Yazarlar

Kâinat ağacının meyvesi insan | A.RASİM EMİROĞLU

İlk insan ve ilk peygamber yeryüzünün ilk misafiri Hz. Âdem(as)’dır.
O, insanlığın babasıdır, atasıdır.

İnsan kelimesi Arapça kökenli bir kelimedir.
Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde insan şöyle tarif edilir;
“Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlıdır.”

Cenab-ı Hak, Hz Âdem’in yaradılışı hakkında Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurmuştur:
“… Allah Âdemi topraktan yarattı. Sonra ona ‘Ol.’ dedi ve o da oluverdi.” (Âl-i imran, 59)

Önce toprak çamur haline getirildi. Çamurunda özü seçildi.
Biz insanı (Âdem’i) muhakkak ki çamurun özünden yarattık.
(Mü’minun, 12)

Sonra Allah O’nu (Âdem’i) şeklini düzeltip tamamladı ve bizzat kendi kudretinden ona ruh koydu. Sizin için kulaklar, gözler, kalbler yarattı. (Secde, 9)
Efendimiz (sav) bunu şöyle açıklar;
“Allahü Teâlâ, Âdem (as)’ı yeryüzünün her tarafından alınan topraklardan yarattı. Bu sebeple neslinden, siyah, beyaz, esmer, kırmızı renkte olanlar olduğu gibi, bu renkler arasında bulunanlar da oldu. Kimi yumuşak, kimi sert, kimi de temiz oldu.” [Ebu Davud]

Âdem(as)dan sonra Allah (cc) eşi Havva validemizi yaratmıştır.
“Sizi bir nefisten (Âdem’den) yaratan ve bu nefisten de, gönlü kendisine meyledip rahat etsin diye zevcesini (Havva’yı) yaratan O’dur…”(A’raf, 189)

İlk yaratılış böyle olmasına rağmen sonraki yaratılışlar erkeğin sperminin dişinin yumurtasını aşılanması ile olmuştur.
Derinlemesine incelendiğinde sonraki yaradılışların da temelinde toprak vardır. Nebatat toprakla, hayvanat bitkilerle, insanlarda hem bitki ve hayvanlarla beslenirler.
Böylece sperm ve yumurtanın oluşumunun mayasında da toprak vardır.

Aynı kanun bitkiler ve hayvanlar içinde geçerlidir. Çiçeklerde erkek ve dişi organlar birleşince meyve oluşur. Meyvelerin içlerindeki çekirdek ve tohumlar onun neslini devam ettirir. Koskoca incir ağacının hayat programı küçücük çekirdeğine şifrelenmiştir. Çekirdeği toprağa dikseniz incir ağacı olur. Küçültseniz çekirdeğe dönüşür.
Yine tonlarca ağırlıktaki balinaların ilk başlangıcı gözle görülemeyen spermlerdir.
İnsanda koskoca kâinatın küçültülmüş çekirdeğidir.
Kâinatı küçültseniz insan,insanı büyütseniz kâinat olur.

Bediüzzaman Hazretleri;
“İnsan bir yolcudur. Sabavetten(çocukluktan) gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.”buyurur. (M.Nuriye-189)
Yani yolculuğu ruhlar aleminden başlar. Anne karnı, dünya, kabir, mahşer meydanı, hesap sorgusu, sırat köprüsü, cennet veya cehennemde sona erer.

Anne ve babanın bir araya gelmesiyle insanın ilk yolcuğu başlar. Kırkıncı gününde ruhu cesedine konur. Dokuz ay on gün anne karnında misafir olur. Orada kendisine el-ayak, göz- kulak, bütün organları hediye edilir.
Oradaki müddeti dolunca dünya misafirhanesine gönderilir.

Her doğan çocuk İslam fıtratı üzerine doğar. Kalbi, ruhu ve amel defteri tertemizdir. Din konusunda ne anlatılırsa onu kabul edecek kıvamdadır.

Çekirdeği toprağa dikseniz önce fidan, sonra büyüyerek ağaç olur.
O ağaç çiçek açar, çiçekler döllenince meyveye dönüşür.
Meyvenin içersinde yine sizin toprağa diktiğiniz çekirdek fazlasıyla size iade edilir.Bir buğday tohumu ekersiniz Allah size bire yüz, bazen de bire yedi yüz verir.
Bitkilerin sadece meyve ve tohumlardan değil, her tarafından canlılar beslenir.
Hayvan ve bitkiler dünyaya vazifesini öğrenmiş olarak gelir.
İnsan ise dünyada öğrenir. Arının bal, ineğin süt, tavuğun nasıl yumurta yapacağı bilgisi fıtratlarına konulmuştur.
Onun için yumurtadan çıkan ördek yavrusu hemen yüzmeye, kuşlarda uçmaya başlarlar.
Sonuçta yaratılan her varlık insana hizmet ederler. Bütün ürettiklerini ona takdim ederler.
Tavuk kendi yumurtasını yemez, inek ve koyunlar ürettikleri sütü içmez, elma, portakal, muz vs. gibi ağaçlar yerden çamurlu su ile beslenir. Fakat en lezzetli meyvelerini insana takdim ederler. Hayvanlar yeşil otları, kuru samanı et ve süte dönüştürürler.

İnsan “Ahsen’i Takvim” üzerine yaratılmıştır.
Diğer canlılara göre daha güzel, daha mükemmel şekilde yaratılmıştır.
Eli ayağı, gözü kulağı, burnu, dili dudağı, ağız ve dişleri…. gibi dış organlarıyla….
Beyni, kalbi, ciğerleri, böbrekleri, midesi… gibi iç organları ile daha donanımlı, daha mükemmeldir.
Hele aklı, hâfızası, imanı, iradesi, okuması, okuduğunu düşünmesi, düşüncesini konuşarak ve yazarak ifade edebilmesi onu diğer varlıklardan ayırır. En üstün seviyeye çıkarır. Bu organlar bize hediye olarak geldi. Değeri parayla ölçülmez. Ancak verenin rızası istikametinde kullanılırsa hakkı ödenebilir. Esasında insan bir hiçtir.
Sahip olduğu bütün organları kendisine emanet olarak verilmiştir.
Göz benim istediğim şeye bakarım, ayak benim istediğim yere giderim diyemez.
Bu organları mezara kadar kullanacaktır. Sadece ölümsüz olan ruhu baki kalacak. Ona da öbür âlemde ayrı bir elbise giydirilecektir.

İnsanın yaratılış gayesi ve vazifeleri, Rabbini tanımak ve tanıtmak, iman etmek, imanını ibadete dönüştürmektir.
Bunun içinde başta kâinat kitabını ve içindekileri ibret nazarıyla seyretmek, sonra onun açıklaması olan Kur’an-ı Kerim’i okumak.
”Oku, Yaratan Rabbinin adıyla oku!”(Alak ,1) emrine uymak.
Ahir zaman nebisinin çizdiği yoldan gitmektir.
İnsanın dostları olduğu gibi düşmanları da vardır.
Başta nefis ve şeytan. Onu devamlı hak yoldan saptırmak ister.
Bunun için, dünyanın cazip taraflarını, kadını, makam ve şöhreti, para ve mala düşkünlüğü kullanır.

İnsan unutkandır. Acıkmasa yemek yemeyi unutur.
Şayet kalbinin çalışması otomatik olmasaydı Allah sabah akşam saat gibi kalbinin kurma görevini kendine verseydi muhakkak aksatırdı.
İnsan nankördür. Fırtınalı denizde rabbine yalvarır, sahile çıkınca, kurtulunca olanları unutuverir.
Çok zalimdir. Makam için dünyayı ateşe verir.
Mala düşkündür. Servet biriktirmek için helal haram dinlemez. Hâman gibi.
Acelecidir. Dünyadaki hazır bulduğu cam parçasını ahiretin elmasına tercih eder.
Cesedi ölümlü fakat ruhu ölümsüzdür.
Akıllıdır. Okur, düşünür, iyi ile kötüyü ayırt edebilir. Konuşabilir, yazabilir.
Hafızası vardır. Ezberleyebilir.
Geçmişi hatırlar, gelecek hakkında planlar yapabilir.
Boyu deveden kısa, kilosu balinadan az, gücü Corona virüsü ne bile yetmez.
Halbuki dünyanın en büyük hayvanı olan Mavi Balinanın ağırlığı 130 ton, sadece dili 2 ton, kalbi 600 kg. dişi ise 176 kg’dır.

Evet insan varlığı itibariyle aslında bir hiç hükmündedir. Fakat ona yüklenmiş görevler ve dereceler bakımından gördüğümüz şu muhteşem evren sarayının en dikkatli seyircisidir. Varlık dünyasının en güzel konuşan dili, kâinat kitabının en anlayışlı okuyucusudur. Yaratılışında hiçbir noksanlığın olmadığını varlıklarıyla gösteren, mahlûkatı hayretle seyreden bir gözlemcidir.

Hizmetten | A.Rasim Emiroğlu

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu