Aktüel

Mısırlı Türkiye uzmanı Dr Müna Süleyman: ‘İslam aleminden Sayın Gülen gibi bir zat çıktığı için iftihar ediyorum’

Kahire Üniversitesi’nde siyaset bilimi araştırmacısı olan Dr Müna Süleyman, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin İslam dünyasını etkisi altına alan iki farklı ucu bir noktada birleştiren isim olduğunu söyledi. Müna Süleyman, Hizmet Hareketi’ni Kahire’de bir araştırma merkezinde çalışırken Ekim 2009’da tanımış. Erdoğan’ın uluslararası toplumu Hizmet Hareketi’ni şeytanlaştırmaya ikna edemediğini belirten Müna Süleyman, ‘Bence bu Hizmet Hareketi’nin en büyük başarısıdır. Bu bağlamda hareketin ve Hizmet gönüllülerinin geleceği parlaktır.’ dedi. Mısır’da yayın yapan Nesemat TV YouTube kanalına konuşan Dr Müna Süleyman önemli noktalara işaret etti.

İşte Müna Süleyman’ın tespitleri:

Kahire Üniversitesi siyaset bilimi araştırmacısıyım. Doktoramı 2021 yılında üstün bir dereceyle bitirdim. Ayrıca Türkiye uzmanıyım. Doktora tez konum “Türkiye’nin Arap Devletlerine Askeri Müdahalelleri”ydi. Hizmet Hareketi’yle uzun yıllar önce, tam olarak Ekim 2009’da Kahire’de bir araştırma merkezinde çalışırken tanıştım. Daha sonra Hizmet’in, Arap Birliği’nde el-Ezher Üniversitesi işbirliğiyle düzenlediği ‘Hizmet Hareketi’nin tecrübesi, Türkiye ve yurt dışındaki projeleri’ hakkında bir konferansa katıldım. Hizmet Hareketi ve sayın Fethullah Gülen’i ilk kez orada duydum.

Üç gün süren konferansta her gün üç oturum yapılıyordu. Burada Hizmet Hareketi’yle ilgili geniş bir kitap koleksiyonu olduğu gördüm ve bunların hepsini okudum. Hizmet Hareketi’nin faaliyetlerinden ve Sayın Gülen’in fikirlerinden çok etkilendim. Bu konferansta Avrupalı ve Amerikalı pek çok araştırmacı vardı. Yani onlar Hizmet Hareketi’ni yakından tanıyorlardı. Doğrusu onların Arap ve Müslüman araştırmacılardan önce Hizmet Hareketi’ne aşina olmaları karşısında onları kıskandım. İşte o zamandan beri Hizmet Hareketi’ni yakından takip ediyorum. Türkiye ve dünyadaki faaliyetlerini izliyorum.

Her geçen gün; Hizmet Hareketi ve Fethullah Gülen Hocaefendi’nin yazılarında, kitaplarında ve makalelerinde ortaya koyduğu fikirlerin 21. yüzyılda uyulması gereken modern bir İslam medeniyeti inşa ettiğine giderek daha fazla ikna oluyorum. Ve bundan gurur duyuyorum. Çünkü Hizmet Hareketi, doğru ve sahih İslam düşüncesini 21. yüzyıldaki modern yaşamla birleştiriyor.

Ne yazık ki, islâm toplumları son zamanlarda ikiye ayrılmıştır: Birinci bölüm, Selefî kesim veya bizi adeta cahiliye dönemine geri götürmeyi ve İslâm konusunda her şeyde aşırı ve keskin görüşleri olan ve bunların uygulanmasını arzu edenler. Mesela bu kesim belki de kadınların çalışmalarını ve her ne şekilde olursa olsun topluma entegre olmalarını hiç bir şekilde uygun görmüyorlar. Aslında bu, sahih İslâm anlayışında hiç bir şekilde olmayan bir durum.

İkinci kesim ise, medenî ve asrî olalım derken dini özünden ve köklerinden uzaklaştıran görüştür. Onlara göre işte bu, medeniyetin tâ kendisidir.

Ancak Fethullah Gülen Hocaefendi, iki farklı kesimi gerçekten çok güzel bir şekilde birleştirdi. Bu, sanırım Türk toplumunda son 30 yılda meydana gelen büyük sıçramanın da bir nedeniydi.

Konferansa katıldıktan sonra Hizmet Hareketi’nin faaliyetlerini yakından takip etmem, uzmanlığımın Türkiye konusunda olması, Türk tuplumunun iç ve dıştaki etkileşimlerini yakından izlemem; ayrıca doktora çalışmalarım sırasında Hizmet Hareketi (Fethullah Gülen) ve Türk devleti yani onun temsil eden Erdoğan ve partisi (Adalet ve Kalkınma Partisi) ilişkisini yakından inceledim.

Bu ilişki, çeşitli aşamalarla gerçekleşti. Bundan ilk yararlanan Erdoğan ve partisi oldu. İlk olarak, Erdoğan 2002’den 2011’e kadar Hizmet Hareketi ve müesseselerinden yararlanıp, onları kullandı. Ayrıca Hizmet Hareketi’nin halk desteğinden ve Türkiye’deki popülerliğinden istifade etti.

Diğer taraftan 2011 yılında Erdoğan, Arap Baharı bahanesiyle Arap ülkelerine müdahale etmeye başladı. Sayın Fethullah Gülen’in bu konuda farklı görüşleri vardı. O, Arap ülkelerinin iç işlerine karışılmaması ve Arap ülkeleri ile hep iyi ilişkilerin kurulmasını tavsiye ediyordu. Yani bu konuda Hocaefendi ile Erdoğan’ın fikirleri örtüşmüyordu. Bu durum 2013 yılına kadar devam etti ve o yıl Erdoğanın, bakanlarının ve oğlunun da adının geçtiği büyük yolsuzluk operasyonları yapıldı. Daha sonra Temmuz 2016 ortalarında başarısız bir darbe girişimi oldu. Ve Erdoğan bundan hemen Sayın Gülen ve Hizmet Hareketi’ni sorumlu tuttu. Onların orduyla işbirliği yaparak kendisini devirmeye çalıştığını iddia atti. Bana göre bu doğru olmayan bir töhmetten başka bir şey değildir.

80 yaşını aşmış, ömrünün son 20 yılını Amerika’da geçirmiş bir insan Erdoğan’ı devirmek için Türk ordusuyla nasıl işbirliği yapabilir? Bu aklın kabul etmeyeceği bir şey. Diğer taraftan terörizmle suçlanan ve Amerikan yönetimlerinden sürekli kendisini teslim etmesini isteyen Erdoğan’ın ABD’ye sunabildiği tek bir geçerli kanıt dahi yok. Bundan dolayı Washington, Gülen aleyhine karşı tek bir suç delili görmediği için onu iade etmeyi her zaman reddetti. Aksine bugüne kadar ortaya çıkan deliller, Hizmet Hareketi ve Sayın Gülen’in 2016 darbesinde yer almadığına dairdir. Bu da Hizmet Hareketi’ne karşı yapılan yarım milyon Türk vatandaşının tutuklanması, kurumların kapatılması ve100 milyar lirayı bulan eğitim ve Hizmet kurumlarına el konulması gibi uygulamaların kanunsuz olduğunu göstermektedir.

HİZMETİN GELECEĞİNİ NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

Bence Hizmet insanlarına yönelik baskı ve zulümlerde yumuşama ve gevşeme son dört yıldır olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. Çünkü darbe girişiminin ilk yılında, 2017 yılı sonuna kadar tüm dünya ülkelerindeki bütün Hizmet kurumlarının kapatılması ve Hizmet Hareketi’nin varlığının tamamen sona erdirilmesi ve Sayın Gülen’in de -özellikle Obama yönetimi ve halefi eski Başkan Trump’ın yönetimiyle olan güçlü ilişkisi sayesinde- Amerika Birleşik Devletleri’nden Erdoğan’a teslim edilmesi bekleniyordu. Ancak Orta Asya’daki bazı ülkeler hariç bu durum gerçekleşmedi. Bazı Afrika ülkeleri Hizmet kurumlarını kapattı. Bazıları da Hizmet gönüllülerinin tamamen kendi paralarıyla kurdukları bu okulları, Türk devletinin güdümünde olan Türkiye Maarif Vakfına teslim etti. Diğer taraftan Türkiye’de on binlerce Hizmet gönüllüsü tutuklanmış, bazı ülkelerdeki onlarca Hizmet gönüllüsü Türkiye’ye yasadışı yollarla kaçırıldı veya zorla Türkiye’ye iade edildi.

Bütün bunlara rağmen Erdoğan, uluslararası toplumu Hizmet Hareketi’ni şeytanlaştırmaya ikna edemememiştir. Bence bu Hizmet Hareketi’nin en büyük başarısıdır. Bu bağlamda hareketin ve Hizmet gönüllülerinin geleceği parlaktır.

Çünkü bu zor şartlar altında Hizmet’in ayakta kalması, gücünün en büyük kanıtıdır. Diğer taraftan dünyanın en büyük ülkeleri ve dünyanın en güçlü istihbarat servislerinin Hizmeti kınamadığının ve bu ülkelerdeki kurumlarını kapatmayı reddettiğinin de bilinmesi gerekir. Yani Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya gibi Avrupa ülkeleri, Erdoğan’ın sürekli talebine rağmen Hizmet kurumlarını kapatmayı her zaman reddetmişlerdir.

Yine büyük Arap ülkeleri Suudi Arabistan, Mısır, Cezayir, Fas, Hizmet kurumlarını kapatmayı reddetmişlerdir. Endonezya, Malezya, ABD, Kanada, hepsi de Hizmet kurumlarını kapatmayı reddetti. Bu bize onların -Erdoğan’ın iddilarının aksine- darbe girişiminden Hizmet Hareketi’nin sorumlu olduğuna inanmadıklarını, onları terörle irtibatlı örgütsel yapısı ve kolları olan bir terör örgütü olarak görmediklerinin en büyük kanıtıdır.

Aksine, uluslararası toplum, Erdoğan’ın terör faaliyetlerine destek verdiğini ve istihbarat raporlarına göre IŞİd’le ilişkilerinin olduğunu belgeledi. Bana göre istikbal, Hizmet insanları için her seviyede daha parlak olacaktır. Onlar bu vesileyle Hizmet Hareketinin savunduğu hakikatleri bütün dünyaya anlatma imkânı buldular. Diğer taraftan uluslararası toplum darbe girişiminin üzerinden bir kaç yıl geçtikten sonra Hizmet’in bu işle bir alakasının olmadığını belgeledi.

Bu da, Hizmet insanlarının kendilerini dünyaya bir daha anlatmaları için ciddi bir fırsattır. Arap ve İslam âleminde Hizmet’i bilmeyen çok büyük bir kesim var. Oysa Avrupa ülkeleri Hizmeti tanıyor ve Fethullah Gülen’in fikirlerini tartışıyorlar.

Sayın Gülen adına Almanya, İngiltere ve Fransa’daki bazı üniversitelerdeki çeşitli kürsülerde Gülen’in düşüncesini ve Hizmet Hareketi’nin faaliyetlerini konu alan ciddi çalışmalar var. Ancak Arap ve İslam âleminde sayın Gülen’in fikirlerinden ve görüşlerinden uzak durma var. Bu durum harekete özellikle Arap ve İslam dünyasında kendini yeniden anlatmasını zaruri kılıyor.

HİZMET İNSANLARINA MESAJINIZ NEDİR?

Hizmet insanlarına mesajım: Sizler çok iyi insanlarsınız ve içinde yaşadığımız bu 21. yüzyılda İslam hakikatinin en güzel temsilcilerisiniz. Sizi Allah için sevmekten başka sizinle bir irtibatım yok. Çünkü siz kendine, dinine ve içinde yaşadığı topluma hizmet etme konusunda hüsn-ü misal olan yaşayan örnek müslümanlarsınız. Çünkü İslâm bütünüyle ahlâktır. Efendimiz (Aleyhisselam) da yeryüzünde yürüyen Kur’ân idi.

FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ’YE BİR MESAJINIZ VAR MI?

Ben, İslâm âleminden Fethullah Gülen Hocaefendi gibi büyük bir âlim çıktığı için iftihar ediyorum. Kendisi için sağlık, mutluluk ve uzun bir ömür temenni ediyorum. Zorluk ve sıkıntılar karşısında Allah’ın onu sabit kadem kılmasını niyaz ediyorum.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu