Yazarlar

Huneyn’de İslam Bitmiştir Demişlerdi… | İSMET MACİT

Hudeybiye barış anlaşmasının maddelerinden biri de Mekke ve Medine etrafında bulunan kabilelerin istediği tarafı seçmesiydi. Bu minvalde Beni Bekir Kureyş’in himayesine, Huzaalılar ise Efendimiz’in (sav) himayesine girmişti. Aradan 2 seneye yakın bir süre geçtikten sonra Kureyş ve Beni Bekir birlikte Huzaalılara saldırıp birçok insanı öldürdüler. Efendimiz (sav) bunu antlaşmayı bozan bir neden olarak gördü ve yapılan görüşmeler neticesiz kalonca Mekke’ye doğru yola çıktı ve süreç Mekke’nin fethi ile neticelendi.

Mekke’nin fethinden sonra Hz. Peygamber’in Tâif yolu üzerindeki Nahle’de bulunan Uzzâ heykelini yıktırması, aynı âkıbetin kendi putları olan Lât’ın da başına geleceğini düşünen Hevâzin kabilesinin mühim bir kolunu teşkil eden ve Tâif’te yaşayan Sakīfliler’i telâşlandırdı. Sakīfliler de o sırada yürüyüşe geçerek Evtâs’ta toplanmaya başlayan Hevâzinliler’e katıldılar. Düşman ordusunun kumandanlığını otuz yaşlarındaki Mâlik b. Avf en-Nasrî yapıyordu. Ordugâhını Evtâs’ta kuran Mâlik Müslümanlarla topyekûn savaşı göze almış ve bunun için tecrübeli kişilerin muhalefetine rağmen askerlerinin kadın, çocuk, mal ve hayvanlarını da yanlarına almalarını emretmişti; böylece onların en değerli varlıklarını savaş meydanında bırakıp kaçmalarına engel olabileceğini düşünüyordu.[1]

Huneyn’in bidayetinde ürperten bir manzara vardı ve bu hengâmede önden giden süvari birlikleri sarsılmış ve çareyi geri çekilmekte bulmuşlardı. Onları, ganimet beklentisiyle orduya katılan Mekkeliler takip ediyordu! Bu manzara, diğer insanların da moralini bozmuş ve Müslümanlar adına Huneyn’de, hiç beklenmedik bir çözülme başlamıştı! Belli ki bu, sayılarına güvenmenin bir neticesiydi![2]

Evet geçici bir hezimetti yaşanan… Efendimiz’in (sav) hemen yanı başındakiler yeni Müslüman olmuş sahabelerdi ve o şokun tesiriyle geri çekilmek istemiş; gerideki kadim sahabeler Efendimiz’e (sav) ulaşmakta zorlanmış ve O’nun (sav) etrafında atmış sahabe kalmıştı… İşte tam bu esnada her şey bitti denildiği noktada yine Efendimiz (sav) öne atılmış ve… “Ey insanlar! Bana doğru gelin! Ben Allah’ın kulu ve Resûlü’yüm; bunda yalan yok! Ben, Abdulmuttalib’in oğlu Muhammed’im!”  diye haykırmış ve müminlerin sönmeye yüz tutmuş ümitlerine fer olmuştu…

Ancak bozguna uğrayıp kaçan Mekkelilerden bazıları Mekke’ye ulaştılar. Müslümanların bozguna uğradıklarını haber vererek Mekkeli müşrikleri sevindirdiler.

İçlerinden birisi: “Artık Araplar atalarının dinine dönebilirler Muhammed düşmüş, ashabı da dağılmıştır!” demişti.

(Birkaç gün önce Müslüman olan) Mekke valisi Attâb bin Esîd: “Muhammed öldürüldü ise, Muhammed’in dini ayaktadır. Muhammed’in ibadet etmiş olduğu Allah, diridir ve ölümsüzdür!” dedi.

Yeni Müslüman olmuş olan İkrime bin Ebu Cehil ise; “İslam bitmiştir, Muhammed’in bozgunu Kızıl Deniz’e kadar sürer” sözlerine şöyle karşılık vermişti:

“Bu, yerinde bir söz değildir! İşler ancak Allah’ın Elindedir. Muhammed’in elinde bir şey yoktur! Bugün savaş onun aleyhine ise, yarın muhakkak onun lehine olacaktır!” dedi.

Daha akşam olmamıştı ki Allah’ın yardımıyla Peygamberimiz Aleyhisselamın Hevâzinleri yendiği haberi geldi.

Bozguna sevinenleri ise Yüce Allah yüzlerinin üzerine düşürdü. (İslam Tarihi/M. Asım Köksal)

Rabbim islamın ve insanlığın düşmanlarının birliklerini bozsun. Onları elemler içinde bıraksın!

Amin…

[1] https://islamansiklopedisi.org.tr/huneyn-gazvesi

[2] https://www.peygamberyolu.com/huneyn-harbi-ve-yasanan-hadiseler/

Fotoğraf: Huneyn Vadisi…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu