Yazarlar

İnsanoğlu beşikten mezara kadar ağaca muhtaç | A.Râsim EMİROĞLU

İnsanoğlunun hayati organlarından biri de akciğerler.Oksijen almadan yaşayamayız.
Ormanlar da Rabbimiz’in bize hediyesidir. Yeryüzünün akciğerleridir.
Bizim kirlettiğimiz, havayı temizler, oksijenini yine bize geri verir.
Topraktan çamurlu su ile aldığı elementleri yapraklarında fotosentez metoduyla güneş ışığı ile pişirerek deyim yerindeyse gıda üretir.
Anadolu’muzun süsü, dağlarımızın yeşil örtüsüdür.
Osmanlı devride yaşayan Ünlü Seyyah Evliya Çelebi(1611-1682) Seyahatnamesinde Anadolu’nun baştan başa yemyeşil ormanlarla kaplı olduğunu söyler. Özellikle Sakarya havzasına “orman denizi” tabirini kullanır. Ama biz altın madeninden de kıymetli bu hazineyi umarsızca kullandık, tükettik.

Gelin pek çoğumuzun bildiği Amazonlara yakından bir bakalım isterseniz.
Yağmur ormanları dediğimiz Amazon ormanları atmosferimizi temizlemede ilk sırada.
Türkiye’nin 7 katı büyüklüğündeki meşhur ormanlar tam ,5,5 milyon kilometrekarelik yüzölçüme sahip.
İçerisinde 40 bin ağaç çeşidini, 2 bin kuş türü ve memeli hayvanı, 2 bin 200 balık türü ile 128 bin 843 farklı omurgasız hayvanı barındırır, onlara ev sahipliği yapar.
Bu ormanlar dünyadaki su kaynaklarının yüzde 20’sini ,yine oksijeninin %20’sini üretmektedir.(1)

Esasında insanoğlu beşikten mezara kadar ağaca muhtaç.
Yeni doğan çocuğumuzun beşiği, cenazeyi taşıdığımız salımız ve mezar tahtamızda ağaçtandır.
Bizim mezarlıklarımız bile hep yeşildir. Kurak arazi görsek fidan bulur ve diker hemen yeşillendiririz.

Toprağı sürüngenlerin ve diğer yer altı canlılarının, kabuklarının arası böceklerin, dalları kuşların evidir.
İnsan oğlu kendi evini, hayvanlarının ahırını, tavukların kümesini hep ağaçtan yapagelmiştir.
Kışın soğukta gövde ve dalları ısıtır, yazın sıcakta gölgesi serinletir.
Kökleri toprağın kaymasını, heyelanı sel felaketini önler.
Yaprakları hayvanların, çiçekleri arıların, meyvesi ise tüm canlıların gıdasıdır.
Esasında ateş başta insanlar olmak üzere bütün canlıların faydası için yaratılmıştır. Dondurucu soğuklarda insanı ısıtır. Yiyecekleri pişirir.

Ağaçların ömrü insanlardan çok daha fazladır. Mesela, Zonguldak Gümeli Tabiat Park’ındaki Porsuk Ağacı 4141 senelik yaşıyla dünyanın bilinen en yaşlı Porsuk Ağacı unvanını taşırken, (2)
Manisa Kırkağaç’taki Zeytin ağacı da dünyanın üçüncü, Türkiye’nin ise en yaşlı,  ve hâlen meyve veren zeytin ağacıdır.(3)

İşte son zamanlarda ülkemizde yaşadığımız bu yangınlarda ; asırlık çamlar, içinde nice hatıraların barındığı çınarlar, yıllardır insana besin kaynağı olan bağlıklar ve zeytinlikler dakikalar içerisinde kül olup gitti.

Sosyolojik olarak insanlık tarihine baktığımızda üç tip insan görürüz.
İyilik yapanlar, kötülük yapanlar ve birde onları seyredenler.
Yangını da çıkaranlar, söndürenler ve birde uzaktan seyredenler vardır.
Biz kesin delil olmadığı için yangının çıkış sebebi hakkında fikir beyan edemeyiz. Onları bulup tespit etmek, kolluk kuvvetlerin ve adalet teşkilatının işidir. Tabi bulmak isterlerse.

İki tür yangın ve iki türde itfaiyeci vardır.
İkisi de yangın ihbarı gelince söndürmek için hiç vakit kaybetmeden koşarlar.
Çünkü yangında vakit ve erken müdahale çok önemlidir
Birisi yanan evleri, kundaklanan arabaları, çıkan orman yangınlarını söndürmek için koşar.
Diğeri imanı cayır cayır yanan neslin imanını kurtarmak için koşar.
İlki 80 yıllık bir ömrü kurtarırken, diğeri de ebedi hayatı kurtarır.
Başta peygamberler olmak için üzere bütün sahabeler, evliyalar,  asfiyalar, mücedditler ve İslam âlimleri insanlığı en büyük yangın olan cehennem ateşinden kurtarmak için koşmuşlar.
Onüçüncü asrın minaresinin başındaki büyük zat Bediüzzaman Hazretleri de ıstırabını şöyle dile getiriyor.
Bana, ‘Sen şuna buna niçin sataştın?’ diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var.
Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi?(5)
Zamanın idarecileri ve halkı O büyük itfaiyeciyi anlamadılar.
Sürgün ettiler. Yirmi sekiz yıl mahkeme mahkeme dolaştırdılar, hapisten hapise süründürdüler.
Büyüklerin kaderi hep böyle olmuş, kendi devirlerinde anlaşılmamış, kıymetleri sonradan bilinmiştir. Tıpkı İmam-ı Âzam, Mevlâna ,Bediüzzaman gibi.
Şimdide öyle değil mi? Allah ve Rasulü’nün adını güneşin doğup battığı her yere ulaştırma sevdasında ki irşad erleri, neslin yanan imanları kurtarmak için gece gündüz koşan itfaiye memurları neredeler?
Kadınıyla erkeği ile zindanlarda, gurbet diyarlarında, sürgünlerde değil mi?

Bu vesile ile güzel vatanımın dört bir yanını saran maddi ve manevi yangınların bir an önce sönmesini diliyorum.
Yangında vefat eden insanlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına Sabr-ı Cemil , geride kalanlara da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Rabbim hem dünyevi ve hem de ebedî yangından hepimizi muhafaza buyursun.

Faydalanılan Kaynaklar:
(1)://tr.m.wikipedia.org/wiki/Amazon_Ormanlar%C4%B1
(2)K.Deniz Tekn.Ünv.Orm.Fakt.den
Dr. Ercan Oktan ve Anturia Danışmanlık’tan Dr. Murat Yıldız
(AA.13.06.2016.)
(3)Kırkağaç Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü verileri.
(4).www.tr.m.wikipedia.org/wiki/Ate
(5)Tarihçe-i Hayat, Eşref Edip’in mülâkatından, s. 644

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu