Yazarlar

Şefkatten yoksun zahir ilminin vartaları | Engin Tenekeci

 

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin çizdiği 6 yoldan birisi olan şefkatin, hikmet ve ilme mazhariyet ile doğrudan münasebeti vardır! Bilindiği gibi Üstad, Hakîm ve Rahîm isimlerine mazhardır. Bir yanda seleflerine  ait olan, meselelerin özü mahiyetinde  90 kitabı hıfzeden; belagat, hadis, kelam, fıkıh, felsefe, tasavvuf, mantık gibi ilimlerde söz sahibi bir  ilim erbabı. Diğer taraftaysa hapisanede hiç tanımadığı liseli kızların akibetine göz yaşı döken ve “Milletimizin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım…” diyen bir şefkat abidesi.

İlim ve hikmet zaten ruha maledilmiş, vicdanen hazmedilimiş bir mana, hakikat ve nurdur. Osmanlı döneminde yaşamış Türk mutasavvıfı  Bâli-i Sofyavî, bu hususa değindiği bir yerde, hikmetin, ruhlara nakşedilmiş ilimler manasına geldiğini söyler. İlim-hikmetin gerçek anlamda içselleştirilmesi, fertteki şefkat hissinin tetiklenmesi, bu duygunun eskilerin ifadesiyle bast, genişlik kazanması adına hayati bir dinamiktir.

 

Fetullah Gülen Hocaeefendi  Kalbin Zümrüt Tepeleri’nde yer alan ‘Tecelli’ başlıklı yazısında, lütuf, ihsan, şefkat, merhamet gibi inkişafların  Rahîm ismi tecellisine baktığını belirtir.  Kaşani, Istılahatu’s Sufiyye’sindeyse, mealen, bu ismin, iman ehline marifet ve tevhid gibi,  kemalat-ı maneviyyeyi feyiz şeklinde tecelli ettiğini söyler.

Hakîm  ismi tecellisine bakan hikmetinse çok yönlü mana katmanları vardır. Yine Kaşani aynı eserinde, Ankaravi, Kasiee-i Taiyye Şerhin’de, hikmeti, özetle, eşyanın hakikatine, mahyetine, hükümlerine olduğu üzere taaluk eden ilim şeklinde açıklarlar. Meseleyi ayetle irtibatlandırdıkları yerdeyse, “Her kime hikmet verilmişse, ona çok büyük hayır verilmiş demektir.” Bakara: 269) ayetini nazara verirler ve hikmeti, bu ayetin gerektirdikleriyle amel etmek şeklinde dile getirirler. Burada şeyin çoğulu olan  eşyadan kasıt, Türkçedeki eşya değil, Arapçadaki tüm bir varlık, yaratılmış olan her şey anlamındaki eşyadır. Süleyman Çelebi bunu, “Bu gece eşyaya Hak rahmet kılar.” sözüyle dile getirir.

Şefkatten yoksun zahir ilminin vartaları | Engin Tenekeci 2

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi ise yine Kalbin Zümrüt Tepeleri’nde yer alan ‘Hikmet’ başlıklı makelesinde hikmetin oldukça geniş tarifini yapar: “İlim, irfan, fıkıh, felsefe, sebeplerin ruhunu kavrama, eşyanın perde önü ve perde arkasına ıttıla, kâinat kitabı ve dinin özündeki fayda, maslahat ve gayelere vukuf gibi.. pek çok mânâlara gelen hikmet; hakikat ulemâsınca, daha çok faydalı ilim ve salih amel beraberliği şeklinde yorumlanmıştır ki, bunlardan biri diğerinin iradî sonucu, beriki de bir kısım yeni mevhibelerin başlangıcı ve mukaddimesidir.”

 

Görüldüğü gibi Rahimiyet, hikmet, ilim, şefkat gibi hususiyetler adeta birbirlerine bakan, biri diğerinin lazımı olan, adeta tabirde hata olmasın birbirlerini tamamlayan hakikatlerdir.  Aksine şefkatsiz  ilim, hikmet, sahibinin omuzunda bir yük ve hatta tehlikedir. Buna misal olarak, hem de bir fıkıh profesörünün verdiği şu insaf ve merhametten yoksun fetvaları verebiliriz: “Kamuya (ve bu arada ümmete) ait zararı önlemek için bir şahıs, bölge veya gruba ait zarar göze alınır, sineye çekilir.”   “Yolsuzluk, hırsızlık değildir.”

Şefkatsiz, hikmetsiz, batının nurundan yoksun zahiri ilmin yıkımları sadece şahıslarla da sınırlı kalmaz. Din ve diyanet adına önemli bir konuma haiz Diyanet İşleri Başkanlığı da(DİP)  konumuza örnek gösterebiliriz. Böyle mühim bir  kurumun,  Ehli Sünnet akidesinin  doruktaki temsilci Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet ehli hakkındaki zahirde ilmi ancak hakikatte gayri ilmi ‘tekfir raporları’nı hatırlayalım.

Bu kategoriye, bugün  AKP siyasetinin  zulmene ortak olan tüm şak şakçı yazar, çizer akademisyen, hukukçu ve gazetecileri de kekleyebiliriz.

 

Malumu ilam sadedince: İlm ve hikmet; amel, hilm, tavazu, şefkat ve adalet iledir. Aksine alim geçinenler bu vasıflaran yoksunsa, ellerindeki zahiri ilmi, kendi ve bağlı bulunduğu her türlü kliğin menfaatleri doğrusunda istimal edeceklerdir. Bu tür müflis sıfatların panzehiri ise, rahîmiyete mazhar, kendilerini fethetmiş, fütüvvet ve hikmet ehli nesiller yetiştirmek olsa gerek.

Hizmetten | Engin Tenekeci

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu