Yazarlar

Süper Münafıklar | Muhsin Tarık Aslan

Kur`an-ı Kerim`de 300 ayeti kerimede Münafıkları anlatılmış. Haklarında hususi bir sure bile vardır. Münafıklar hayatlarını yalan, aldatma, hile, huda, riya, sum`a üzerine kurmuştur. Onlar görünüş, davranış, sözleri itibariyle namazsız, amelsiz, ilimsiz dini en iyi yaşayan, gibi görünürler. Münafıklar öylesine aldatmaya kilitlenmişlerdir ki insanları aldatmakla tatmin olmaz, doymaz gider, ayetin ifadesiyle Allah`ı (cc) bile aldatmaya kalkarlar. “Münâfıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar, Allah da onların hilelerini ve oyunlarını bozar.” (Nisa-142) Çünkü münafıklar kafirlerden daha şiddetlidir. Günümüz süzme Münafıklarının durumu aynen budur. Münafıklık bir sosyal hastalıktır. Ve denebilir ki İslama asırlarca bayraktarlık yapmış bir millet ve ülke tarihte hiçbir devirde bu denli bu hastalığın ağına düşmemişti. Türkiye ve İslam dünyası hiçbir devirde kendi içinden bunca münafığın taarruzuna maruz kalmamıştı. Ve ihtimal ki, tarihte hiçbir devirde İslama ve Müslümanlara lokalde ve globalde böylesine zarar veren bir münafık güruh görülmemiştir.

Nifak ve Münafıklar

Nifak, ‘Ne-Fe-Ka’ fiil kökünden gelir. Arapça (nfk) kökünden türetilen münafık kelimesinin dehliz anlamındaki “en-Nefak” kelimesinden geldiğini söyleyenler olduğu gibi “köstebek yuvası” anlamındaki “Nafıkau`l-Yerbu” kelimesinden türetildiğini söyleyenler de vardır. Diğer bir görüşe göre köstebek yuvasına bir tarafından girip başka tarafından çıktığı gibi münafık da İslam`ın bir tarafından girer başka tarafından çıkar. İnanmadığı halde inanmış görünen insanlara münafık, böyle bir amele de nifak denmiştir.
İslamı ferd, aile, toplum, millet ve devlet açısından düşünüp aileyi bir çekirdek gibi ele alırsanız bu çekirdek denebilir ki tarihte hiçbir devirde bu denli paramparça olmamıştı. Bu tohum tarihte hiçbir dönemde bu kadar çürüme ile karşı karşıya kalmamıştır. İslam birliği adeta köstebek yuvaları gibi delik deşik edilmiştir. Her taraftan hava almaktadır. Asırlık İslam kalesi delik deşik edilmiştir. Ve çok acıdır bütün bu köstebek operasyonları İslamı, dini, Osmanlı`yı, vatan millet Sakarya edebiyatını dillerine pelesenk eden bir şirzime-i kalil tarafından yapılmaktadır. Bundan daha acısı ise bir takım saf yığın Müslümanlar ise bunlara inanmaktadırlar.
Münafıklar çıkarlar elde etmek, bir kısmı kendilerine gelmesi muhtemel zararları engellemek, bir kısmı ise Müslümanlarla iyi ilişkiler geliştirmek ve toplum içindeki itibarlarını kaybetmemek için Müslüman görünüyorlardı. Müslümanlar için en tehlikeli Münafıkların hemen her devirde siyasilerden çıktığını görürüz. Çünkü pis emellere ulaşıp menfaatleri elde etmenin en kestirme yolu ve toplumu aldatma ve iğfal etmenin en kestirme yolu siyasi makamlarla mümkündür. Üstad Bediüzzaman Hazretleri “Siyasetin dilinde lafız mananın tersidir” der. Yani bir siyasi bir şey söylediği zaman onun tam tersinin hakikat olduğunu, söylediğinin tam tersini yaptığını yapacağını anlayabiliriz.

Münafıkların Hedefleri

Maddi kazanç elde etmek veya mevcut maddi imkanlarını kaybetmemektir.
Toplumdaki konumlarını korurlar yada Müslüman toplumda bir yer edinmeyi hedeflerler.
Çıkarları için iktidarı ele geçirmeyi veya yönetimde söz sahibi olmayı amaçlarlar.
Mallarına ve canlarına gelebilecek zararları bertaraf etmeyi hedeflerler.
Müslüman görünmek suretiyle İslam dışı bir yaşam tarzını ve İslami olmayan inançları yaymayı hedeflerler.
İnancı zayıf olan bazı kimseleri dinden soğutarak uzaklaştırmayı amaçlarlar.
İslami prensiplerin yara almasını sağlayarak zamanla özden sapmayı hedeflerler.
Zahiren İslamın tek sahibi, muhafızı ve temsilcisi gibi görünürler. Bu şekilde İslama en büyük zararı verirler. Çünkü onların dış görünüşlerinden ötürü aldananlar onlardan İslama ve Müslümanlara zarar geleceğini akıllarından bile geçirmezler.

Spekülasyonlar ve İftiralar

Efendimiz (sav) döneminde nifakın etkilerinin en çok savaşlarda ortaya çıktığı görülür. Bedir savaşında münafıklar Yahudilerle birlikte bir “senaryo” uydurarak Efendimiz`in (sav) öldürüldüğünü ve Müslümanların hezimete uğradığını hararetle etrafa yayıyorlardı. Normal zamanlarda da toplumu etkileyecek farklı “spekülasyonlarla” Efendimiz`e (sav) ve İslama zarar veriyorlardı. Abdullah b. Ubey b. Selul rivayetlere göre hicretten önce Medine`de krallığını ilan etmeye hazırlanıyordu. Bunun için bir de taç bile yaptırmıştı ve Yahudiler tarafından da destekleniyordu. Münafıkların önemli faaliyetlerinden biri Müslümanlar aleyhine “yalan haberler” uydurmak, onların inançlarını ve sebatlarını sarsıcı dedikodular üretmekti. Daha hicretin 2. Yılında Bedir savaşı dönüşü “yalan haberler” uydurdukları gibi sonraki zamanlarda da bu faaliyetlerine devam etmişlerdir. İfk Hadisesi, Efendimiz`in Hz. Zeynep bt. Cahşla evliliği üzerine yapılan iftira, yalan ve dedikodular, Münafıkların İslamı değerlerle alay etmeleriyle devam etti…
Hasılı, bugün başta ülkemiz olmak üzere bütün islam coğrafyasında nifak ve münafıklar altın çağını yaşıyor. “Onları gördüğünde kalıpları kıyafetleri senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Gerçekte ise onlar, âdeta duvara dayatılan, ruhsuz kütüklere benzerler. İçleri boş, ödlek olduklarından çıkan her sesten pirelenir, her yeni haberi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah belalarını versin onların!” (Münafikun-4)
Evet Allah Münafıkların belasını dünya ve ahirette verdi, veriyor ve verecek… Bundan ötürü tarihte hiçbir münafık özellikle nifak şebekesi lideri yaşamını olağan bir şekilde yitirmemiştir. Dünyada hepsinin sonu çok feci şekilde olmuştur. Allah (cc) bütün masumları münafıklardan muhafaza buyursun.

Hizmetten | Muhsin Tarık Arslan

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu