Yazarlar

İnsan | Safvet Senih

İnsan, muhterem, mübarek, eşref ve mukaddes bir varlıktır. O, görmek ve bilmek, ölçmek ve tartmak için gelmiştir. Herşey değerlendirilmeye tabi’ tutulur. Herşey laboratuara götürülür ve bir tuh il ve terkin den geçirilir de insan daima bu kayıtlardan özde kalır. Zira o, Nazım’ı adına değerlendiren, idare eden; terkin ve tahlillere hüküm koyan bir vazifeli, bir salahiyettir ve bir halifedir. Öyle bir halifedir ki, şeriat-ı fıtriyenin nezaretçileri ve alkışçıları olan melekler dahi, ona serf ürü eylemeye davet edilmişlerdir.

O, ağır bir mükellefiyet için gönderilir bu dünyaya. Mesuliyet ve mükellefiyetinin büyüklüğündendir ki, vücudundan ziyade kemali nazar-ı itibara alınmış, dünyaya gelişinden ziyade uruc ve rücüu ehemmiyet taşımıştır.

O, dünyaya gelişiyle girdiği yolda tedrici, fakat ahenkli, çok ihtimam isteyici ama semereli gelişme seyri içine girer ve yükselir.

Onun haricindeki bütün mahlûkat, kendilerini hayattar kılacak, hayatta tutacak bilgileri tam hamil ve o bilgiler ile tam mücehhez olarak dünyaya gelirler.

İnsan ise dünyaya geldikçe, kendi hayvaniyetini idare ve idame edecek bilcümle bilgilerin mahkûk bulunduğu BOZ renkli bir dimağ teşekkülünün fevkinde, bu boz renkli sahayı çepeçevre sarmış beyaz renkli bir dimağ mıntıkasına sahip bulunur. Yalnız ve yalnız insana mahsus ve muhassas olan böyle bir dimağ mıntıkası, insan dünyaya geldikçe, her türlü ve her derece bilgiden mahrum ve bakir bir teşrihi yapıdır. İşte yalnız ve münhasıran insan nam mahlûka ait olan bu (beyaz) dimağ bölgesi, insanın doğumundan sonra yazılıp doldurulacak boş bir kitaptır. Her insan böyle sahifeleri bomboş, bakir bir beyaz kitap ile doğar. Sonra onun edineceği bilcümle bilgiler, bilcümle faziletler, bilcümle değerler, bilcümle iman ve ümit oraya kaydedilir.

Yüce Allah, insanın faziletlerinin, insanın değerlerinin, insanın iman ve ümidinin, hayvaniyetine müteallik biyolojik bilgilerde olduğu veçhiyle gayri meşru ve gayri fil bir otomatizm üzere tevarüs edilivermelerini asla tasmim, asla terviç, asla tensip ve asla takdir eylememiştir. Bu, insan faaliyetine, insan şuur ve iradesine, insan ihtiyar ve tercihine ilahi ölçüde bir muhabbet ve teşviktir… Her insan bu beyaz kitabı bizzat kendisi yazıp ve kendisi dolduracaktır. Her yavrunun bu kitabı hayırlı ve semereli yazılar ile yazmasına ebeveyni, akrabası, hocaları, cemiyeti ve milleti yardım edip hizmet eyleyecektir. Her bir veledin dimağındaki beyaz kitabın neler ile müşerref ve mübeşşir kılınacağının mesul hadimleri olan ebeveyn, cemiyet, maarif ve millet böylesine bir hizmetin, böylesine bir mesuliyetin azametini idrak etmeye ve böylesine bir idrak üzere teşekkül ve taazzuv eylemeye davet olunmalıdır.

İnsan | Safvet Senih 2

Bugün muhaberat, münakalat ve seyahat imkânları öyle bir ölçüde inkişaf eylemiştir ki; hiçbir hadise, mahiyet itibariyle mestur ve meçhul, tesir itibariyle mevzi ve mahdut kalmamaktadır. Aşağıda numunelerini vereceğimiz haller ve şartlar, bugün artık ne mestur ve meçhul, ne de mevzii ve mahdut olmak ve kalmak hüviyetinde değildir. Numune alarak arz edeceğim haller ve şartlar şöyle sıralanabilir

Gıda yetersizliği, sıhhi şartların sefaleti; talim ve terbiye (terbiye Rabbin mütecelli vasıflarını imtisal ve iktisap eyleme gayret-i mütemadiyyesi) yetersizliği; muallim yetersizliği; ilim ve iman, teknoloji – ruh, gönül ve vicdan muvazenesizliği; bir evvelki neslin bir sonraki. nesle hayır devredebilme yetersizliği; emniyet ve istikrar yetersizliği; değer ve inanç mesnetlerinin gafilce ve hoyratça pâyimal edilip küçük hesaplarda riyakarca pey sürülmesi, insanı ali kılma yetersizliği; insanın iptidai ihtiraslarının teşvik ve tahrik edilmesi; müstakar ve muammer bir iman mesnedi ve gönül meşceresinden mahrum bırakılan bir nesilden bazı gençlerin, cemiyetlerine olan küskünlük, saygısızlık ve sevgisizliklerinin hippy’lik ile, kahhar şer’in savletleri karşısında mağlubiyetlerini unutmak, kendi nefisleri önünde alçalmamak için iltica. ettikler!i hazin ve elim uyuşturucu madde iptilasıyla tezahür eden (arayıp bulma) yetersizliği ve susuzluğu; hiçbir değeri lâyıkı vechile temsil, telkin ve tedris edemeyen bir cemiyetin azgınlaşan (değersizleşme) ve (soysuzlaşıp yozlaşma) tezahüratı meyanında aşırı teşhir ve aşırı serbest cinsiyetçilik; su – toprak – hava kirlenmesi; dünya nimetlerinin paylaştırılmasında kaba kuvvetin değil de aklı hikmetin, vicdan ve muhabbetin mizan olması gerektiğini anlamakta ve tatbik etmekteki yetersizlik; neyin vasıta ve neyin gaye olduğunu bilmek, bilmek ve unutmamak dikkat ve titizliğindeki yetersizlik… Evet, bütün bunlar artık mestur ve meçhul mahalli, mevzii ve mahdut olan ve kalan hususlar değildir.

Bu itibar ile hadisata, insana ve insanlığa Muhammed gönül ve Muhammed akıl ile teveccüh etme zamanı gelmiştir ve yine bu itibar iledir ki; insanlar birbirlerini tenkit, tecrim, tahkir, telin, tezyif eylemekten süratle uzaklaşıp, muhabbette tevhide, gönül ve vicdan ile işbirliğine; akılda terkibe; ilim ile çareye; adaletle tealiye öğretici ve irşat edici ihtara; müsamahada tekâmüle, tekâmülde itidale girişmelidirler. İnsanın arşiyeler çizmesinin ve geldiği yere mecburi yolculuğunun muktezası budur. İslami telif, terkip, tenis de herhalde bu istikameti göstermekte olsa gerektir.

Eşref-i mahlûk olan insan için yapılacak şey de budur. Yoksa onu kurtarma adına gösterilen her gayret, onun yolunu tıkayacak, istidatlarının inkişafına mani olacak ve belki de bu en mükemmel varlığı en nakıs, en kusurlu, en yaramaz ve zararlı hale getirecektir. Böylece dünyaya farklı, müstesna, müdahil ve bir halife olarak gelen insan diğer mahlûkatın seviyesine sükût ile baş aşağı gidecektir.

Günümüzde insanımız, kendini tutup kaldıracak müesseselerin böylesine kadirnaşinaslığı karşısında cidden acınacak haldedir.

İnsanı, yükseltici ve alçaltıcı faktörlerle ele alınca mevzu yine bulanık bir hüviyet aldı. Beni bağışlamanızı dilerim.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu