Yazarlar

Saidler divanı’na kaydet Allah’ım!.. | Z. Hicran Yıldırım

Allahım! Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafa’ya ilmin ve malumatın adedince sonsuz salât ve selâm ederek ellerimizi kaldırıyoruz!
O Peygamber ki, O’nun hürmetine düğümler çözülür,
Sıkıntılar ve belalar O’nun hürmetine açılıp dağılır,
Hacet ve ihtiyaçlar O’nun hürmetine yerine getirilir.
Maksatlara O’nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O’nun hürmetine elde edilir.
O’nun şerefli yüzü hürmetine yağmur yüklü bulutlarla rahmet istenilir.
Allah’ım!
Efendimiz’e (sav), ehl-i beytine ve ashabına her göz kırpma ve nefes alıp verme anında, kainatın zerratı sayısınca salât ü selam olsun.
Ey kudreti sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegâne sahibi Yüceler Yücesi Rabbimiz!
Efendimiz’e teslimat ve salât-ü selamla huzuruna geliyor el pençe divan duruyor ve Hz. Ali’nin (ra) münacaatıyla Sana yalvarıyoruz:
Ey desteği olmayanların desteği!
Ey azığı olmayanların azık kaynağı!
Ey dayanağı olmayanların dayanağı!
Ey zayıfların sığınağı!
Ey fakirlerin hazinesi!
Ey duaları işiten ve ızdırar hâlindeki kullarının dualarına icabet eden!
Ey kötülükleri engelleyen!
Ey boğulmak üzere olanları kurtaran!
Ey helake sürüklenenlere necat yolları gösteren!
Ey her işi mükemmel olan!
Ey kullarına hep iyilik yapan!
Ey kâinatta daima güzellikler sergileyen!
Ey nimetleriyle fazl u ihsanda bulunan Rabbim!
Gece karanlığı, gündüz aydınlığı, Güneş şuaları, ağaçlar sallanışları ve hışırtıları ve sular da çağıltılarıyla sadece Sana secde ederler.
Ey Kendisinden önce ve sonra hiçbir şeyin olmadığı ve olamayacağı, Zâtı için bir nihayet ve sınırın, bir benzer ve zıddın bulunmadığı ve bulunamayacağı yüce Allahım!”
Ey iyilik sâhibi! Ey ni’met sâhibi! Ey fazîlet sâhibi!
Ey hiçbir ortağı bulunmayan Allâhım!
Bütün güzel isimlerin ve en yüce sıfatların sâhibi,
Mahlûkatın yegâne hak mabûdu Yüce Allah’ım!
Allahım! Bizi Sen yarattın; sığınağımızdır rahmetin,
Bollukta da darlıkta da en büyük ümidimizdir şefkatin.
Allahım! Hâl-i pürmelâlimizi, aczimizi görür ve bilirsin,
Gizli gizli yakarışlarımızı da sadece Sen işitirsin.
Allahım! Ümitsizlik vadilerine düşmemize izin verme,
Lütfuna ihtiyacımız sonsuzdur, kalplerimizi kaydırma!
Allahım! Azabından, gazabından, ikabından Sen koru,
Huzurunda kulluk tasmasıyla duran biz boynu bükük kulları!
Allahım! Orada ne diyeceğimizi lisanımıza Sen yerleştir!
Hüsran mıdır kabirdeki hâlimiz, bilemeyiz nedir?
Allahım! Bağışlayıcılığının lezzetini duyur gönlümüze,
Evlâd ü iyalin, malın-mülkün fayda vermediği o günde!
Allahım! Tutmazsan elimizden, zayi olur gideriz biz,
Fakat koruyup kollarsan, kaymaz yerinden ayaklarımız!
Allahım! Sadece muhsinleri affedersen eğer Sen,
Hevasına yenik düşmüş mücrimleri bulunur mu affeden!?
Allahım! Takva talebinde kusur etmişsek şayet,
İşte huzurundayız, tevbe ediyoruz, günahımızı affet!
Allahım! Dağlar cesametinde olsa da günahlarımız,
Affın ondan da büyüktür, bağışlanma umarız.
Allahım! Cahillik edip günahlara dalmış olsak da,
“Kulum ümidini kesmesin.” nidası hep kulağımızda.
Allahım! Lütfunu hatırlayınca bütün korkularımız eriyor,
Günahlarımız zihnimize hücum edince gözlerimizden yaşlar geliyor.
Allahım! Biz bîçareyiz, rahmetini ve fazlını gözlüyoruz,
Senin ihsan kapından başka bir kapıyı çalacak da değiliz!
Allahım! Dergâhından uzaklaştırılır ya da iltifat görmezsek,
Kimin affını umabilir ve kimden şefaat bekleyebiliriz!
Allahım! Seven gönüller gecelerde uyumaz, dua eder, yalvarır,
Gafillerin yaptığı tek şeyse, kulağı üzerine yatıp uyumaktır.
Allahım! Kulların hep Senin bol rahmetini ümit ederler,
Ve Cennet bahçelerinde ebediyyen kalmayı dilerler.
Allahım! Reca hislerimiz coşunca kurtulacağımızı zannediyoruz,
Günahlarımızı düşününce de kendimizi levmediyoruz!
Allahım! Biz kullarını affedersen eğer, affınla kurtuluş buluruz,
Yok, eğer affetmezsen, sayısız günahlarımızla helak oluruz.
Allahım! Habibin Hazreti Muhammed Mustafa hürmetine,
Ve O Nebîler Serveri’ne ittiba eden salih kulların hürmetine…
Allahım! Bizi Hazreti Ahmed ü Mahmûd’un dini üzere sabit eyle,
Gönlümüzü de, inabe, takva, taat ve hudû hisleri ile süsle.
Allahım, Rahmeti Sonsuz Allahım! Kullarını mahrum etme,
Etme de, mahlûkatın O en hayırlısının şefaatine nâil eyle.
Allahım! Kulların ellerini açıp Sana dua ettiği müddetçe,
Sen de Kâinatın İftihar Tablosu Efendimiz’e salât eyle!
Allahım! İsm-i A‘zam’ın hürmetine,
O en güzel olan isimlerinin hürmetine,
Hikmetli Kur’an’ın sûreleri, âyetleri, sırları, nûrları, kelime ve harfleri hürmetine,
Allahım! Arşını taşıyan meleklerinin ve diğer melâike-i kirâmın ve onların tesbîhleri ve ibâdetleri hürmetine,
‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu affedeyim ve bağışlayayım.
Rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım.
Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.’ Dediğin sözler hürmetine dualarımıza icabet buyur!
Allah’ım! Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in:
‘Allah Tealâ, Şaban ayının on beşinci gecesinde rahmetiyle dünya semasına tenezzül buyurur, orada tecelli eder ve Kelb Kabîlesi’nin koyunlarının tüyleri sayısından daha çok sayıda günahkârı affeder…Cehennem’den kurtarır…’ (Buhârî, et-Tergîb ve’t-Terhib) buyurduğu bu mübarek gecede ellerimizi kaldırıp Sana yalvarıyoruz…
Ey Allahım, şayet ismimizi bahtiyar kullarının adlarını kaydettiğin Saidler Divanı’na yazmış isen, o yazıyı orada sabit eyle.
Şayet, talihsiz zavallı kulların adlarının yazıldığı Şakîler Defteri’ne ismimiz yazılmışsa da bahtına düştük, ismimizi o bahtsızların arasından silip salih kullar zümresine dahil eyle.
Sen Kitab-ı Kerim’inde şöyle buyuruyorsun:
“Allah dilediğini siler, iptal eder, dilediğini de sabit bırakır. Bütün kitapların aslı O’nun indindedir.” (Ra’d 19/39)
Allahım! Sen izzet ve celal sahibisin. Zatını sena ettiğin gibi Seni sena etmekten, ululuğuna yaraşır beyanlarla Sana kulluğumuzu sunmaktan ve Sana azametine yakışır sözlerle içimizi dökmekten aciziz.
Allahım! Mükerrem Şaban ayının ortasında, “her türlü hikmetli işin belirlenip yazıldığı ve onaylandığı”büyük tecellin yüzü suyu hürmetine, bizim bildiğimiz veya bilmediğimiz bütün belâları üzerimizden kaldır, def eyle! Hata kabilinden olup sadece Senin bildiğin şeylerimizi bağışla, bizi affeyle. Zira yegane Aziz ve yegane Kerim Sensin!..
Ey iyilik ve ikramda bulunan Kerîm Rabbimiz! Bizleri katından bir güçle te’yid buyur…

Ey kullarının dualarına icabet eden Mucîb Allah’ım!

Bizleri, sevdiğin ve râzı olduğun işlere muttali kıl, onları bize sevdir, onları hayata taşımaya ve başkalarına duyurmaya bizleri muvaffak eyle!’

Allah’ım! Hak etmediği muameleye tabi tutulan ve zâlimin gaddar eliyle zulme maruz bırakılan “mazlum ” kardeşlerimize…

Tez zamanda serbest kalmalarını ve hak ettikleri hu¨rriyet ve imkanlara kavuşmalarını lütfeyle.

Öyle ki, bu lütfunun keyfiyeti, Sen’den gayrı “mâsiva”dan gelebilecek iyiliklerden müstağni kılacak ölçu¨de olsun!

Allahümme veffiknâ ilâ mâ tühibbu ve terdâ – Allah’ım bizi nefsin hoşuna giden değil, Senin razı olacağın, rıza ve hoşnutluğunu kazandıracak işlere muvaffak eyle.

Saidler divanı’na kaydet Allah’ım!.. | Z. Hicran Yıldırım 2

Allahümme innî eûzü bike minel-hemmi vel-hazen ve eûzü bike minel-aczi vel-kesel ve eûzü bike minel-cübni vel-buhl ve eûzü bike min galebetid-deyni ve kahrir-ricâl.

Yâ Rabbi, kederden, dertten, âcizlikten, tembellikten, korkudan, cimrilikten, borcumuzu ödeyememekten ve insanların kahrından sana sığınırız!

Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn,
Yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Küll-i Şey…
Gökleri yıldızlarıyla,
Zemini müştemilâtıyla
Bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için…
Nefsimizi bize musahhar eyle,
Matlubumuzu bize musahhar kıl.
Kur’ân’a ve imana hizmet için insanların kalplerini Risale-i Nur’a musahhar yap.
Bize ve kardeşlerimize iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver.
Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi,
Hazret-i İbrahim Aleyhisselâma ateşi,
Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri,
Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi,
Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri,
Teshir ettiğin gibi, Kur’an’a ve Risale-i Nur’a kalpleri ve akılları musahhar kıl.
Ve bizi nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mes’ut kıl.
Allah’ım! Duamızın evvelinde salât ü selamla kaldırdığımız ellerimizi, bir kere daha Efendimiz Hazreti Ahmed ü Mahmûd u Muhammed Mustafa’yı, O’nun tertemiz, dupduru, pırıl pırıl aile fertlerini, yıldızlar kadar yükseklerde dolaşan ashabını hayırla anarak indiriyor ve bizi ellerimiz boş, haybet ve hüsran içinde geri çevirmemeni diliyoruz!
Amin… Ya Muin! Velhamdülillahi Rabbil alemin…
Kaynak: Z. Hicran Yıldırım | Samanyoluhaber

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu