Yazarlar

“Rabbim Tembellikten Sana Sığınırım” | Safvet Senih

Peygamber Efendimiz (S.A.S.) bir Buharî hadisinde “Rabbim Tembellikten sana sığınırım”  buyuruyor.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, meylürrahat  denilerek rahat düşüncesi, hayat tutkusu ve tembellik hakkında “cellâd-ı sehhar (sihirbaz cellat)”  ve “umum rezâletin yuvası ve anası” tabirlerini kullanıyor. Onun için M. Fethullah  Gülen Hocaefendi de diyor ki: “Kendilerini tembelliğe, tenperverliğe ve lâübâliğe salmış insanların dünyada başardıkları hiçbir şey yoktur. Nitekim Hicri Beşinci Asır’dan bu yana RAHAT  YAŞAMA  SEVDASINA tutulan ve zevk u safaya düşen bizim zavallı ve bahtsız dünyamız ilmî müesseselerini, araştırma AŞKINI  ve YENİ  KEŞİFLERE  ulaşma cehdini başkalarına kaptırmıştır; dolayısıyla da EZİLMEYE  YENİLMEYE  ve MAHKÛM  YAŞAMAYA dücâr olmuştur. (…)  Dolayısıyla, tembelliğin ve rahat düşkünlüğünün her türlü zillet ve mahrumiyetin en başta gelen sebeplerinden olduğuna en güzel şâhit, bizim hâli hazırdaki durumumuzdur. Zaten kendini rahat ve rehavetin kucağına salıveren ölü ruhların, kalkıp laboratuvarlarda uzun sürekli çalışmaları, kendilerini o işe vermeleri ve her şeyi didik etmeleri düşünülemez. Bu rahat ve rehavete düşkünlüğe bir de aşırı hâneperstlik de eklenince, artık mücahede hattının terk edilmesi ve ferdin ruhta bir felç yaşaması mukadderdir. (…)  Evet  FERT  planında rahata meyletme, toplum planında da böyle kötü bir tablo meydana getirir, neticede hem fertler hem de o fertlerin oluşturduğu toplum esaret ve zillete mahkûm olur. (…)  Ömrünü istirahatta geçiren, başkasının sırtında geçinen, bedava yiyen için ve tufeyliği hayat felsefesi haline getiren böyle kimseler hem bu dünyada kronik sarhoş olarak yaşarlar, hem de ötede şeytan tarafından çarpılmış gibi kalkarlar. Merhum Hamdi Yazır, ‘Fâiz yiyenler tıpkı şeytanın çarptığı kimsenin uykudan kalkışı gibi (sar’alı bir hastanın tavrıyla) kalkarlar.’   (Bakara  Suresi 2/75)  meâlindeki âyet-i kerime münasebetiyle onların halini çok güzel resmeder: ‘Bunlar riba ile emek ve iş sahiplerinin çalışmalarının ürününü âdeta gasb edip onunla geçindiklerinden sürekli tembellik içinde yatarlar; kalkma vaktinde de rahat ve hızlı bir şekilde uyanamaz ve hemen doğrulamazlar; pek çoğu şeytan çarpmış gibi saatlerce ağzını, yüzünü buruşturarak yataklarında sağa sola dönüp durur ve sendeleye  sendeleye kalkarlar. Fakat aslı mesele bu değil, bunlar, karınlarını fâiz ile doldurduklarından dolayı bir hadis-i nebevîde de beyan olunduğu üzere kabirlerinden kalkarken umumiyetle sar’alı veya mecnun halinde kalkacaklar ve bu hal onların alâmet-i fârikaları olacaktır.’ (Hak  Dini Kur’an Dili, 2/957)
 
“Allah’a iman eden ve kulluk görevini yerine getiren kimseler, dünyadaki az bir meşakkate bedel, hem burada Cenab-ı Hakk’a tevekkül ederek rahat bir ömür sürecek, hem de hayatta iken biriktirdikleri namaz, oruç, hac gibi sermayeleriyle ötede de yol boyu önlerine çıkabilecek tehlikelere ve ihtiyaçlara karşı azık hazırlamış olacaklardır.
“İşte, bunlardan dolayıdır ki, Peygamber Efendimiz (S.A.S.) zararlı ve istenmeyen şeylerden Allah’a sığınırken tembelliği de zikretmiş. ‘Rabbim, tembellikten Sana sığınırım’  (Buharî) demiştir. Dahası, huzuruna gelip Müslümanlığını ilân edenlerden Allah’ın emir ve yasaklarına riayet edeceklerine dair söz alırken, bazılarından tembellikte bulunmayacakları hususunda da biat etmelerini istemiştir.” (Diriliş  Çağrısı/  Kırık Testi-6)
Kur’an-ı Kerim’in, Peygamber Efendimiz’in (S.A.S.) Üstad Hazretleri’nin ve M. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin bu aydınlatıcı hüküm ve tesbitlerini bizim ciddiye alıp yeni yetişen gençlere çalışma, araştırma aşkını ve şevkini aşılamamız gerekir…
 
Kaynak:Safvet  Senih  | Samanyoluhaber

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu