Geçirdiği kalp krizinden sonra 51 yaşında hayatını kaybeden Romanya’nın hizmet gönüllülerinden Ştefan Halit Pisau, Bükreş’te gözyaşları ile toprağa verildi. Romanya’da yaptığı sosyal yardım faaliyetleri ile bilinen Tuna Vakfı’nın kurucuları arasında yer alan Ştefan Halit Piseau, vakfın kurban ve yardım etkinliklerinde koşturması ile tanınıyordu. Rahatsızlandıktan sonra hastaneye kaldırılırken oğlu İsa’ya mesaj yazan Piseau, son mesajında “Herkese hakkımı helal ettim.” dedi.
ÇOK YARDIMSEVER BİR İNSANDI
Yaklaşık 20 yıldır kendisiyle yakın dostluğu olduğunu söyleyen bir öğretmen arkadaşı, “Çok yardımsever bir insandı. Yaptığı yardımların da bilinmesini istemezdi. Her gün yaşlı bir komşusunu diyalize götürüyordu. Kalp krizi geçirdiği gün bile o yaşlı komşusunu diyalize götürmesi için oğluna mesaj yazmıştı. Can dostumdu. Hayatımın yarısını kaybetmiş gibiyim” değerlendirmesini yaptı.
TÜRKİYELİ MUHACİRLERİN YANINA DEFNEDİLDİ
Hayatının ilk döneminde profesyonel futbol oynayan, mütevazı gönül insanı Halit Pisau, daha sonra işadamı olarak hayatını idame ettiriyordu. Geçtiğimiz yıllarda vefat eden Türkiyeli muhacirlerle yan yana defnedilen Halid’i, son vazifesinde ailesi ve her kesimden dostları yalnız bırakmadı. İki çocuk babası olan Pisau, Bükreş Voluntari mezarlığında kılınan cenaze namazından sonra dua ve gözyaşları ile toprağa verildi.
Uluslararası Matematik Olimpiyaları’nda Romanya ICHB Öğrencileri Tarih Yazdı
Japonya’nın Chiba şehrinde 2-13 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Matematik Olimpiyatları’nda (IMO-2023) Romanya tarih yazdı. Romanya’ya bu başarıyı kazandıran 6 öğrenciden 5’i Lumina Eğitim Kurumlarına bağlı Uluslararası Bükreş Bilgisayar Lisesi (ICHB) öğrencisi. 6 madalya kazanan Romen öğrenciler, Avrupa’da 1’inci, dünya genelinde ise 4’üncü sırada yer aldı. Olimpiyatlarda,5 altın ve 1 gümüş olmak üzere 6 madalya kazanan Romanya Takımı, toplamda 208 puan elde etti.
EĞİTİM BAKANLIĞI: ÖĞRENCİLERİMİZ TARİH YAZDI
Romen öğrencilerin Japonya’da son 24 yılın en önemli başarısını elde ederek tarih yazdıklarını açıklayan Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Öğrencilerimiz, beş altın, bir gümüş madalya ve toplamda 208 puanla, son 24 yılın en iyi derecesini elde ettiler. Avrupa’da 1’inci, dünya genelinde ise; Çin, ABD ve Kore’nin ardından dünya 4’üncülüğünü kazanan öğrencilerimizi ve bu başarıda emeği geçen herkesi kutluyoruz”
Romanya adına tarih yazan öğrenciler, madalya ve okulları:
– Altın / David-Andrei Anghel (En yüksek puan alan öğrenci) / ICHB
– Altın / Andrei Moldovan / ICHB
– Altın / Robert Dragomirescu / ICHB
– Altın / Pavel Ciurea / ICHB
– Altın / Andrei Chiriță / Tudor Vianu Lisesi
– Gümüş / Radu Lecoiu / ICHB
Gökhan Öğretmenin, Halime Ablamızın, Ahmet Burhan’ın Hatıraları Karşıladı Bizi…
Açık söylemek gerekirse, başlangıçta bir müze ziyareti için o kadar uzun bir yolu gitmek gözümde biraz büyümüştü ve nefsime ağır gelmişti. Bu nedenle Tenkil müzesini ziyarete giderken aslında kendimi zorlayarak, vazife şuuru ile yola çıkmıştım. Yani Rabbimizin Adil isminin tecellisine ayinedarlık yapmak isteyen, bu uğurda hizmet düşüncesiyle koşturan, mağdur ve mazlum kardeşlerimizin sesini duyurabilmek, haklarını savunabilmek ve insanlık onuruna kasteden zalimlere engel olabilmek amacıyla bir gayret ortaya koyan abla ve abilerimizin emekleri zayi olmasın düşüncesiyle destek olmak istemiştim sadece.
Malumunuz bizler “her çağrıya koşan, her koşmaya çağıran ağabeylerimizden” öğrendik hizmeti. Bu nedenle, davete icabet etmemek huzursuz edecekti beni.
Serginin yapıldığı binaya adımımı attığım ilk andan itibaren, hem Nazi döneminde eski bir hapishane olarak kullanılan binanın hikayesi, hem de orada zulme uğrayan mazlumların hatıralarını yansıtan duvarlardaki resimler ve yazılar beni etkisi altına aldı. İçerideki küf kokusu insanın genzini yakıyordu. Tek kişilik hücrelerin darlığı ruhumu daralttı. Demir kapılar, kapılardaki küçük gözetleme delikleri ve koğuşlardaki kirli klozetler haksız yere mahkum edilen kardeşlerimizin hapishanelerde yaşadıklarını biraz olsun tahayyül etmemizi sağladı.
Bu haksızlıklara karşı birlikte ses verebilmek amacıyla sunum yapmaya gelen Kürt ve Alman misafirler, ortamın bayıltıcı sıcağına bizlerle birlikte sabırla tahammül ettiler. Gökhan öğretmen de böyle bunaltıcı bir yaz sıcağına tahammül etmeye çalışırken teslim etmemiş miydi ruhunu?
Bu duygu ve düşüncelerle sürecin mağdurlarının eşyalarının sergilendiği salona geçtiğimizde bizleri, ‘Gökhan öğretmenin işkence altında kırılan gözlüğü ile kalp krizi geçirdiğinde üzerinde olan atleti, Halime ablamızın verilmeyen ilaçları ve çektiği ızdırapları, Ahmet Burhan’ın masum bakışları ile hasta yatağındaki çığlıkları, Meriç’in karanlık sularında kaybettiğimiz kardeşlerimizin aziz hatıraları ve tarihe miras bıraktıkları kahramanca duruşları’ karşıladı.
Başlangıçta çok da istemeyerek oraya giden ben, gözlerimin dolduğunu hissettim ve yanımdakiler göz yaşlarımı görmesin diye bakışlarımı başka yana kaçırdım. Sonra duvarda kağıttan yapılmış kuşları gördüm. Rehberlik yapan abimiz, bu kuşların hapishanede bulunan yüzlerce masum çocuğu temsil ettiğini, bir diğer duvardaki kırmızı bir kalp grafiğini hatırlatan bir diğer eserdeki çivilerin ise bu acı süreçte hayatını kaybeden her bir kardeşimizi temsilen çakıldığını söyledi.
Bu güzel eserlerin ortaya çıkması için kafa yoran gencecik kardeşlerimiz bir yandan ziyarete gelen misafirlere hem Almanca hem de Türkçe olarak mihmandarlık yapıyor, bir yandan da derdimizi anlatabilmek için telaşla bir sağa bir sola koşturuyorlardı. Gençlerdeki heyecan bana Üstadın “Çekilin yoldan mezar-ı müteharrikler, nesl-i cedit geliyor!” sözünü hatırlattı ve Rabbimizin emanetinin emin ellerde olduğunu görmenin hazzını yaşattı. Hasılı Allah için kardeşlerine sahip çıkmaya gayret eden bu abla ve abilerle ve özellikle de pırıl pırıl genç kardeşlerimizle birlikte olmak bizlere aşk ve şevk verdi, ümidimizi tazeledi. Keşke herkes her bir taşı mücadele kokan bu ortamı görebilse! Görebilse de, Allah için zalimlere karşı meydan okuyan, sevgilinin kakülünün dağılmasındansa canlarından vazgeçmeyi boyunlarına borç bilen, sabit kadem yollarına devam etme niyet ve azminde olan kardeşleriyle iftihar etmenin mutluluğunu yaşasa.
Almanya’nın Hanau’da kentinde, Hizmet Hareketinin unutulmaz şahsiyetlerinden Mehmet Ali Şengül Ağabey adına vefat yıldönümü olan 11 Temmuz’da bir anma Programı düzenlendi. Vefatının ikinci senesinde düzenlenen programa, bunaltıcı sıcağa rağmen Şengül Ağabey’in sevenleri büyük ilgi gösterdi.
Hocaefendi’nin sohbetlerinde ‘Samsunlu Hoca’ diyerek bahsettiği Şengül Hizmet Hareketinin abide şahsiyetlerinden biri.
Kum Saati kanalı da bu abide şahsiyet adına bir belgesel serisi hazırladı. 3 bölümden oluşan Mehmet Ali Şengül belgesel serisinin ilkini vefat yıl dönümünde yayınladı.