Yazarlar

Muhabbet | Safvet Senih

Kâinatın her cüzünde muhabbet pırıltıları müşahede ediyoruz. Sanki Kayyumiyet muhabbetle mütecelli Çünkü bir hayat-ı ittisal gibi olan muhabbet aran çekilince herşey dağınık, herşey perişan hale geliyor. Ama muhabbetin görünüşü herşeyde bir başka. Cansız ve şuursuz kütlelerde cazibe halinde kendini gösterirken, hayatlı ve ruhlu olanlarda, arzu, sevgi ve aşk şeklinde tezahür ediyor.

İnsan kâinatın meyvesi olduğuna, insanın kalbi de o meyvenin çekirdeği bulunduğuna göre, mayası muhabbet olan kâinat ağacında ne kadar muhabbet varsa, insanın kalb çekirdeğine de o kadar muhabbet yerleşmiştir. Çünkü çekirdekler, tamamen ağaçlarından sağılmış ve süzülmüş birer hülasadırlar. Öyleyse denilebilir ki; insanın kalbinde, kâinatı kaplayacak kadar bir aşk yatmaktadır.

Acaba bu muazzam sermaye nereye sarf edilecektir? Beş kuruşluk birşeye, bir milyon fiyat biçilmez. Nefere, “Paşam’ denilmez. Herşey yerli yerince gerek. Evet, bu sevgi lâyıkına gitmeli, sonsuz Cemale yönelmelidir. O sermedi Cemal ise, bütün şaşaası ile İlahi Kudretin güzel sanatlarında tecelli etmekte ve kalplerden kendisine çevrilen her muhabbet ve muhabbet ifadesinden haberdar olmaktadır. Halbuki mecazi meşukların nice abayı yakmış dilhunları vardır ki, o mecazların çoğunun, ekseriya aşıklarından haberleri bile olmaz. Sabaha kadar nice yanıp yakılan, feryadına cevap bekleyen, mecazın kapısı önünde ileri geri talim edenler vardır ki, sanki kayalara çarpılmış gibidirler. Hatta çok defa büyük bir nefretle karşılaşırlar. Çünkü biçtikleri fiyat çok büyüktür, öbür taraftan temiz fıtratlar da böyle mübalağa ve nümayişten bizar olurlar.

Mühim bir mesele için yurdundan yuvasından kopup gelen gurbetçiler gibi, ruhlar âleminden buralara, çok mühim sermayeler ile ticarete gelen insanlığın, boşa sarf edecek, mecazlar için saçıp savuracak hiç birşeyi yoktur. Hem hakikat dururken abesle iştigal gibi mecazla meşgul olmanın, ham hayaller peşinde koşmanın sonu takipsizlik değil; saniyelerin ve verilen sermayelerin zerre zerre hesabı var.

Hem de akl-ı selimle meseleye eğildiğimiz zaman, Hakiki’ Bir’i bırakıp binler faninin peşinde dolaşmanın akıl karı olmadığını da anlamış oluyoruz.

Cihan dolu derdin varken
Devran-ı felekle yenilenen
Diyorsun binden birine
Bakmadan geriye
Bırakıp gidenlerin
“Gel gitme, gel gitme,
Beni perişan etme!”
Dönse de ne fayda
Neye, hangi dev
Fani vuslatta!..
Ve kimin düşeceksin peşine
Feryatları döşeyip yol yol
Bir sen,
Ve bu kadar Leyli!
Anla gayri, herşey fani,
Sonu varır yokluğa
Fani dünyada
Çağır da kurtul nida nida
“Gel Hakikat, dol ruhuma!”

Muhabbet | Safvet Senih 2

Safvet Senih

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu