Mizan

İşte gâye-i hayal, bu! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Hususiyle böyle büyük bir dava içinde bulunan insanlar, atacakları her adımı, Kitap, Sünnet, selef-i sâlihînin o yüce mefkûreleri istikametinde atmalıdırlar. Çağa/zamana ait, onların da kendilerine göre girdileri vardır; o husustaki meselelerde de aklı başında ashâb-ı re’y ile istişare ederek isabetli karar vermeye çalışmalıdırlar. Yüksek bir gaye-i hayale bağlı iman hizmetinin ciddiyetsizliğe tahammülü yoktur, zira bazen fürûâta dair küçük bir hata usûlü yıkıp götürebilir.

Söz Sultanı (sallallâhu aleyhi ve sellem) مَا خَابَ مَنِ اسْتَشَارَ buyurduğuna göre, demek ki insanın belki en az yanılacağı yer, istişare meclisidir; en az yanılma yeri. Fakat insan o yanılmada bile -“içtihad hatası” olduğundan- sevap kazanır; ne var ki, meselenin dünyevî işlere akseden yanı da o ölçüde geniş olmaz, belli bir darlıkta kalır. Evet, büyük işlere tâlip olmuş insanlar… Nedir talip olduğunuz şey? “Keşke sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan / Sözümüz cümle hemân sohbet-i Cânân olsa.” Her yerde Zât-ı Ulûhiyet’e karşı bir gönül alakası uyarma.. her yerde Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı saygı uyarma.. tavır ve davranışlarımızla O’na karşı antipati uyarmamaya dikkat etme.. O’nu kendi derinliği, kendi güzelliği ile gösterme.. O’nun bir insanlık âbidesi olduğunu ortaya koyma.. Allah, O’nu öyle ortaya koymuş; sizin de ona vefalı olmanız lazım.
Nedir dünyaya duyurmak istediğiniz şeyler? Bu temel kriterlerin süzgecinden geçmiş gelenekleriniz, an’aneleriniz var. Bunlar -bir yönüyle- dinî mahiyet arz eden hususlardır. Ferdî hayatınızdan ailevî hayatınıza, içtimâî hayatınıza, ticarî hayatınıza, iktisadî hayatınıza kadar her şeyde cereyan eden gelenekler, an’aneler, töreler var. Fakat bunlar dinin temel disiplinleriyle -belki- elenmiş, elli defa incelenmiş, refere edilmiş şeylerdir.
Dolayısıyla dünyaya bunları duyurmak istiyorsunuz. İşte bunları duyururken, duyurmak isterken, bazen çok küçük bir hata, “fürûât”a ait bir meselede bir yanlışlık, “usûl”ü temelinden yıkar götürür, “esas”ı temelinden yıkar götürür. Onun için hizmet-i imaniye/Kur’âniye/milliye, gayr-ı ciddîliğe tahammülü olmayan şeylerdir. Dairenin genişliği nispetinde, insanların -bu türlü durumlarda- yaptıkları hatalar da o kadar büyük olur. Fakat sizin bir gâye-i hayaliniz var. “Gâye-i hayal” tabirini, Hazreti Pîr-i Mugân, Ziya Gökalp’ın “mefkûre”si yerinde kullanmış, daha doğru bir ifade; Ziya Gökalp de “ideal”in yerinde “mefkûre” tabirini kullanmış, Fransızca’dan alınma bir kelime. Gâye-i hayal… Bir şeye gönül vermiş, dilbeste olmuşsunuz; “Olsun!” diyorsunuz, yatıp-kalkıp hep onu diliyorsunuz. Yatarken dua ediyorsunuz; bir yönüyle kendi adınıza dua edeceksiniz.
Dilinizin ucuna geldi; bir dua dilinizin ucuna kadar geldi. Kim bilir belki de Cennet’e girme gibi bir şey için dua edecektiniz: اَللَّهُمَّ أَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ اْلأَبْرَارِ، بِشَفَاعَةِ نَبِيِّكَ الْمُخْتَارِ، وَآلِهِ اْلأَطْهَارِ، وَأَصْحَابِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَتْبَاعِ أَتْبَاعِهِ اْلأَخْيَارِ “Allah’ım, ebrâr diye bilinen iyi ve hayırlı kullarınla beraber bizi de Cennet’ine dâhil eyle, seçkinlerden seçkin Peygamber’inin şefaatiyle, O’nun tertemiz aile fertleri, ashâbı, onları takip edenler ve sonrakiler arasında adım adım onların izinden gidenler hürmetine.” -Daireyi geniş tuttuk biraz.- Tam bunu diyecektiniz; fakat o meseleye öyle bağlanmışsınız ki, o gaye-i hayal sizin Cennet’e girmeniz mevzuunu o anda size unutturuyor. Bu defa birden bire dilinizden dökülen kelimeler şunlar oluyor: اَللَّهُمَّ أَعْلِ كَلِمَةَ اللهِ وَكَلِمَةَ الْحَقِّ، وَدِينَ اْلإِسْلاَمِ، وَاسْمَ مُحَمَّدٍ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فِي كُلِّ أَنْحَاءِ الْعَالَمِ، وَفِي كُلِّ نَوَاحِي الْحَيَاةِ “Allah’ım, zatında yüce olan adını, Hak kelamını, İslam dinini, Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ismini dünyanın her bir köşesinde ve hayatın her ünitesinde bir kere daha yücelt; hakkı-hakikati bütün gönüllere duyur.” Allah’ım! Yüce İslam dinini her yerde i’lâ eyle; bayrağın dalgalandığı gibi dalgalansın; bayrak gibi, şehbal gibi dalgalansın, herkes baksın, ona imrensin!..
Bir yönüyle, o mefkûreye karşı belli daireler halinde, kabulleri ölçüsünde, onun etrafında halkalar teşkil etsin. Bazıları “Pes!” desinler, “Olsa, bu olur!..” Bazıları “Yahu bu da olabilir!” desinler. Bazıları “Yahu, ‘olabilir’e benziyor!” desinler. Bazıları “Buna ilişmemek lazım; çünkü çok rahatsız edici bir yanı yok!” desinler. Bazıları daha ötede, bazıları daha ötede, bazıları daha ötede… Fakat herkes belli ölçüde buna karşı bir alaka duysun. Bunların hepsi sizin hesabınıza birer kazanımdır. İşte gâye-i hayal, bu.

Bu video 20/08/2017 tarihinde yayınlanan “EN FAZİLETLİ İBADETLERDEN: “İNTİZÂR-I FEREC”” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada:https://herkul.org/bamteli/bamteli-en…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu