Kürsü

Ramazan’da Şeytanların Bağlanması

Soru: Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): إذَا دَخَلَ شَهْرُ رَمَضَانَ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ وَسُلْسِلَتْ الشَّيَاطِينُ “Ramazan-ı Şerif girdiğinde sema (bir rivayette Cennet[1]) kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincirlere vurulur.”[2] buyuruyor. Oysaki serbestçe gezinen şeytanların taşlanmasının işareti olan şihapları ve yıldız kaymalarını Ramazan-ı Şerif’te de müşahede etmekteyiz. Bu durumu nasıl izah edebiliriz?

Cevap: Şeytanlar da insanlar gibi birtakım sınıflara ayrılmıştır. Kendi âlemleri itibarıyla bunların bir kısmı devlet idare eder, bir kısmı kâhinlik yapar. Kâhinlik yapanlar gök kapılarına kadar yükselir ve oradan kâhinlere haber getirmeye çalışırlar. Şihabların kendisini bombardıman ettiği işte bu tür şeytanlardır. İnsanlara musallat olan ve onları yoldan saptıranlara gelince bunlara mutemerrid şeytanlar mânâsına “merede-i şeyâtîn” denir. Ramazan-ı Şerif’te bağlananlar işte bu merede-i şeyâtîndir. Onların vazifeleri, insanların hevesât ve arzularını harekete geçirmekten ibarettir. İnsanlar, hevesât-ı nefsaniyelerini tatmin etmedikleri, nefislerini alıkoydukları zaman “Niçin kendinizi bağlıyorsunuz?” derler. İşte Cenâb-ı Hak, şeytanların bu kısmını bağlar. Dolayısıyla mü’minler iradelerine daha rahat sahip çıkarlar. Havanın sıcağına, soğuğuna, açlığa, susuzluğa.. kısacası orucun hâsıl edebileceği her türlü zorluğa katlanır, sabrederler.

Bir diğer mesele de şudur: Şeytanın insana en fazla musallat olduğu ân, onun, Allah’a en çok yaklaştığı ândır. Bu sebeple namaza durduğunuz zaman gözünüzün önüne dünyevî işlerinizin plân ve programları gelir. En zor meselelerinizi namazda halledersiniz. İşte bu durum açıkça şeytanın işidir. Oruç ise öyle bir ibadettir ki Allah, onun hakkında, “Oruç Benim içindir, mükâfatını Ben veririm.”[3] buyurmuştur. Böyle saf, duru ve berrak, mü’minin Allah’la münasebetini gösteren bir ibadeti karıştırmak, şeytanın sevinerek yapacağı bir şeydir. Allah korusun, şayet merede-i şeyâtîn Ramazan’da bağlanmasa, namazda kalbimizde cirit atan o şeytanlar orucu o denli bulandıracak ve bozacaklardı ki belki de oruç tutan insanları birbiriyle yaka-paça görecektiniz.

Soru: Ramazan’ın anlatıldığı makalelerin hemen hepsinde onun nazlı bir misafir gibi geldiğine vurguda bulunuluyor. Ramazan’ın nazlı oluşu ne demektir?

Cevap: Nazlanma, kendini ifade etme yöntemlerinden biridir. Çocukların anne babalarına, seven insanların birbirlerine nazlanmaları gibi. Nazlanan ile naz yapılan arasında bir sevgi varsa naz yapmanın ve bu naza katlanmanın da bir anlamı vardır. Nazlanan, kendisini bu şekilde ifade eder, nazı çeken de hissettiği sevgiden dolayı şikâyette bulunmaz. Hatta bu durum, aralarındaki muhabbet, ilgi ve alâkanın artmasına vesile olur. İşte Ramazan ayı da mü’minin nazarında âdeta nazlı bir misafir gibidir. Onu elinden kaçırmamak, gönlünü tam olarak yapabilmek için elinden geleni yapar.

Ramazan-ı Şerif, mü’min kulu Allah’a yaklaştıran bir gufran ayıdır. Ahirete bakan yönünü, âlem-i misaldeki, berzahtaki keyfiyetini tam mânâsıyla bilemiyoruz. Onun da Allah’a karşı kendini mânen ifade ettiği bir dili vardır. Mü’minlerin, kendisini nasıl değerlendirdiğini kendi dilince Allah’a arz etmektedir. Allah katında mü’minlerin lehinde şehadet edecek, şefaatçi olacaktır. Bu açıdan bir mü’min, Ramazan ayını –tabiri caizse– ne kadar memnun ederse o kadar kazançlıdır. Bunun için de Ramazan’ın, gönlü edilecek nazlı bir misafir olarak düşünülmesi, onu değerlendirme adına önemli bir mülâhazadır.

Aslında sadece Ramazan’a değil, Cenâb-ı Hakk’ın hakkımızda takdir buyurup farz kıldığı her şeye saygı gösterirken bunların hepsini bir yönüyle bir misafir gibi görmeliyiz. Tıpkı sabah ve ikindi namazlarında nöbet değişimi yapan meleklerin –eğer namazlarınızı kıldıysanız– Allah katında sizin lehinizde şehadette bulundukları gibi ibadetler de kendi lisanlarınca mü’minin lehinde veya aleyhinde şehadette bulunurlar. Bu açıdan mü’min, ibadetlerin hepsini nazlı birer misafir gibi kabul etmeli, onları hakkıyla eda etmeye çalışmak suretiyle gönüllerini yapmalıdır.


[1] Buhârî, savm 5; Dârimî, savm 53.

[2] Buhârî, savm 5; Müslim, sıyâm 1.

[3] Buhârî, tevhid 35; Müslim, sıyâm 160.

Kaynak: Gufranla Tüllenen İbadet: Oruç / M.Fethullah Gülen

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu