatta gün boyu) şahsen veya cemaaten <strong>bunu gelenek hale getirmeksizin</strong> topluca tevbe ve istiğfar edip dua ve niyazlarda bulunmakta bir mahsur yoktur. Aksine &#8220;<strong>haccın yümün ve bereketinin toplandığı bugünde</strong>, ihlâs ve samimiyetle istenildiği takdirde <strong>Arafat&#8217;takilere lutfedilen İlâhî mağfiret ve nimetlerden nasibdâr olmak</strong> kuvvetle muhtemeldir. <em><strong>(Fasıldan Fasıla, 3/242, Nil Yay. 2.bsk, İzmir, 1997)</strong></em></p>
<p style="text-align: left;">Teknolojinin imkanlarından da istifade ederek, Arife günü Arafat’ta olabilecek 3- 5 inanmış gönülle, bu fırsatı, <strong>umumi bir dua seferberliğine dönüştürme imkânı olabilir. Canlı olarak katılabileceğimiz bir program üzerinden ortak dua yapabiliriz</strong>. Arafat’ta yapılan dualara iştirak edebiliriz.</p>
<p style="text-align: left;">Ayrıca dünyanın farklı yerlerinde bulunan ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşma adına üzerimize aldığımız sorumlulukları da yerine getirmeliyiz. Bu mübarek günleri; varlık gayesi ve dava mefkuresi doğrultusunda yaşamak, hac yapıyor gibi kazanca vesile olabilir. Meselâ: <strong>ihtiyaç sahiplerine /talebeye himmet elini uzatmak için maddî-manevî gayretten geri kalmayan mü&#8217;minler, o anda Arafat&#8217;ta ve Müzdelife&#8217;de olan kimselerin sevabına denk, belki de daha çok sevap kazanmış olabilirler&#8230;</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Rabbimiz; dua ve ibadetlerimizi hacıların yaptıkları ubudiyete dâhil eylesin, onlara bulunacağı ihsan ve lütuflardan bizlere de lütfeylesin…</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/06/kurban-bayrami-oncesi-23.07.2023.pdf">kurban bayrami öncesi 23.07.2023</a> (PDF Form)</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/06/kurban-bayrami-oncesi-23.07.2023.docx">kurban bayrami öncesi 23.07.2023</a> (Word Form)</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/06/kurban-bayrami-oncesi-23.07.2023-1.pdf">kurban bayramı öncesi 23.07.2023</a> (Power Point Form)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-kurban-bayrami-oncesi-olan-zamani-degerlendirme/">CUMA HUTBESİ | Kurban Bayramı Öncesi Olan Zamanı Değerlendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; Ramazan Bayramı</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-ramazan-bayrami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Apr 2023 23:56:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[cuma hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan bayram]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=31619</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: AKADEMİ DUISBURG إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ “Rabbimiz Allah’tır deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir” (Ahkâf 46/13)&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-ramazan-bayrami/">CUMA HUTBESİ | Ramazan Bayramı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: AKADEMİ DUISBURG</strong></p>
<p><strong>إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ</strong></p>
<p>“Rabbimiz Allah’tır deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir” (<em>Ahkâf 46/13</em><strong>)</strong></p>
<p><strong>لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ لَا يَضُرُّهُمُ مَنْ خَذَلَهُمْ حَتَّى يَأْتِيَ أَمْرُ اللهِ، وَهُمْ كَذَلِكَ</strong></p>
<p>“Ümmetimden bir grup her zaman hak üzerine kâim ve sâbit olacak; başkalarının kendilerini yüzüstü bırakmaları onlara asla zarar vermeyecek ve onları sarsmayacak; onlar, Allah’ın emri gelinceye, kıyâmet kopuncaya kadar bildikleri yolda istikamet üzere devam edecekler ve hallerini bozmayacaklar.” <em>Ebu Dâvud, Fiten 1, 4252; Tirmizî, Fiten 51, 2229, Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/278, 279.</em></p>
<p><strong>Muhterem Müslümanlar, hutbemizin konusu bayram ve duruşumuz hakkındadır.</strong></p>
<p>Ramazan gelirken bin nazla ve dolu dolu düşüncelerle gelir. Gece gündüz hep gufranla, bağışlanma ile tüllenir durur, insanların günahlarını siler götürür. Süresi dolunca da kendini duyura duyura gider. Ne var ki, Ramazanlaşan ruhlara tam bir boşluk yaşatmamak için de bizi, hayrı, bereketi, neş&#8217;esi sıkıştırılmış bir gün diyebileceğimiz bayrama emanet eder.</p>
<p>Günler ne hızla akıp geçti! Zaman ne kadar da çabuk ilerledi! Daha dün acaba mübarek günlere erişir miyiz diyorduk. Bu günse bizleri cumada buluşturan, huzuruna kabul buyuran Yüce Rabbimize sonsuz ve sınırsız hamt ediyoruz.</p>
<p>Şu anda, şu bereketli dakikalarda iki duyguyu birlikte yaşıyoruz: Bir tarafta, önümüze serilen şu kazanma kuşağını, şu Ramazan günlerini geride bırakmanın üzüntüsü var. Diğer tarafta ise bayrama ulaşmanın sevinci. Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: “Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler: “Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O celle celâluhu, bayram gününde kuluna çokça iyilik ve ihsanda bulunur, bolca mükâfat verir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve bu emri yerine getirdiniz. Gündüz ise oruç tutmakla emrolundunuz, orucu da tuttunuz. Bayram namazını kıldıktan sonra da bir münadi şöyle seslenir: <strong>Müjdeler olsun size! Rabbiniz sizi bağışladı.</strong> (<em>Münzirî, et-Terğîb, I, 465, h. no: 671-1588</em><strong>)</strong></p>
<p>Kâmil mü’minler olduğumuzu iddia edemeyiz; fakat, Hak ve hakikat namına hiçbir şey duyup tatmadığımızı söylememiz de nankörlük olur. Belki olmamız gerektiği gibi olamadık ama olduğumuza da çok şükür. Ya Rabbimizi hiç tanımasaydık, ya O’nun nurundan büsbütün mahrum kalsaydık!</p>
<p>Evet, bizler o kırık azimlerimiz ve o çatlamış ümitlerimizle, yolların hakkını verememiş olsak da safımız belli ve hep yollardayız, zalimin yanında değil, mazlumun yanındayız. Allah’tan başkasına Rab demedik; sadece hislerimizle de olsa, İnsanlığın İftihar Tablosu’ndan başkasını gerçek sevgili bilmedik. İman ederek ve sevabını sadece Allah’tan bekleyerek karşıladığımız Ramazan’ın o ışıktan, renkten, sesten şivesiyle bir kez daha vuslat yaşadık; ezanları, sahurları, iftar programları ve teravihleriyle Kutlu aydan nasibimizi aldık, Müslüman olmanın lezzetini iliklerimize kadar tattık Elhamdülillah, ama ihtiyaç sahibi insanları da unutmamalıyız. Şefkat Peygamberi, bir bayram günü, ağlayan tek bir yetimin yüzünü güldüreceği ana kadar bayram yapmamıştı.</p>
<p>Bir gün Peygamber Efendimiz (sallallahualeyhi ve sellem), bayramlık elbiseler giymiş çocukların neşe ve sevinç içinde oynadıklarını görmüştü. Onların yanından geçerken, yırtık elbiseli bir çocuğun kenarda oturup diğerlerini hüzünle seyrettiğini gördü. Rahmet Peygamberi hemen onun yanına vardı; halini hatırını sorup gönlünü almak istiyordu. Çocuk, ağlayarak babasının cihad meydanında şehit olduğunu ve kimsesiz kaldığını söyledi. Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselam), çocuğun ellerinden şefkatle tuttu, saçlarını sevgiyle okşadı; “Yavrucuğum, Allah’ın Rasûlü baban, Âişe annen, Fatıma ablan, Hasan ile Hüseyin de kardeşlerin olsun ister misin?” dedi. Sonra da onu alıp cennetlere değişilmeyecek mübarek evlerine götürdü; yedirdi içirdi ve güzelce giydirdi . Sonrada “manası iyi olmayan Büceyr ismini” <strong>“Artık senin adın Büceyr degil müjdeci anlamına gelen Beşir olsun</strong>” diyerek değiştirdi ve adeta ona yeni bir doğum yaşattı. Beşir, oynayan çocukların yanına gülerek döndü ve bayramını sevinerek geçirdi.</p>
<p><strong>Aziz kardeşlerim!</strong></p>
<p>Biz imanla verdiğimiz sözden dönmez isek şayet, Mevla, pırıl pırıl gençlerin, onları yetiştirmek için kendinden geçmiş hizmet insanlarının köküne kibrit suyu dökülmesine izin vermez. Rahmeti Sonsuz, tütmeye başlamış ümit ocaklarımızın söndürülmesine müsaade etmez ve ümitle şahlanmış gönüllerimize inkisar yaşatmaz.</p>
<p>Öyleyse, bize düşen; Efendimiz’in yukarıdaki hadiste <strong>Ümmetimden bir grup </strong>dediği o liyakatli insanlar arasına girmeye çalışmaktır. Zira bu <strong>mücahede yiğitleri, Kur’an hâdimleri, tebliğ gönüllüleri ve temsil erleri </strong>arasında bulunduğumuz sürece hem kendimiz sağlam bir kulpa tutunmuş olacağız hem de dünyanın dört bir yanına saçacağımız bu sevgi tohumları, Allah’ın inayetiyle bir gün mutlaka başağa yürüyecektir; hattâ çürüyüp gittiğini zannettiklerimiz bile, mevsimi gelince yedi veren, yetmiş veren başaklar gibi salınıp kendi bestelerini mırıldanacaklardır. Ümitliyiz, çünkü <strong>bir tarafta medrese-i yusufiyelerde velayet mertebelerini zorlayanlar var, diğer tarafta da dünyanın her yerine serpilmiş, gelecek aydın günlerin müjdeleyicisi tohumlar var. </strong></p>
<p>Hâsılı: Dünyadaki bayramları Allah’a şükrederek ve zikrederek geçirenler, vicdanında imanın zevkine uyananlar, İslamî aşk ve heyecanını hayatının sonuna kadar koruyanlar bir ömür kulluk orucuna devam edip Hazreti Azrail’in “gel” demesini iftar vakti sayanlar hem dünyada hem ahirette peşi peşine o harika bayramlara kavuşacaklardır. Evet, ömrü Ramazan olanın ahireti bayram olur. Ramazan’da kazandığımız güzel alışkanlıkları, fıtrat haline getirelim, yılın diğer zamanlarına da yaymaya çalışalım.</p>
<p>Ya Sahibe’l-Gureba, Ya Sahibe’l-Mazlûmîn, Ya Sahibe’l-mağdûrîn, Ya Sahibe’l-Mahkûmîn, Ey gariplerin sahibi, ey mazlumların yanında olan, ey mahkumların dayanağı olan, ey mağdurların sığınağı olan Allah&#8217;ım, mahkumların hepsini birden tasavvurları aşkın sürpriz şekilde salıver , onları eski hallerine, güzel durumlarına yeniden iade buyur. Onlar bir kısım Zalimlerin saldırısına maruz kaldılar. O zalimlerin ellerinden onları kurtarıver. Bu Ramazan ayı mazlumların halâsına, hapishane kapılarının açılmasına, mağdur edilen insanların mağduriyetten sıyrılmalarına, mahrum edilen insanların mahrumiyetten sıyrılmalarına vesile olsun Allah&#8217;ım. Bayramınız mübarek olsun. Bayram bütün insanlığa hayırlar getirsin.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/04/CUMA-HUTBESI-RAMAZAN-BAYRAMI.-21.04.2023.docx">CUMA HUTBESI RAMAZAN BAYRAMI. 21.04.2023</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-ramazan-bayrami/">CUMA HUTBESİ | Ramazan Bayramı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMA HUTBESİ I Ramazan&#8217;ın değerlendirilmesi</title>
		<link>https://hizmetten.com/ramazanin-degerlendirilmesi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 13:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[cuma hutbe]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan'ın değerlendirilmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30583</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: AKADEMİ DUISBURG شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ “O Ramazan ayı ki insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ramazanin-degerlendirilmesi-2/">CUMA HUTBESİ I Ramazan&#8217;ın değerlendirilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: AKADEMİ DUISBURG</strong></p>
<p>شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ “O Ramazan ayı ki insanlara doğru yolu gösteren, apaçık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile batılın arasını ayıran Kur’ân, o ayda indirilmiştir…” (Bakara;185)<br />
Resûl-i Ekrem (s.a.s):<br />
لِكُلِّ شَيْءٍ زَكَاةٌ، وَزَكَاةُ الْجَسَدِ الصَّوْمُ، الصِّيَامُ نِصْفُ الصَّبْرِ “Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur. Oruç sabrın yarısıdır.”<br />
Ramazan Ayı; Efendimiz (s.a.s)’in beyanlarıyla; büyük ve bereketli bir aydır. Sevab-ı a&#8217;mâl, bire bindir.<br />
Ramazan, gecesi ve gündüzü ile ibadetlerin bütün renklerini içinde barındıran bir ibadet mevsimi, âhiret ticareti için gayet kârlı bir pazar ve uhrevî hâsılat için gayet mümbit bir zemindir.<br />
Bu mübarek günlerde sağanak sağanak indirilen varidatı duyabilmek, öncelikle ona inanıp teveccüh etmeye, değerlendirmeye, Ramazanlaşmaya bağlıdır.<br />
Daha baştan bu zaman diliminin “ganimet” olarak bilinmesi, arkasından da gece ve gündüzüyle bu ayın ciddi şekilde değerlendirilmesi gerekir.<br />
Ramazan ayı diğer aylardan her yönüyle faziletli ve kıymetli olmakla beraber, kendi içerisinde de özel zaman dilimleri barındırmaktadır. Bu zaman dilimlerinden biri sahur diğeri de iftar vaktidir.<br />
İftar, Allah’ın nimetlerine kavuşma sevinci ile geçen bereketli zaman dilimidir. Peygamberimiz (s.a.s), iftar ettiğinde şöyle dua etmişdir :<br />
أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ، وَأَكَلَ طَعَامَكُمُ الأبْرَارُ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ الْمَلائِكَةُ<br />
“Yanınızda oruçlular iftar etsin ve iyi kimseler yemeğinizi yesin. Melekler, size dua, rahmet ve mağfiret dilesin.”<br />
Sahur , sevabını Yüce Allah’ın vereceği önemli bir ibadete başlama heyecanının yaşandığı, duaların kabul edildiği bereketli bir zaman dilimidir. Efendimiz (s.a.s) Kendisi sahura kalkmış ve ümmetini de teşvik etmiştir. “Şüphesiz ki Allah ve melekleri, sahur yiyenlere salât eylerler.” buyurarak sahur yapanlara Allah Teâlâ’nın merhamet, meleklerin de hayır dua edeceği müjdesini vermiştir.<br />
Meysera (r.a) şöyle demiştir; Resûlullah (s.a.v): «Bir lokma veya bir kaşık çorba ile olsun sahur yapın. Çünkü o, bereket yemeğidir…» Buyurdular.</p>
<p>Resûl-i Ekrem Efendimiz, sahur yemeğini, bazen ailesiyle yer, bazen de sahabe efendilerimizi evine davet ederek, yemiştir.<br />
Hz. Âişe (r.a) şunları söylemiştir. «Efendimiz (s.a.s): Bize mübarek yemeği yani sahuru getir, buyurdular. Hâlbuki çok defa bu yemek iki hurma tanesinden ibaret olurdu.»<br />
Hz. İrbâd b. Sâriye şöyle demiştir: «Beni, Resûlüllah (s.a.s) Ramazan’da sahur yemeğine davet etti ve: «Mübarek yemeğe buyur, dedi.»<br />
