Yazarlar

İntak-ı bi-l Hak veya Hakk’ın Söyletmesi | Recep Atıcı

Yargıtay yeni hizmet binasının açılışında konuşan şahıs dedi ki, “Önce Danıştay‘ı arkasından Anayasa Mahkemesi‘ni bitirdik. AYM’den sonra da şimdi de Yargıtay’ı bitirmenin mutluluğu içerisindeyiz.” Tabii bu konuşma sosyal medyada Trend Topic yaptı ve bir sürü alay konusu oldu.

Eskilerin “intak-ı bi-l hak” dediği bir deyim vardır. Bunun anlamı, “Hakk’ın söyletmesi, Cenab-ı Hakk’ın hakikati olduğu gibi konuşturması” anlamlarına gelmektedir. Evet, o konuşan şahıs farklı zamanlarda yapığı konuşmalarda da “intak-ı bi-l hak” neviden şeyler konuştu. Bu ya dil sürçmesinden oluyor ya da “Bu millete ne desek yutuyor ne söylesek hazmediyor” gibi bakıyor olmalı. Mesela daha önce de İzmir İl Kongresi’nde, “Kendi içindeki hırsızlık, arsızlık dalgasıyla hesaplaşmayı reddeden zihniyettir bizim zihniyetimiz” diyerek kendi şuur altı müktesebatını açık etmişti.

Halbuki memleketi uzun zamandır idare eden bu şahıs nerdeyse Osmanlı döneminde, yolsuzlukları ile meşhur Karakuşi adındaki bir kadıyı bile mumla aratır hale geldi. Hani bilirsiniz o meşhur hikâyeyi amma ben yine de anlatayım. Bir gün Karakuşi, bir fırının önünden geçerken, nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen bir ördeği fark eder. Karakuşi, fırıncıya ‘Ben bunu aldım’ der. Fırıncı itiraz etmeksizin hemen ördeği paket yapıp verir. Az sonra ördeğin sahibi: ‘Hani bizim ördek?’ deyince fırıncı boynunu büküp ‘Uçtu’ der. İş kavgaya dönüşür. Fırıncı, kavgada araya giren bir gayrimüslimin gözünü çıkarır ve korkusundan kaçmaya başlar. Gayrimüslim onun peşinden koşarken duvarın öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşer. Kadın oracıkta düşük yapar ve kocası da fırıncının peşine düşer. Fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış… Duruma müdahale eden zaptiyeler, hepsini yakalayarak Karakuşi’nin karşısına çıkarır. Ördeğin sahibi, ‘Bu adam ördeğimi aldı’ diye şikâyet eder. Kadı, fırıncıya: ‘Ne yaptın bu adamın ördeğini?’ deyince Fırıncı ‘Uçtu’ efendim der. Kadı, kara kaplı defterini açar: ‘Ördeğin karşısında tayyar yazılıdır ve ‘uçmak’ anlamına gelir. O da ‘ördeğin uçması suç değil’ diyerek fırıncının beraatına karar verir. Gözü çıkan gayrimüslimin şikâyetine de bir madde bulur ve ‘Her kim ki, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o Müslümanın tek gözü çıkarıla’ der. Tabii gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçer. Düşük yapan kadının kocasına da Karakuşi, ‘Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.’ diye hükmeder. Böyle olunca adam da şikâyetini anında geri çeker. Kadı Yahudi’ye sormuş: ‘Senin şikâyetin ne? Yahudi ellerini açmış, ‘Ne diyeyim kadı efendi, adaletinle bin yaşa. Bugün ülkedeki durum bu! Bunu çok abartılı bulabilirsiniz, ancak şimdi örnekleri verince o kadarda olmadığını göreceksiniz.

Evet, ilki Erdoğan Bayraktarın açıklaması. Ne diyor o?  “Dosyamda ne varsa hem tapeler hem teknik takip doğrudur hem de benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur. Yani o diyor ki, “Erdoğan, nerede para kokusu alsa Karakuşi gibi hemen ‘Ben bunu alıyorum’ der.” Peki soruşturmayı yapan savcılar, hakimler ve polisler nerede? Hepsi de karakuşi hükümlerle hapiste. Demek ki Erdoğan konuşurken “intak-ı bi-l hak” nev’inden kendi şuur altını anlatıyor.

Diğer bir örneği de isterseniz partinin kurucularından ve namı diğer partinin vicdanı olduğunu söyleyen Bülent Arınç’tan dinleyelim. Ne diyor bu şahıs? “Ben 1985’te Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 15 yıl ağır hapis talebi ile yargılandım. Davanın başladığı günden 2,5 sene sonra beraat ettiğim güne kadar tutuklanmadım. 5 sene ceza verdikleri gün benim hakkımda tutuklama kararı çıkmadı. Yani ben şimdi o günlere mi özeneyim? Günümüzde hapşıran adamı tutuklayan yargıda bir sorun var. Çok basit suçlamalar ile hatta gazetecilerin yazdığı bir yazıdan dolayı cezaevinde olmasını nasıl izah edeceksiniz? 15 Temmuz’a giden yolda, yazı ne kadar etkilidir? Karikatür ne kadar etkili oldu? Ben Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin çok kararını beğenirim. Bakın ifade özgürlüğüne ait bir kararında, ‘Herkesin hoşuna giden sözleri söylemek ifade özgürlüğü değildir, herkesin canını sıkan, yüzünü buruşturan, hatta bu kadar da olmaz dedirtecek şeylerin söylenmesi ifade özgürlüğüdür’ diyor.”

Peki yargı gerçekten Arınç’ın dediği gibi mi? Onu da CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır cevap veriyor. Diyor ki, “Erdoğan’ın göreve başladığı 2014 yılından 2019 yılı sonuna kadar Cumhurbaşkanına yapılan eleştirilerden dolayı 63 bin 41 kişiye dava açıldı. Açılan bu davalardan 9 bin 554 kişi mahkûm oldu.” Henüz son iki yıl ortada yok. Allah bilir bu sayı ikiye, üçe katlanmıştır.

Partini vicdanı konuşmasına şöyle devam ettiriyor.Lohusa kadınların bile tutuklandığı, çocukları ile cezaevinde kaldığı bir Türkiye’de, kanser hastalığı ile boğuşurken bile tahliye edilmeyen insanların bulunduğu bir ülkede Adalet Bakanı çıkıp ‘Ben sizden adalet bekliyorum’ demesi lazım… Beraat- i zimmet asıl olup hiç kimse hemen suçlu ilan edilmemeli. Bunlar şu anda özellikle bazı kişiler için Türkiye’de uygulanıyor ve hemen peşinen terörist ilan ediliyor. Balzac diyor ki, “Adalet örümcek ağına benzer, küçük sinekler takılırlar, ama eşek arıları deler geçer.” Bu tarife uymaması gerekir bizim adaletimizin… Peker ne diyor? Namusu maaşı kadar olanlar diyor. Ne kadar acı bir şey. Hala köşesinde bu konuyla ilgili yazı yazmayanlar var. Hala bunu duymazdan gelenler var. Devekuşu gibi kafasını kuma sokmuş, ‘beni görmüyorlar’ diyor. Türkiye’de medyanın düştüğü hale bakın…”[1] Konuşmayı çok sevdiği için epey keçi boynuzu geveliyor.

Bilmem bilir misiniz? Eskiler “Sabahu’l-Hayır derlerdi. Yani “Bu meseleyi yeni mi fark ettin? Yeni mi uyandın” demektir. Bu tür karnından konuşan ve bütün bu işler olurken kendisi yokmuş gibi davranan tefessüh etmiş vicdanları sadece Allaha havale ediyorum. Çünkü bunun dışındaki her söz onlar için israf-ı kelam olur. Verilen örnekler de zannımca Yargıtay hizmet binasının açılış töreninde konuşan şahısın, “Önce Danıştay‘ı ardından Anayasa Mahkemesi‘ni, AYM’den sonra da şimdi de Yargıtay’ı bitirmenin mutluluğu içerisindeyiz” sözünü tasdik etmektedir.

Son sözü, Hocaefendi’nin edebiyatımızdaki cinas sanatını kullanarak söylediği sözle bağlayayım; “Allah’ın bitirdiğini kimse bitiremez.” Öyleyse bugün bitirdik dediğiniz yargı yarın Nürnberg Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi öyle bir dirilir ki o gün hesap verenler gibi hesap verirsiniz.

 

 

[1] Arınç’ın bu konuşmaları Independent Türkçe’nin sorularını verdiği yanıt olarak internet ortamında var.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu