Mizan

Şeytan, zil takıp oynuyor! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Allah insanı “ahsen-i takvîm”e mazhar kılmıştır. Kendi donanımını yerinde kullanan, rantabl olarak kullanan İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) gibi.. Ebu Bekr u Ömer u Osman u Ali (radıyallâhu anhüm) gibi.. Enbiyâ-ı Izâm (aleyhimüsselam) gibi demek daha uygun, hususiyle onların içinde Ulû’l-Azim peygamberler gibi… Donanımlarının hakkını veren insanlar, ahsen-i takvîme mazhariyetlerini sergileyen insanlar, ona göre “a’lâ-ı illiyyîn-i kemâlât”a ulaşıyorlar; her zaman bir maiyyet yaşıyorlar, her zaman bir nefehât-ı İlahî ile soluk alıp veriyorlar. Her zaman, her zaman, her zaman, her zaman öyle… Bu, mâhiyet-i insâniyeye sâdık kalmaları sonuncunda oluyor. Bir öyle olma, bir de böyle olma var!..

Hazreti Mevlânâ’nın ifadesini çok iyi bilirsiniz: “Bazen melekler, bizim nezahet ve inceliklerimize imrenirler; bazen de şeytanlar, küstahlıklarımızdan nefret ve tiksinti duyarlar!” diyor. Hazret, söz sultanı birisidir; Hazreti Rasûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) yolunda bir söz sultanıdır. “A’lâ-ı illiyyîn” ile “esfel-i sâfilîn”i bu kadar güzel ifade etme, çok ender olur. Cebrâîl’in önüne geçme de mukadder, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) yaptığı gibi. “Yürü! Top Senin, çevkân Senin’dir bu gece!” diyor Cebrâîl aleyhisselam. Hatta rivayetlerde, “Ben, Allah’a kurbette bir adım daha atsam, yanarım! Benim ufkumu aşar o!” diyor. Bir cismaniyet, maddî bir varlık, atomlardan (elektronlardan, nötronlardan, protonlardan) mürekkep olan bir varlık; fakat O, nurdan yaratılan bir varlığın önüne geçiyor orada. Demek mahiyet-i insaniye, o ufka ulaşmaya müsait şekilde yaratılmış. Ama bir de öyle şeyler yapıyor ki, şeytan, zil takıp oynuyor; “İşin doğrusu, ben bu kadar küstahlığı, Allah’a karşı hiç yapmadım!” diyor, zil takıp oynuyor. Beyini arıyorlar; bulamayınca, masum, evde, hiçbir şey bilmeyen, hangi hadisenin, tarihin hangi gününde olduğunu bilmeyen hanımını götürüp içeriye atıyorlar. Bir sene, iki sene içeride duruyor. Sonra savcılık, iddianame hazırlıyor; diyor ki, “Katlanmış müebbet hapis, bunun için!” Neden? Beyi gaybubet ediyor, bu nerede olduğunu haber vermiyor, ondan dolayı. Zannediyorum Kur’an-ı Kerim’in dediği şeyler, “hayvan, hımar, kelb” bir yönüyle bunların yanında çok yukarıda kalıyor. Biraz evvel panteri, kaplanı, -bağışlayın- dübbü arz ettim, mahlûkata şefkatleri karşısında. Bu, meselenin bir yanı… O re’feti, şefkati, merhameti olmayan insan, insanlıktan soyunmuş!.. “Ben Müslümanım!” dese de, “Ben onu getirmek istiyorum!” dese de, “Ona göre bir sistem kurmak istiyorum!” dese de, vallahi de yalan, billahi de yalan, tallahi de yalan!..

Bu video 11/02/2018 tarihinde yayınlanan “SARP YOKUŞLAR VE MERHAMET” isimli bamtelinden alınmıştır. Yayının tamamını buradan izleyebilirsiniz :http://herkul.org/bamteli/bamteli-sad…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu