Yazarlar

İşiniz Bitti Diyenlerin Âkibeti | İSMET MACİT

Mekke müşrikleri hicretin 5. yılında Uhud’ta sarstıkları Müminlere kendilerine göre öldürücü darbeyi vurmak üzere Gatafan ve Yahudileri de ikna ederek Medine önlerine gelmişlerdi.

17 bin kişilik Ahzap ordusunun Medine’ye doğru hareket ettiğini öğrenen Efendimiz (sav) yaptığı istişareden sonra Medine’nin kuzey tarafına hendek kazılmasına karar verdi. Hendek 7 metre genişliğinde, 5 metre derinliğinde ve yaklaşık 4 kilometre uzunluğunda olacaktı. İmtihanın zorluğu ise bu yapının 6 günde bitirilmesi idi.

Sahabe Hendek günlerinde; açlık, düşmanın çokluğu, ihanet, münafıkların Müslümanların kuvve-i maneviyelerini kırma çabaları, soğuk… ile imtihan olmuşlardı.

Mesela düşmanın çokluğu “imanı zayıf olanlar ve münafıklar” üzerinde öyle etkili olmuştu ki onlar hemen “ümitsizlik yaymaya ve işi içerden yozlaştırmaya” başlamışlardı. Kur’an bunların hallerini şöyle anlatıyor: “Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi. Gözler dönmüş, yürekler de ağızlara gelmişti. Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz. İşte orada inananlar denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı. İkiyüzlüler ve kalplerinde hastalık olanlar, ‘Allah ve peygamberi bize sadece kuru vaatlerde bulundular.’ diyorlardı.” (Ahzab Suresi, 9-15)

İşin hakkını veren müminler mi? Onların moral ve iman gücü ise aynı surede şu şekilde anlatılır: “Müminler, düşman birliklerini gördükleri zaman, ‘İşte bu, Allah ve Peygamberi’nin bize vaat etti- ğidir. Allah ve peygamberi doğru söylemiştir.’ dediler. Bu, onların ancak iman ve teslimiyetlerini artırdı.” (Ahzab Suresi, 22)

Yaşanan şu hadise hakiki müminlerin imanlarını ve zayıf karakterli, etrafına ümitsizlik yayan ham ruhları ne güzel anlatır:

Hendek kazılırken sert bir kaya denk gelmiş, Sahabe efendilerimizin elindeki tüm aletler kırılmış ama kaya ‘bana mısın’ dememişti. Efendimize (sav) haber ettiler. Manivelasını alıp hendeğin içine indi. Küfür granitlerini parçalayan nurdan mesajların sahibi, kayaya üç darbe indirdi; her seferinde çıkan kıvılcımlarla etraf aydınlandı ve müjde kabilinden dudaklarından şu ifadeler döküldü: “Allahu Ekber! Şam’ın, Sasani’nin ve Medayin’in sarayları göründü. Ey Selman! Bu fetihler benden sonra ümmetime nasip olacaktır.”

Ama münafıklar ve onlara aldanan imanı zayıf müminler, “Korkudan def-i hâcete çıkamıyor, hendekler kazıyoruz. Çıkıp Şam’ı, Medayin’i, Sasani’yi fethedecekmişiz! Breh breh breh!” diyerek müminlerin kuvve-i maneviyesini kırıyorlardı.

Ahzap Ordusu’nun kumandanı Ebu Süfyan Hendek önüne gelince: “Artık tamamen bittiniz, sizi yok edeceğiz, bu ordunun önünde kimse duramaz…” tehditleriyle dolu bir ültimatom yazmıştı.

Efendimiz’in (sav) ise Ebu Süfyan’ın ültimatomuna şöyle cevap yazmıştı

“Muhammed Resûlullah’tan Ebu Süfyan İbni Harb’e!

Emmâ bâd

Yazdığın yazı bize geldi.

 

Seni nefsin eskiden beri Allah’a karşı hep aldatıp duruyor.

“Ey Galib oğullarının aklını kullanmayanı!

Sen bütün topluluğunuzun ve ordunuzun başında bize geldiğini ve kökümüzü kazımadıkça da dönmek istemediğini hatırlatıyorsun!

Bu öyle bir iştir ki, Allah senin ile yapmak istediğin o iş arasına geriliyor ve bize de bir daha Lât ve Uzzâ adını ağzına alamayacağın kadar güzel bir akıbet ve sonuç hazırlıyor.

Elbette ve elbette, sana öyle bir gün gelecektir ki, o gün bana karşı savunmak, korunmak, bir tarafa savuşup gitmek imkân ve fırsatını bulamayacaksın.

Elbette ve elbette, sana öyle bir gün gelecektir ki, o günde Lât’ı, Uzzâ’yı, İsafı, Nâile’yi, Hübel’i kıracağım!

Ve o gün, ben bunları sana hatırlatacağım” (İslam Tarihi… M Asım Köksal)

Efendimiz (sav) ne yazdı ise hepsi oldu. Hatta Ebu Süfyan aklını kullanıp müslüman oldu.

Efendimiz (sav) yazdığı üzere tüm putları tek tek parçaladı.

İnşallah Efendimiz’in (sav) izinden ayrılmayanlar devrin putlarını paramparça edecek ve Allah’ın vadettiği günlere yürüyeceklerdir.

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu