Yazarlar

Kim Kazandı | İSMET MACİT

“İnsanlardan öylesi vardır ki

Allah’ın rızasını kazanmak için kendi nefsini satar.

Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.”

Bakara Suresi, 207

Hz. Suheyb ibn Sinan (ra) Musul havalisinde Dicle kenarına yakın bir yerde dünyaya geldi. Babası ve amcası Kisra tarafından Übülle hâkimliğine tayin olunmuşlardı. Daha sonra Übülle’yi ele geçiren Rumlar, orada buldukları her şeyi yağmalamışlar, Suheyb ibn Sinan’ı da esir almışlardı. Hz. Süheyb daha sonra Benî Kelb kabilesinin eline geçmiş, oradan da Abdullah ibn Cüd’ân’a köle olarak satılmış ve sonra da azat edilmişti.

Efendimizin (sav) davetine icabette ilk sıralarda yer alan Hz. Suheyb (ra) hakkında Allah Resulü’nün (sav) mübarek dudaklarından dökülen şu cümleler, Müslümanlar arasında Hz. Suheyb’in ne kadar seçkin bir yeri olduğunu gösterir: “İlk Müslümanlar dörttür: Ben Arap milletinin ilk Müslüman’ıyım, Suheyb ibn Sinan Rumların ilk Müslüman’ı, Selmân-ı Fârisî Farsların ilk Müslüman’ı, Bilal de Habeşlilerin ilk Müslüman’ıdır.”

Hicretin bir baht gibi kaderlerine yazıldığı sahabe efendilerimiz bir bir hicret etmiş, sıra Hz. Suheyb’e gelmişti. Hz. Suheyb Mekke’ye bir köle olarak gelmesine rağmen ticaret yaparak zengin olmuş ve ciddi bir servet edinmişti. Hz. Suheyb (ra) hicrette Hz. Ali’den (ra) sonra Mekke’den yola çıkınca müşrikler arkasından yetiştiler ve gitmesine müsaade etmeyeceklerini belirterek şöyle dediler: “Sen Mekke’ye bir köle olarak geldin. Fakirdin. Bizim sayemizde zengin oldun. Burada kazandığın serveti beraberinde götürmek istiyorsun. Buna razı olamayız, seni bırakmayız!”

Hz. Suheyb (ra) ise; “Ey Arap cemaati, bilirsiniz ki ben sizin en iyi ok atanlarınızdan biriyim. Attığımı vururum. Sadağımdaki oklar bitene kadar size teslim olmam. Bir çoğunuzu da öldürürüm. Size sizin işinize yarayacak daha iyi bir teklifte bulunayım. Madem servetimin peşindesiniz size servetimin yerini söylersem beni bırakır mısınız?” diye sordu.

Onlar da “olur” dediler ve Hz. Suheyb’in peşini bıraktılar. Suheyb Mekke’den yola çıktı. Hz. Suheyb ibn Sinan (ra) çok zorlu bir yolculuktan sonra Rebiülevvel ayının içinde Kuba’da Efendimize (sav) kavuştuğunda Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer oradaydılar. Önlerinde taze yapraklı, salkım salkım taze hurmalar bulunuyordu. Hz. Suheyb’in (ra) yolda gözü ağrımış, karnı da çok acıkmıştı. Kendisine ikram edilen hurmaları hemen yemeye başladı. Bunu gören Hz. Ömer (ra) Efendimize (sav): “Yâ Resûlallah, Suheyb’e bakın, gözü ağrıdığı hâlde yaş hurmayı yiyor!” deyince Efendimiz (sav): “Ey Suheyb, gözün ağrıdığı hâlde yaş hurmayı niçin yiyorsun?” buyurdu. Efendimizin (sav) bu hitabına Hz. Suheyb: “Yâ Resûlallah, ben hurmaları gözümün ağrımayan kısmıyla yiyorum!” diyerek karşılık verdi. Bu latif cevap üzerine Peygamberimiz (sav) tebessüm buyurdular. (Üsdü’l-Gabe, 3: 31)

Hz. Suheyb (ra) Efendimize (sav) olanları anlattığında Efendimizin (sav) dudaklarından şu ifadeler döküldü: “Suheyb kazandı! Suheyb kazandı! Ebû Yahya! Satış kârlı çıktı! Satış kârlı çıktı!” (İbn-i Sa’d, Tabakatu’l-Kübra, c. 3, s. 227-229)

Efendimiz (sav) bu müjdeyi Hz. Suheyb’in şahsında malını Allah yolunda sarf eden ve haksız yere mallarına el konulan tüm mazlumlar ve mağdurlar için söylemişti; zira onun mesajları zaman ve mekanla mukayyet değildi. Asr-ı Saadetten bir müjde belde belde gezerek, “Malını mülkünü çıktıkları beldede bırakıp hicret yoluna revan olan insanlar, haramilerin kayyım adı altında mallarına çök- tükleri mazlum esnaf ve işadamları! Vallahi kazanan siz oldunuz, satışlarınız kârlı çıktı” diye haykırıyor.

Başka bir hadiste Efendimiz (sav) “Müminin kaybı sadakadır” buyurmuyor mu?

Umulur ki bu sadakalar hürmetine Rabbim onlara kat kat verecektir Hicret ettikleri beldelerde.

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu