ABD’nin Ohio eyaletinde diyalog, eğitim, kültürel faaliyetler yürüten Hizmet gönüllülerinin kurduğu Ohio Türk Derneği, “Hizmet Hareketi: Geçmişi, Bugünü ve Geleceği” konulu bir panel gerçekleştirdi.
80 kişinin katıldığı panelde konuşan Alliance for Shared Values Direktörü Alp Aslandoğan, Hizmet hareketinin başlangıcından günümüze tarihçesi, misyonu ve vizyonunu anlattı.
Hareket gönüllerinin, 15 Temmuz sonrası Türkiye de yaşadığı sıkıntılardan bahseden Aslandoğan, mevcut hükümetin ülkeyi getirdiği durum ve demokratik olmayan politikalarını anlattı.
Soru cevap şeklinde geçen program, birlikte yenen Akşam yemeği ile sona erdi.


Almanya’nın Frankfurt kentindeki tarihi Gestapo hapishanesi Klapperfeld’de düzenlenen ‘Tenkil Felaketi: Hatırlamak, Yüzleşmek, İyileşmek’ sergisi 30 Temmuz’da sona erdi.
Sergi 20 farklı ülkeden gelen 2 bin 400’den fazla ziyaretçi üzerinde derin bir etki bıraktı.
Türkiye’deki Tenkil Felaketi’nin yıkıcı etkileri konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan sergi, dünyanın dört bir yanından insan hakları, basın özgürlüğü ve demokratik değerler konusunda duyarlı ziyaretçilerin ilgisini çekti.
Açılışı 10 Temmuz’da yapılan sergi süresince, program kapsamında dört ayrı etkinlik düzenlendi.
ÖZGÜR YAŞAM OLANAKLARININ YOK EDİLMESİ
Açılış etkinliği, Tenkil Felaketi’nde yaşanan korkunç olaylara ve bu felaketin pek çok insan için onurlu ve özgür bir yaşam sürme ihtimalini nasıl ortadan kaldırdığına dair etkileyici sunumlar ve tablolara sahne oldu.
Tarihçiler, tanıklar ve uzmanlar, izleyicileri bu trajedinin yıkıcı etkisiyle yüzleştirmek için görüşlerini ve kişisel deneyimlerini konuklarla paylaştı.
Etkinlik, kendileri de Tenkil Felaketi nedeniyle kaçmak zorunda kalan iki gencin Zülfü Livaneli’ye ait ‘Kardeşin Duymaz’ eserini seslendirilmesi ile başladı.
Müzik dinletisini, Türkiye’de Alevilere yönelik zulümler konusunda uzman olan Kazım Gündoğan, Alman-Kürt şarkıcı Hozan Cane, Kürtlerin hakları konusunda siyasi çalışmaları nedeniyle sürgüne gitmek zorunda kalan Kürt siyasetçi Abdullah Demirbaş, Tenkil Felaketi nedeniyle oğlunu kaybeden Zekiye Ataç ve ‘Erdoğan’ın uzun kolu’ ile tanışan bir Alman Dr. Helmut Dinse’nin sunumları izledi.
Sunumlar, Türkiye’de güç sahiplerinin davranış biçimleri ve baskı metotları hakkında detaylı bir fikir verirken, Türkiye’deki ezilen gruplar için bu baskının somut sonuçlarını da açıkça ortaya koydu.
Serginin açılış etkinliği, Tenkil Felaketi trajedisini vurgulamanın yanı sıra, dayanışma, insan hak ve özgürlüklerini korumak için ortaya konan mücadeleye destek çağrısı da oldu. Geniş bir yelpazeden gelen ziyaretçilerin katılımı, tarihin bu karanlık sayfasını unutmamanın ve daha adil bir dünya için bir araya gelmenin ve ortaklaşmanın önemini vurguladı.
YOLUNUZA ATILAN TAŞLARDAN BİLE GÜZEL BİR ŞEYLER İNŞA EDEBİLİRSİNİZ
Serginin 5. gününde Tenkil Felaketi’nin Gülen Hareketi üzerindeki spesifik etkisi çok boyutlu biçimde tartışıldı. KU LEUVEN’den Dr. Liza Dumowich, 2016 sonrası Tenkil Felaketi karşısında hareketin gösterdiği olağanüstü dirence ve Gülen Hareketinde ‘hicret’ kavramının dikkate değer bir şekilde yeniden çerçevelenmesine dikkat çekti.
Tenkil Müzesi’nin kurucu üyelerinden Tülay Açıkkollu, öğretmenlikten insan hakları aktivistliğine uzanan kişisel dönüşümünü paylaştı. Eşi Gökhan Açıkkollu’nun trajik hikayesi, Tenkil Felaketi’ndeki keyfiliği ve adaletsizliğin şaşırtıcı boyutunu bir kez daha canlı bir şekilde gözler önüne serdi.
Erdoğan hükümetinin uyguladığı kitlesel kırım nedeniyle KHK ile işini kaybeden ve 18 ayı aşkın bir süre özgürlüğünden mahrum bırakılarak cezaevinde tutulan başarılı bir diplomat olan Rumi Ünal, kişisel hikayesi ile canlı tanıklıklar üzerinden Tenkil faciasının etkilerinin karmaşıklığına dikkat çekti.
55 kişinin katıldığı etkinlik, Tenkil Felaketi’nin Gülen Hareketi üzerindeki derin etkisini katılımcılara bir kez daha hatırlattı. Konuşmacıların farklı bakış açıları ve kişisel hikayeleri, bu vahim trajedi karşısında gösterilen direncin ve adalet arayışının altını çizdi. Aynı zamanda, en zor engellerden -kişinin yoluna konan taşlardan- bile değerli dersler ve ilham verici hikayeler çıkabileceğini gösterdi.
ALMAN GAZETECİLER BİRLİĞİ BAŞKANI FRANK ÜBERALL SÜRGÜN GAZETECİLERLE BULUŞTU
Serginin 12. gününde Alman Gazeteciler Birliği (DJV) Başkanı Frank Überall, sürgündeki gazetecilerle serginin yapıldığı tarihi binada buluştu.
Buluşma, Tenkil Felaketi’nden doğrudan etkilenen 40 kadar gazetecinin kişisel hikayelerini paylaşmaları için olanak sağladı.
Überall, panelde yaptığı konuşmada tehlikeli ortamlarda gazetecilerin ve basın özgürlüğünün korunmasının önemine ilişkin etkili bir konuşma yaptı.
Panel öncesi sergiyi gezen Überall, Türkiye ile ilgili araştırmalarda bulunmuş olmasına rağmen, bu serginin yaşanan baskının boyutunu sarsıcı bir şekilde ortaya koyduğunu ve bu çalışmanın bundan dolayı çok değerli olduğunu söyledi.
Alman Gazeteciler Birliği’nin sürgündeki gazetecilerle her zaman dayanışma içinde olduğunun belirten Überall, özellikle sürgün gazetecilerin iltica haklarının tartışmaya açık olmadığını vurguladı.
TENKİL FELAKETİNDE MEDYA VE ADALET
Serginin dördüncü panelinde, Tenkil Felaketi sırasında medya ve yargının rolüne odaklanıldı. Yargının, Erdoğan iktidarı altında nasıl tehlikeli bir silah haline geldiği ve medyanın karşılaştığı zorluklar tartışıldı.
65 kişinin katıldığı panelde özellikle yargının ifade özgürlüğünü bastırmak için araçsallaştırıldığı anlatıldı.
YouTube videoları Türkiye başta olmak üzere tüm dünyada milyonlarca kez izlenen sürgün gazeteci Cevheri Güven’in hikayesi, Erdoğan’ın uzun kolunun Almanya’ya kadar nasıl uzandığını etkileyici bir şekilde gösterdi. Panelin moderatörlüğünü ise kendisi de hapiste bypass ameliyatı olmak zorunda kalan, olumsuz koşullar ve insanlık dışı muameleden dolayı ölüm tehlikesi geçiren gazeteci Yüksel Durgut yaptı.
Siyah bir Transporter ile kaçırılan ve aylarca işkence gören Mustafa Özben’in anlattıkları da Türkiye’de Erdoğan iktidarının işkenceyi sistematik bir şekilde kullandıklarını canlı bir örnek olarak çarpıcı bir şekilde ortaya koydu.
Tartışmalar, katılımcıların zor zamanlarda da medya özgürlüğünün korunması ve gazetecilerin hak ve güvenliklerinin savunulmasına duyulan acil ihtiyacı fark etmelerini sağladı.
İzleyicilerin kalplerine dokunan gazetecilerin trajik hikayeleri, tehdit altındaki bir ortamda bağımsız ve cesur haberciliğin öneminin asla küçümsenmemesi gerektiğine dair ilham verdi.
Sergi ve sergi boyunca düzenlenen etkinlikler interaktif bir tartışma ortamı oluştururken, ziyaretçileri insan hakları mücadelesine aktif olarak katılmaya ve şeffaf ve adil bir toplum için katkı vermeye teşvik etti.
Tenkil Müzesi etkinliklerinin, insan onurunun dokunulmaz olduğu, insan haklarının korunduğu ve her sesin duyulduğu bir dünya için birlikte mücadele etme gerekliliğini hatırlatmasına adına devam edeceği de duyuruldu.
TENKIL MÜZESİNİN MİSYONU
Müze yetkililerinden yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Bizler, Tenkil Felaketi’nden sağ kurtulanlar olarak, insan hakları ihlallerini önlemek için yapabileceğimiz en asgari şeyin mağdurların unutulmamasını sağlamak olduğuna inanıyoruz.
Gerçek bir hatırlama ve yüzleşmenin sadece entelektüel düzeyde ve kelimelerle gerçekleşmediğini, özellikle gençlerin de kalplerine ve ruhlarına ulaşması gerektiğine inanıyoruz.
Bu vesileyle, destekleri ve özverileri olmadan bu sergiyi asla bu şekilde gerçekleştiremeyeceğimiz genç gönüllülerimize özellikle teşekkür etmek istiyoruz.
Tenkil Müzesi, insanlığın korkunç şiddet ve insanlık dışı eylem potansiyelini hatırlatıyor. Tenkil Felaketinden sağ kurtulanlar olarak, insanların sadece belli bir gruba ait oldukları için haklarından mahrum bırakıldıklarını, yerlerinden edildiklerini ve öldürüldüklerini unutturmamayı kendimize görev edindik.
Tenkil Müzesi sorumluluğumuzun bir sonucudur.
Adalet ancak çekilen acılar kabul edildiğinde ve yaşananlar toplumsal olarak ele alındığında mümkün olabilir.
Mağdurlara ait 900’den fazla eşyanın yer aldığı Tenkil Müzesi, mağdurların acılarını ve kayıplarını anlamak için onların hikâyelerini anlatmayı amaçlıyor.
Tenkil Müzesi olarak mağdurlara, ölenlere, ailelerine ve çocuklarına karşı sorumluluğumuzun sadece Türkiye sınırları içerisindeki Tenkil Felaketiyle sınırlı olmadığının bilincindeyiz. Bu korkunç olayların dünyanın başka yerlerinde tekrar yaşanmasını önlemek için insanları TENKİL Felaketi hakkında eğitmek tüm insanlığa karşı sorumluluğumuzdur.”
Marburg’da Hristiyan ve Müslümanlardan Ortak Aşure: “Farklı dinler de olsak tek Allah’a inanıyoruz”
Tüm semavi dinlerde kutsal sayılan Muharrem ayı dolayısıyla, Hristiyan camiası ile İnsan Hakları ve Özgürlükleri İnisiyatifi (IHRF) ortak bir aşure programı düzenledi.
Program Almanya’nın Marburg şehrinin iki büyük kilisesinden birisi olan Lutherische Kilisesinde gerçekleştirildi.
Kilisenin bahçesinde düzenlenen organizasyonda, ev sahipliği yapan Kilise Rahibi Uli Biskamp ve İmam olarak Fahrettin Ören dini kıyafetleriyle hazır bulundu.
Biskamp ve Ören ikram edilecek aşureyi birlikte hazırladı.
“Farklı dinler de olsak tek Allah’a inanıyoruz” mesajı veren din adamları insanlık için barış, sevgi ve huzur içinde yaşam dileklerinde bulundu.
Hazırlanan aşure kilisenin bahçesinde misafirlere ikram edildi.
Programa katkı sağlayan Müslüman cemaatine teşekkürlerini dile getiren Rahip Uli Biskamp, daha sonra misafirlere İncil’deki Hz.Nuh (a.s) kıssasını anlattı.
Biskamp, bu tür programların beraber yaşanabileceğinin örneğini sunması adına güzel bir adım olduğunu ifade etti.
IHRF adına konuşan Seher Us da İslamiyet’te Aşure Gününün önemini ve Kerbela olayını anlatarak, programın insanlık adına barış, huzur ve sevgi getirmesini diledi.
Us, gelecek sene için Müslüman, Hristiyan ve Yahudi cemaati ile ortak bir programın planlandığını açıkladı.
Programın devamında sanatçı Fatih Elmaoğlu konuklar için canlı bir konser verdi.
Aşure ikramının ardında program, Uli Biskamp ve Fahrettin Ören’in duaları ile sona erdi.






Hizmet gönüllülerinin Romanya’daki festival etkinliği devam ediyor. Anadolu’nun yemek, folklor ve sanat değerlerini sunan Kültür Festivali (Anatolian Food Fest), hafta sonunda Dobruca’nın kalbi Köstence’de renkli görüntülere sahne oldu.
Yüzlerce gönüllünün görev yaptığı festival, 28-30 Temmuz tarihleri arasında Sergi Merkezi (Pavilionul Expozitional) önünde gerçekleştirildi. Köstenceliler, sıcak ve nemli havaya rağmen üç gün boyunca festivale büyük ilgi gösterdi.
VAKIF GÖNÜLLÜLERİNDEN ÖRNEK DAYANIŞMA
Spectrum Constanta’nın Uluslararası Köstence Bilgisayar Lisesi (ICHC), Tuna ve Lumina Vakıflarının işbirliği ile düzenlediği festivalde her yaştan ve meslekten ev hanımı, öğretmen, öğrenci, yüzlerce vakıf gönüllüsü hamur açıp kebap hazırladı.
Anadolu mutfağının eşsiz lezzetlerinin yer aldığı festival, şehir halkının akınına uğradı. Özellikle gözleme, kebap, dondurma, baklava, tantuni ve tatlılarının olduğu stantlarda uzun kuyruklar oluştu.
ÇAY, KAHVE VE DONDURMAYA YOĞUN İLGİ
Demleme çay ve kumda pişen geleneksel kahve gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.
Festivalde Azerbaycanlı iki genç sanatçının seslendirdiği şarkılar, Anadolu’nun farklı yörelerinden folklor gösterileri, kına standı ile sema gösterileri yoğun ilgi gören kültür aktiviteleri oldu.
Hafta sonu Köstencelilere kültür ziyafeti sunan etkinlik, üç gün boyunca binlerce kişi tarafından ziyaret edildi.
MEDYA, FESTİVALE GENİŞ YER VERDİ
Bu sene 6’ıncısı düzenlenen Anadolu Kültür ve Yemek Festivali, ulusal ve yerel medyada geniş yer buldu. Devlet televizyonu TVR ve Köstence Radyosu (Radio Constanta) ve Telegraf gazetesi festivalle ilgili haberlere yer verdi.

https://www.facebook.com/FestivalulTurcesc/?locale=ro_RO
CONSTANȚA: Anatolian Food Fest – delicii turcești și spectacole, la Pavilionul Expozițional
https://www.telegrafonline.ro/anatolian-food-festival-aduce-bogatiile-turciei-la-constanta
ttps://www.tvrplus.ro/emisiuni/convieţuiri-75-15057
Gönüllüler Zaandam’daki Kilisede Aşure Dağıttı: ‘Ortak Noktamız O Kadar Fazla ki’
BASRİ DOĞAN | ZAANDAM
Hollanda’da ‘Birlikte Yaşama Sanatına Katkı’ Kunst van het Samenleven Amsterdam ve Animo Vakfı gönüllüleri, Nuh’un gemisi örneğinden yola çıkarak, Kilisede farklı inanç ve kültürden insanlara aşure dağıttı.
Programın organizatörlerinden Kunst van het Samenleven Amsterdam ve Animo gönüllüsü Bayram Karaçam, ‘Aşure Günü’ nedeni ile Zaandam Doopsgezind Vermaning Kilisesinde ilk defa aşure dağıttıklarını söyledi.
Programa katılanlar hoşgörü ve diyalog mesajı verdi. İlk defa Zaanadam’ın en büyük kilisesi olan Doopsgezind Vermaning Kilisesi’nde düzenlenen Aşure Gününe, farklı kültür ve kurumlardan insanlar katıldı. Program öncesinde kilise ayininde dualar yapıldı. Türkiye’de depremde hayatını kaybedenler anıldı. Tüm insanlığın felaketlerden kurtuluşu için dua edildi. Etkinliğe katılanlar hoşgörü ve diyalog mesajı verdi.
KLAVER: ORTAK NOKTALARIMIZ O KADAR FAZLA Kİ
Zaandam Doopsgezind Vermaning Kilisesi Vaizi Kok Klaver, Müslümanların ortak duada kilisede olmalarından dolayı son derece memnun olduğunu söyledi. Klaver, “Ortak noktalarımız o kadar fazla ki aramızdaki farklılıklar hakkında kavgaya vaktimiz olmamalı. İnsanların her zamankinden daha çok konuşmaya ve sohbete ihtiyacı var. Aramızdaki önyargılar, bu tür anlamlı günler ile konuşarak, dertleşerek çözülebilir. Bugün ayinden sonra hizmet gönüllülerinin kilisede ortak duada bulunan 50 kişiye aşure dağıtmaları çok anlamlı bir güzellikti. Müslüman, Hristiyan ve farklı inançlardan insanların memnuniyetlerini dile getirmeleri diyalog adına son derece önemliydi” açıklamasında bulundu.
KARAÇAM: İNSANLAR BİRBİRLERİNİ TANIYINCA
Zaandam Animo Vakfı Gönüllüsü Bayram Karaçam, “Bugün Hollanda’nın Zaandam şehrindeki kilisede 50’ye yakın kişiye aşure dağıttık ve son derece olumlu mesajlar aldık. Aşurenin yapılışından, geçmişinden bahsettik, kendilerine Hollandaca aşure ile ilgili broşür verdik. Zaandam Doopsgezind Vermaning kilisesindeki program öncesinde de kilisede ortak dua edildi. Hem Türkiye’de depremde hayatını kaybeden binlerce insan için hem dünyanın değişik yerlerindeki insanlar için ortak dua edildi. İlahiler söylendi. Sonra kilisede aşure dağıttık. Bugünü, birbirimizle diyalog kurmak ve birbirimizle daha iyi tanışmak amacıyla gerçekleştirdik. İnsanlar birbirlerini tanıyınca önyargılar ortadan kalkıyor” diye konuştu.
KAYNAŞMA ADINA ÖNEMLİ
Zaanstad aile hekimi Dick Branger, böyle bir aşure programına ilk kez katıldıklarını belirterek birlik, beraberlik ve kaynaşmanın önemine vurgu yaptı. Branger, “Bu tür çalışmaların birlikte yaşama adına önemli katkılar yapacağını söylemek isterim. Özellikle önyargıların yok edilmesi ve dayanışma adına bu tür çalışmaları son derece önemli buluyorum” dedi.
Diane Klaver, “Hepimiz kilise ayini sonrasında bir aşure yemek için bir araya geldik. Gördüğüm sıcak ilgi ve aşure ikramından çok memnun kaldım. Bu tür çalışmayı organize eden Zaanstad Animo Vakfı’na çok teşekkürlerimi iletiyorum” diye konuştu.