Zeyd İbn-i Sâbit (r.a) “Biz Allah Resûlü (s.a.s) ile birlikte sahur yemeği yedik sonra da sabah namazını kıldık.” Dedi.<br />
Ramazan’daki İbadet sadece oruçtan ibaret değildir. Efendimiz (s.a.s) bu hakikati ifade sadedinde söyle buyurmustur. “Allah, Ramazan ayında oruç tutmayı farz kıldı. Ramazan gecelerinde namaz kılmak da (Teravih) benim sünnetimdir. Kim, inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek ihlâsla oruç tutar ve namaz kılarsa, annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından temiz hâle gelir.”</p>
<p>Efendimiz (s.a.s) yapması gereken işlerini Ramazan’daki açlık susuzluk gibi nedenlerle ertelemiyor, tam aksine O (s.a.s) ramazanın ikliminden, bereketinden, metafizik geriliminden istifade ediyor, hamle üstüne hamle yapıyordu. Bütün bunların neticesinde ashabıyla beraber hesapsız lütuflara kavuşuyordu. Sıkıntılara katlanılıyor, sabrediliyor, sabrın sonu da hep zafer oluyordu.<br />
Efendimiz (s.a.s)’in Ramazan’la gelen manevi nusret, kuvvet ve motivasyon dan istifade ederek ashabıyla birlikte çıktığı seferlerden ilki Bedir Gazvesi’dir. Hicretin ikinci yılında Ramazan ayının on ikisinde çıkılan bu seferde ashabın yanında sadece 2 at, 70 de deve vardı. Nöbetleşe binerek yol alıyorlardı. Efendiler Efendisi de ashabından farklı değildi; aynı deveye Hz. Ali ve Ebû Lübâbe ile nöbetleşe biniyordu.<br />
Hz. Ali ve Ebû Lübâbe: Efendimize – Siz binin, biz yürürüz yâ Resûlullah! diyerek kendi sıralarını vermek için ısrar etmişlerdi ama O (s.a.s): Ne Sizler yürüme konusunda benden daha güçlüsünüz, ne de Ben, vadedilen mükâfata sizlerden daha az ihtiyaç duyuyorum, diyerek bu tekliﬁ geri çevirmişti. Bu seferde Efendimizin yaşı takriben 53 tür. Yolun uzunluğu ise 160 kmdir. Yolculuk 4 gün sürmüştür.<br />
Bu mesafenin çoğunu, o günkü şartlarda; güneş altında, oruçlu, çöl ikliminde, yürüyerek gidiyorlardı. Gittikleri yerlerde onları bekleyen iftar sofraları, hazır içecekleri, soğuk suları hatta başlarını sokacakları bir barınakları bile yoktu.<br />
Ramazan’da gerçekleşen hamlelerden biri de Hicretin sekizinci yılında, Ramazan’ın 20. Gününde olan Mekke’nin Fethidir. Ramazan’ın 10 da yola çıkıldı, 450 km lik bu mesafe on günde kat edildi. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) sekiz sene sonra Mekke&#8217;ye, kutlu beldeye girdi&#8230; Bu yolculukta Efendimiz’in (s.a.s) yaşı yaklaşık 60 idi.<br />
Hevâzin ve Sakîf kabileleri üzerine gitmek için Ramazan’ın son iki günü hazırlıklar başladı ve Huneyn Gazvesi Hicretin sekizinci yılında Şevval ayının on birinde gerçekleşti.<br />
Ne bahtiyardır o insan ki; Efendimiz (s.a.s) in manevi mirasını ihya için bütün ramazanda koşturup durur, komşularını iftara davet eder, muhtaçların derdine koşar , âlem-i İslam’ın dertleriyle dertlenir, çözüm yolları bulmak için kapı kapı dolaşır, Ramazan ikliminden istifade ederek çevresindeki insanların gönüllerine girer.<br />
Allahım! Senin bizden razı olacağın şekilde, bu kutlu ayın gündüzdeki orucunu ve gecedeki namazını hakkıyla değerlendirmeye bizi muvaffak eyle.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/03/cuma-hutbesi.pdf">cuma hutbesi</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ramazanin-degerlendirilmesi-2/">CUMA HUTBESİ I Ramazan&#8217;ın değerlendirilmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
