Yazarlar

Kestane Ağacı | KÜBRA AYDIN

Sonbahar bitiyor. En sevdiğim mevsimin her anını doğanın sarıyla kırmızı arasındaki tonlarını hafızama kazımak istiyorum. Penceremin önündeki büyük kestane ağacı takvim misali önüme seriyor her gün geçip giden mevsimleri. Her mevsim bir başka güzel, her mevsim heybetli. Ama kış geldi mi yaprakları gün gün onu terkederken yalnızlığı bundan iyi resmedecek bir şey yoktur herhalde diyorum. Bahar gelince yine canlanacak. Kuşlar konuk olacak neşeyle.

Her gün pencereden bu seremoniye şahit olmak müthiş bir zevk veriyor. Sanki konuşuyoruz kestane ağacıyla. Bir roman kahramanı gibi karşımda dikiliyor. Bana her gün serüvenini anlatıyor. Hayal dünyasında çıktığım bu yolculuk çocukların seslenmesiyle son buluyor. Gün başlıyor. Arada bir pencereden göz atıyorum yaşlı dosta.

İnsan kalabalıktan şikayet ediyor, sesten gürültüden, koşturmaktan… Durup dinlenmek istiyor. Sonra bir bakıyorsun yavaş yavaş azalıyorsun. Kalabalıklar küçülüyor. Yaş ilerledikçe güçten kuvvetten düşüyorsun. Eski enerjini özlüyorsun. Tıpkı kestane ağacı gibi. Sonra gelenlerin ümidiyle yollarını gözlemeye başlıyorsun. Gelseler de ses olsa yine eski neşe olsa diyorsun. Ama gelenler de eksiliyor yavaş yavaş.

İnsan yalnızlığıyla barışmayı öğrenmeli sanırım çok geç kalmadan. Yalnızken kendi kendine yetebilmeyi, yalnızlığıyla dost olmayı. Bunu öğrendiğin zaman daha az şikayet ediyorsun hayattan. Yaşadığın günlerin, kalabalıkların, telaşının bir anlamı oluyor.

Yalnızlığa övgüler düzmeyeceğim korkmayın. Kestane ağacının mahzunluğu işlemiş sanırım kaleme. Oysa neler anlatacaktım bu hafta sizlere. Söz bir türlü gelmedi oralara. Her hafta öyle şeyler duyuyoruz öyle şeyler okuyoruz ki söz bitiyor. Kalem kımıldamaz oluyor.

Ama kestane ağacından öğrendiğim bir şey daha var. Kış bitiyor bahar geliyor muhakkak. Bu döngü hiç bozulmuyor. Yapraklar tomurcuklanıyor sonra yeşeriyor. Dallarında rengarenk kuşlar kainatın en güzel konserini veriyor.

Size baharı müjdeleyemem ama ayazın en sert darbelerinde bile eğilip bükülmeyen kestane ağacından bir selam iletebilirim. Şu an penceremden bütün heybetiyle başını eğmiş, kalan son bir iki yaprağa da şanına yakışır şekilde vedaya hazırlanıyor. Sonra kendi yalnızlığında huzurla baharı bekleyecek. Yazı boyunca kalemin ucundan çıkmak için sabırsızlanan bir şiirle…

“Haberin var mı taş duvar?

Demir kapı, kör pencere,

Yastığım, ranzam, zincirim,

Uğrunda ölümlere gidip geldiğim

Zulamdaki mahzun resim.

Görüşmecim yeşil soğan göndermiş

Karanfil kokuyor cigaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..”

Ahmet Arif

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu