Yazarlar

Sosyolojik Müslüman | Halil Şimşek

Deizm’in gündemde olduğu bu günlerde bir de ‘Sosyolojik Müslüman’la tanıştırmak istiyorum sizleri. Sıfatlarını saydığımda, çevremde epey ‘Sosyolojik Müslüman’ varmış diyeceksiniz.

Elbette ki, bütün sosyolojik Müslümanlar aynı değildir. Sosyolojik Müslüman’ın da çeşitleri vardır.

“Besmelesiz” evden çıkmadığını söyler.

Kur’an ve ezan yasaklanmasın. Fakat Türkçe olsun, herkes anlasın der.

Namazı şekilcilik olarak görür, ona göre inanç, Allah ile kul arasındadır. Kalbin temiz olsun yeter.

Bayram namazlarına farz ibadeti yerine getiriyormuşçasına önem verir.

Sosyolojik Müslüman | Halil Şimşek 2

Çocuğum Allah’a inansın. Yazın Kur’an kursuna gitsin. Elham’ı öğrensin yarın mezarıma gelir okur diye düşünür.

Ara sıra medyatik hocaları çağırıp mevlit de okutur.

Cenaze namazlarında cami avlusunda hanımlarla beraber safların dışında namazın bitmesini bekler.

Yakinen tanıdığım bir sosyolojik Müslüman vardı. Ölülerin mezara havuç gibi diklemesine gömülmesini isterdi. “O zaman bir mezara 4 tane cenaze gömülebilir.” diyordu. Osmanlı’ya kızardı. Mekke’deki karataşı (Hacer-i Esved) getirip Konya ovasına dikeceklerdi. Hacılar tavafı Konya ovasında yapacaktı ve paralar da Araplara gitmeyecekti.” deyip dururdu.

Dini gereksiz görse de “çağdaş, aydın din adamından” bahseder.

Kur’an ayetlerinin bazı ayetlerini çağ dışı kabul eder.

Ona göre Peygamber kıssaları gereksiz tekrardır.

Her zaman ülkenin İran ve Arabistan olacağı korkusunu dile getirir. Bunun garantisi de laikliktir.

Allah’ı kendi hesabına konuşturur. Allah diyor ki: “Kulum bana kul hakkıyla gelme” diyor.

En çok “İbadet de gizli, kabahat de gizli. Riyakârlık çok kötü bir şeydir.” der.

Ankara’da sosyolojik Müslüman bir komşum vardı. Tartışma esnasında “Namazcı riyakâr Müslümanlar Kızılay’da Cuma günü öğle vakti sokakta gazete üstünde namaz kılıyorlar.” dedi. Ben de “O cuma namazıdır” deyince;

“-Tamam, cuma namazı da olsa, dükkânında veya evinde akşam kılsın” diye fetva vermişti.

Sözün özü; “Müslüman’ım” dediği halde Rabbine verdiği sözü yerine getirmeyen kişi sosyolojik Müslüman’dır.

Metafizik manada Müslümanlık bu kişilerin içine oturmamıştır. Dini özümseyememişlerdir, içselleştirememişlerdir.

Kemale ermek için iyiliğin devamlılığı esastır. Devamlı olmayan iyilikler kalıcı olmaz sahibi de kemale eremez.

Türbe ziyareti gibi bir iki saatlik İslâmi yaşantıyla Müslüman olunsa da Müslüman kalınmaz. Kemale erilmez. Cihat şart. Hem de büyük cihat. Devamlı cihat, bir defa kazandım, yetti; bu olmaz. Bu iş statik değildir, dinamiktir. Bir defa kazandım “oldum” diyen ölmüştür.

Haramlardan ve şüpheli şeylerden sakınıp, takva dairesine girmek kişiyi cehennemden uzaklaştırırken, iyi faydalı işler, salih amel yapmak Allah’ın rızasını kazandırır Cennete yaklaştırır.

Bunun için büyük cihat “oluncaya” kadar değil, “ölünceye” kadar devam edecektir. Bir iki gün iyi Müslüman olun, sonra bırakın o Müslümanlığın etkisi kalıcı olmaz. Günahlar da böyledir. Bir günahı bir defa işleyen sonra pişman olup, kalbde pişmanlık yaşamış ve “tövbe etmiş ise o günahı işlememiş gibidir.”

Günahını itiraf etmeyen sosyolojik Müslüman tövbeyi de gereksiz görür. Sosyolojik Müslüman -eğer fikir denilecekse- kısaca ana hatlarıyla bu fikirlere sahiptir.

Bu kişilerle seviyeli bir fikir tartışması yapma imkânı yoksa “senin inancın sana, benim dinim de bana, selametle” deyip gitmek daha doğru olacaktır.

“Allahümme erine’l hakka hakkan verzuknâ ittibâ’ahu  ve erine’l bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu.
Allah’ım! Hakkı hak olarak bize göster hakka tabi olmayı nasip eyle. Ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et!

Hizmetten | Halil Şimşek

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu