Yazarlar

Natal akşamı komşu ziyareti | Mehmet Parlak

 

Yaklaşık 3 ay önce Portekiz’li komşularının eşi büyük bir trafik kazası geçirmişti. Malesef bu kaza sonrası komşu bayanın bir bacağı kesilmişti. Üst üste ameliyatlar yapılıyor ve doktorlar tarafından komşu bayan hayata bağlanmaya çalışılıyordu.

Portekiz’li komşu bey ise kazadan sonra adeta yıkılmış ve çökmüştü. Bir yandan acısını dindirmeye çalışıyor, diğer taraftan ise tek başına evin işlerini yapıyor, hastanede eşi için koşuşturuyor ve günlük ticaretini de ayarlamaya çalışıyordu.

Demirci ustası olan bu komşuları, kazadan sonra çok üzülmüştü ve kederinden biraz da agresifleşmişti. Mahallede kimse kendisine birşey diyemiyor, geçmiş olsun diyenleri bile tersleyip kalplerini kırıyordu. Kazadan sonra adeta hayata küsüp kendisini tek başına evine kapatmıştı.

Komşularının geçirdiği trafik kazasını öğrenen ve çok üzülen muhacir aile, ne diyeceklerini, nasıl davranacaklarını bilememişlerdi. Bir yandan geçmiş olsun ziyaretine gitmek istiyorlar, diğer yandan da basit Portekizceleriyle duygularını tam ifade edemeyip komşularını daha fazla üzmekten ve kırmaktan korkuyorlardı. Diğer komşularından bu durumu sorduklarında “aman sakın yanaşmayın, acısını paylaştığınızı ifade etmeye Portekizceniz yetmeyebilir, yanlış anlayıp sizin de kalbinizi kırabilir” dediler. Muhacir aile bu duruma çok üzülmüştü ama konuyu zamana bırakmanın, şimdilik uzaktan uzağa selam vermekle yetinmenin daha uygun olacağına karar verdiler.

Aradan 3 ay geçmişti. Nihayet bu yılki Natal (Christmas) akşamını da fırsat bilen muhacir aile, cesaretini toplayıp çukolatasını da aldı ve Portekiz’li komşunun kapısını çaldılar. Evsahibi bey bahçe kapısını açınca bizim muhacir ailenin annesini ve oğlu olan genç delikanlıyı karşısında görmesin mi? Hiç beklemediği bir anda, belki de geç kalınmış bu ziyaret karşısında kendisini tutamadı ve gözyaşlarını salıverdi. Bunu gören muhacir anne de gözyaşlarına hakim olamadı ve bir süre böylece karşılıklı ağlaştılar…

Natal akşamı komşu ziyareti | Mehmet Parlak 2

Bu elim trafik kazası olmadan önce de muhacir anne ara sıra komşusuna böyle uğramaktaydı ve komşu bayanla ayaküstü sohbetler etmekteydi. Belki Portekizcesi çok yoktu ve sadece bildiği birkaç kelimeyle komşusunun hatırını soruyordu ancak, komşu bayanla arasında bir gönül köprüsü çoktan kurulmuştu bile…

Muhacir anne, anlatılanların birçoğunu anlamasa da, şimdi hastanede olan komşu bayana o zamanlar uğradığında Portekizli bayan anlatıyor, anlatıyordu…bir önceki görüşmelerinden sonra meydana gelen herşeyi muhacir anneye özetliyor ve dertlerini paylaşıp rahatlıyordu. Diğer komşularıyla çok diyaloğu kalmadığı için, ancak bizim muhacir anneyle muhabbet edebiliyor, bizimkisi de çaresizce ama nezaketle onu dinliyordu ve ancak söz bittiğinde yoluna devam edebiliyordu. Bu süre bazen yarım saati, 45 dakikayı da bulabiliyordu ama olsun, komşuyu dinlemek lazımdı ve her görüşme sonrasında Portekizli bayanın sevinci ve rahatlaması gözlerinden okunabiliyordu.

Şimdi ise Portekiz’li komşunun bahçesinde yoğun bir hüzün havası vardı. Trafik kazası sonrasında bahçe sahipsiz kalmış, sebzeler toplanamamış, otlar ve dikenler ise almış yürümüştü. Yaşağıdı travmanın büyüklüğü nedeniyle Portekizli bey derinden sarsılmış ve adeta çökmüştü. Acısı öyle büyüktü ki, ne bağa, ne bahçeye ve ne de hayvanlara gereği gibi bakamadığı görülüyordu. Kolay değildi, hayat arkadaşı ölümden dönmüş, bir ayağı kesilmişti ve hala hastanedeydi. Tek umudu ve hedefi, yaklaşık 2 ay sonra hastaneden çıkarıp evine getireceği biricik eşinin acılarını hafifletmek ve tekrar onu hayata bağlayacak ve onun kendi evine adaptasyonunu kolaylaştıracak düzenlemeleri yapmaktı.

Misafirleriyle bahçe kapısında bir süre ağlaşan Portekizli bey, kendisini biraz toparlayınca, bu Natal gecesinde kimsesinin evde olmadığını, kızının ise eşinin yanında, hastanede olduğunu ifade etti. Hiç böyle bir Natal akşamı hayal etmediklerini söyledi ve muhacir ailenin bu ziyaretinden duyduğu memnuniyeti tekrar misafirlerine ifade etti.

Öyle sevinmişti ki, hemen muhacir anneyi ve oğlunu evin içine davet etti. Eşi hastaneden geldiğinde artık hayata özürlü devam edeceğinden dolayı, eşi için evin içinde yaptığı düzenlemeleri misafirlerine göstermeye başladı. Mesela, evinin bir odasını eşi için komple bir özürlü banyosuna çevirmişti. Hem evin içindeki, hem de bahçedeki merdivenlere rampalar ve özürlü geçiş yerleri inşa etmiş, eşinin rahat etmesi için ne gerekiyorsa değiştirmeye başlamıştı.

Nihayet evde ve bahçede görülecek yerler tamamlandı ve misafirler tekrar bahçe kapısına geri geldiler. Portekizli komşularının bu Natal (Christmas) ziyaretinden memnun kalması onları da çok mutlu etmişti. Zaten geç kalınmış bir hasta ziyareti olarak da bunu düşünmüşlerdi. Portekizli bey, misafirlerin getirdiği çukolatayı hastaneye götüreceğini, eşine ziyareti anlattıktan sonra orada birlikte yiyeceklerini ifade etti. Zaten hastanede eşinin, “muhacir arkadaşım ve ailesi nasıllar, ne yapıyorlar” diye sorduğunu söyledi. Bu da misafirler için ayrı bir sevinç ve memnuniyet vesilesi oldu.

Birden Portekizli beyin aklına, misafirlerini eşiyle telefonda görüntülü görüştürmek geldi. Defalarca aradı eşinin telefonunu ancak bir türlü açılmıyordu. Muhtemelen eşi diğer akrabalarıyla görüşüyordu ve Natal tebrikleşmelerini yapıyorlardı. Bir süre sonra aramaktan vazgeçip birlikte kısa bir video çektiler ve eşine sevgi ve selamlarını bu video mesajıyla gönderdiler.

Muhacir aile evsahibine teşekkür edip ayrıldılar ve bir kez daha komşu ziyaretinin ne kadar önemli olduğuna kanaat getirdiler. Kısmet olursa 2 ay sonra, komşu bayan hastaneden geldiğinde çiçeğimizi de alıp yine geliriz diye düşündüler.

İçinde yaşanılan toplumla kaynaşmak, onlarla iyi ilişkiler ve gönül köpruleri kurmak için illa ki iyi derecede dil bilmek gerekmediğini bizzat yaşayarak gördüler. Buruk bir sevinçle ve iç huzuruyla evlerine geri döndüler.

Rabbim bu muhacir ailenin komşusuna da acil şifalar ve hidayetler lütfeylesin.

Hizmetten | Mehmet Parlak

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu