Yazarlar

İnadına Umut | KÜBRA AYDIN

İki haftadır çok üzücü haberlerle sarsıldık. Ama arada yüzümüze bir tebessüm iliştiren başarı öyküleri çıkıyor karşıma. Önce Zeynep Beyza’nın haberini okudum. Dünyanın en prestijli şirketine uzanan bir başarı öyküsüydü. Yapılan zulümler, ülkesini terketmek zorunda kalan bir aile ve hayata inadına tutunan bir gencin öyküsüydü. Dün de Dilara’nın haberi çıktı karşıma. 4 yılda 5 dil öğrenerek, yılın öğrencisi seçilmiş bulunduğu ülkede. Hikayede beni en etkileyen nokta ise Dilara’nın daha çok dil öğrenerek daha çok insanın kalbine dokunma isteğiydi. O da ailesiyle birlikte ülkesini terketmek zorunda kalmıştı. Hikayeler benzer… Eminim daha hikayesini duymadığımız pırıl pırıl gençler bulundukları ortamları aydınlatmaya devam ediyor. Ne acı ki bir yanımız yaprak döküyor, umutları ellerinden alınan gençler, bir yanımızda baharlar çiçek açmaya devam ediyor.

Oturup bununla dertlenelim. Çocuklarımız için neler yapabiliriz? Bu ağır travmaları nasıl iyileştirebiliriz? El uzatılmadık tek bir insan kalmaması için nasıl bir yol izleyebiliriz? Çocuklar, gençler bizlerden aslında ne istiyor? Oturup uzun uzun bunları konuşalım. Biz anne babalar olarak onlarla ne kadar sağlıklı iletişim kurabiliyoruz? Anne babası yanında olmayan çocuklarımıza nasıl yardımcı olabiliriz? Bu sorumluluğu vicdanlarımızda duymamız gerektiğine inanıyorum. Evet uğradığımız haksızlıklar, yaşanılan zulümler, kayıplar hepimizi en derinden etkiliyor. Hayatlarımız alt üst oldu. Bir sırt çantasına sığdırdık bir çoğumuz hayatımızı, birçoğumuz hala zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor, hapishaneler de ise her gün duyduğumuz hak ihlalleri gün geçtikçe şartların zorlaşması çaresizliğimizi arttıyor. İnsan umuduyla ayakta kalabilen bir mekanizma. Bizlerin en büyük umudu çocuklarımız. Onlara sarılarak iyileşeceğiz. Onlarla yeniden tutunacağız hayata. Onlara umut etmeyi biz öğreteceğiz. Sevginin en açılmaz denilen kapıları açtığına şahit oluyoruz. Sevmeyi öğrenmekten başlamalıyız. Amasız nedensiz sevmeyi. Hatalarıyla güzellikleriyle bütün yönleriyle kucaklamayı insanları. En çokta çocuklarımızı. Yaşanılanların faturası onların küçük dünyasına çıkmamalı. En az zararla atlatmaları adına seferberlik ilan edilmeli. Bahadır’ın acısı bu kadar tazeyken yüreğimizde başka acılar yaşanmasın, başka çocukların umudu solmasın diye mücadele etmeliyiz.

Biliyorum bunları yazmak kısmı en kolayı. İçinde bulunduğumuz şartlar çok ağır. Yorulduk çok yorulduk. Dinlenmek için birbirimize ihtiyacımız var. Gelin unuttuğumuz dostlarımız varsa bir telefonla gününü güzelleştirelim. Kimin kime iyi geleceği bilinmez.Bir selam umuda giden yol olur. Bir fırtına anında selamet olur dostun yakınlığı. El uzatmadığımız tek bir gönlün kalmaması umuduyla….

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu