Yazarlar

Niçin Devamlı Okunmaları lazım? | Abdullah Aymaz

Kur’an kainatı okuyor. Kur’an fıtrîliğin, bir mânada Fıtratın, doğallığını, doğru işleyen İlâhî kanunlara boyun eğen kainatın sesidir. Onun tefsirleri olan Risale-i Nurlar yani, İlhâmât-ı Kur’aniye, Sünuhât-ı Kur’aniye, Füyuzât-ı Kur’aniye, İstihrâcât-ı Kur’aniye ve İstinbâtât-ı Kur’aniye olan Külliyat ve peşlerinden gelen Pırlanta serisi, fıtratın sesi ve ritmidirler… Onları okuyanlar, aynı ritimde yaratılmış fıtratlarına döner ve bu Kur’an hakikatları ile rezonansa geçerler. Böylece, yalandan, iftiradan, haramdan, günahtan, gıybetten, bühtandan ve benzer enâniyet ve nefsaniyetten uzak durup korunmaya çalışarak güçlü, fıtrî bir konuma yükselirler. Onun için devamlı okumalarla,  müzâkerelerle, bu güzelliği korurlar. Yoksa bir serâya benzeyen o atmosferden ve mübarek korunaktan uzaklaşır, uzaklaşmaz, nefis, enaniyet, hevâ ve heves, şeytanla beraber, hemen yakalarına yapışır.
Mânevî marazlardan bilhassa psikolojik hastalıklardan, fıtrata ters haram işler ve ilişkilerden kurtulmak için yine o rezonansa  ihtiyacımız vardır. Tevbe ve istiğfarda, her Hakka dönüş arzusunda bu gerçekleri hiç unutmamamız gerekmektedir.
 
Deliksiz  Bir  Uyku  Mu?
 
Gerçeklik ve geçerlilik   söylemleriyle, ‘gençlerin aklını çeliyor’  diye kendini idam ettirmek üzere olan Krala, Sokrat şöyle diyor: “Eğer ÖLÜM, deliksiz bir uyku ise, bunu sen de arzularsın… Yok, ölümden sonra, başka bir hayat varsa, o âlemdekilerle sohbetin doyumu olmaz!’
 
Çin’de  Yaban  Ördekleri
 
Akbabanın, yavrusu akbaba olduğu gibi, kan davalarında kin ve intikam duygularında kan da kan doğurur. Kanı kan ile yıkamazlar… Yabanî ördekler, asla birbirlerinden ayrılmazlar. Sadakat her zaman çok önemlidir. Bilhassa aile hayatında sadakat ve saygı esastır. Yabanî ördekler sürü halinde uçarken bile, en öndeki ötünce, en arkadaki işitir ve ona göre düzene girer ve vaziyet alır. Onun için Çinlilerin düğünlerinde tahtadan yapılmış iki yaban ördeğin  maketi yapılıp meydana konulur: “İşte bunlar gibi olun.” diye.
 
Dadaş  Sabri  Çolak 
 
Prof. Dr. Sabri Çolak, 18 Ağustos 2018’de vefat etti. Bu bilgiyi bana Prof. Dr. Yunus Serin verdi. Haberi verirken Yunus Hocamız ağlıyordu… Sabri Hocamız Türkiye’de BOR  uzmanı idi. Teknolojide BOR  MADENİ, elmastan daha değerlidir. Cihazların uçlarına takılıyor. Dünyadaki BOR  miktarının % 80’i Türkiye’de hem de bizim vilayet Kütahya bölgesinde.
Maalesef bu süreçte, bu değerli bilim adamı Sabri Hocamız zulmen ve gadren Van’da hapiste hasta halinde çile çekiyordu. Ailesi, hoca çok rahatsız olduğu için müracaatta bulunmuşlar, ama bir türlü hapishaneden hastaneye sevkini yaptıramamışlar. Yani tedaviye izin verilmemiş. Son olarak hastaneye götürüyoruz diye, Van Üniversitesinin Tıp Fakültesi dururken, Ankara’ya yola çıkarıyorlar. Sonra da “Yolda kalb krizinden, kalb yetmezliğinden öldü” diye ailesine bildiriyorlar. Tamamen şüpheli bir durum var. Hatta yolda öldürülmüş olması bile muhtemel… Hepimiz her şeyin hesabını Allah huzurunda vereceğiz…. Ama dünyada bile âdil ve tarafsız mahkemeler işlediği zaman bunların hepsinin hesabı da elbette sorulacak… İşkenceciler için hesap hiç kapanmıyor…
Allah rahmet eylesin Dadaş Sabri Hocamız gerçekten yiğit, fedâkâr ve cefâkâr bir Hizmet eri idi. Hocaefendiden bahsederken gözleri yaşarırdı. Mehmed Ali Hocamdan, İsmail Hocamızdan, Naci  Beyden bahsederken “Hocaefendinin arslanları”  derdi… Bizzat duydum, şahit oldum…
Koskoca  Evliya  Benim Gibi…
Merhum Ağrılı Nusret Hoca, askerlik yaparken Üstad’ı, tanımış, görüşmüş… Ama ehl-i tarik… En son ayrılırken Üstad Hazretleri” “Hüseyin Paşanın oğlu Nadir’e selam söyle” demiş. Aşiret ağalarından olan Hüseyin Paşa’nın oğlu Nadir, Şeyh Said İsyanından sonra Üstad’la beraber şarktan sürgün edilenlerle yolculuk yapmışlar. Yolda Üstad’a çok saygı duymuş, yol boyu hizmet etmiş. Onun için ona selam gönderiyor. Ama seneler sonra, Nadir maalesef günahlara batmış, bir mafya lideri olmuş… Sağında solunda, önünde arkasında adamları saygıyla ayakta duruyorlar… Nusret Hoca, araya araya, kendisine ulaşmış. Artık ismi, Nado olmuş… Yanına vardığında Nado sarhoş… Elinde içki kadehi… Nusret Hoca, “Nado Ağa!..  Sana Bediüzzaman Said Nursi’nin selamı var!..” deyince birden yay gibi fırlayıp ayağa kalkmış ve ağlayarak “Demek benim gibi bir günahkara, bir sarhoşa o koskoca evliya selam gönderdi hâ!..  Aman Allahım!..” demiş… Üstad Hazretlerinin mâhiyetini tam kavrayamamış olan Nusret Hoca, “Yazıklar olsun bana!.. Bir sarhoş günahkâr kadar bile olamadım!..” demiş…
Kaynak: Abdullah Aymaz | Samanyoluhaber

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu