Yazarlar

“Haşir” inancı | Zekeriya Çiçek

 

“Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O her şeye hakkıyla kadirdir.” (Rum Sûresi,30-50)

İnsanlara, Allaha (cc) imanla birlikte huzur veren diğer iman hakikati de “haşir” inancıdır

Unutulmamalıdır ki, bir insanın âhiret inancına sahip olmasının ilk basamağı iyi bir Allah inancına sahip olmasıdır. İmanımızı içe ve dışa dönük tefekkür yaparak taklid-i imandan tahkiki imana yükseltmenin gayretinde olmalıyız. Zira hakiki imandan yoksun bir gönülde âhiret inancının yerleşmesi oldukça zor olacaktır. Ahiret inancıyla yaşamayan bir insanın ise hayatının hesabını verme korkusu olmadığından dolayı ekseriyet itibariyle tüm insanlık için potansiyel bir tehlike olduğu unutulmamalıdır.

Allah’a imandan sonra, hayatı tanzim edip bir düzene koyma, beşerin toplu olarak huzurunu temin etme; haşire yani ölüm ötesi hayata inanmaya bağlıdır.

Yaptığı şeylerin hesabını vereceğine inanmayan bir insanın hayatının müstakim olması düşünülemez. Buna karşılık, attığı her adım için öbür âlemde Allah’a hesap verme düşüncesini eksik etmeyen, her davranışı bir hesabın ifadesi olan, her sözü, her dinleyişi ve her kalbî temayülünü ötede Allah’a hesap verme havasına göre hassasiyetle ele alan kişinin de hayatı, oldukça muntazam bir şekil arz eder.

“Haşir" inancı | Zekeriya Çiçek 2

  İnsanın güçsüzlüğünü idrak etmesi onu en büyük güç kaynağına ulaştırır

Kerim ve Rahim isimleri ahiret hayatını gerektirir. En zayıf ve en muhtaç canlılara, en güzel ve en mükemmel şekilde bakılıyor. En zayıf ve en güçsüz canlıların, elsiz ve ayaksız varlıkların en mükemmel tarzda beslendiğini müşahede ediyoruz.

Hususan, eşref-i mahlûk olan insana bu kadar ihsanda bulunan Cenab-ı Hak, ihsan ve nimetlerini devam ettirmezse lezzetler azaba, nimetler cezaya ve sevgi düşmanlığa dönüşür. Bu da ilahi merhamete terstir. Öyleyse bu nimetler devam etmeli ki, Kerim ve Rahim ismi sonsuz bir şekilde tecelli etmiş olsun.

  Güzelliğin ebedi olmayanı makbul değildir

Ebedi güzellik ahiretin varlığını gerektirir. Kâinattaki her hadise ya mevcut haliyle ya da neticesi itibariyle güzeldir. Eğer Cenab-ı Hak bu güzelliklerin perdesini kapayacak olsa bizler karanlık içerisinde renklerden ve rengârenk güzelliklerden uzak kalırız. İşte bu birbirinden güzel tablolar ve bu tablolardaki zümrüt gibi güzellikler ardında, Rabbimizin Cemali isimlerinin tecellileri aşikârdır.

Ebedi olmayan bir güzellik hakiki güzellik olamaz. Öyleyse güzelliklerin devam edeceği ebedi bir âlem gerekir. Üstadımız:

“ Güzel, değildir batmakla gaib olan mahbub.

Çünkü hakiki güzel zevale mahkûm olamaz.” der.

  Kendisini güneş zanneden ateş böceğinin şarzı bitince, takkesi düşen kele döner

Sınırsız cömertlik ahireti iktiza eder: Güneş ve ay iki itaatkâr hizmetkâr gibi çalışıyor.

Güneş tüm maddi enerjilerin temeli olarak ışığıyla başlarımızı okşuyor, dallarında asılı duran sayısız meyveleri pişiriyor. Dengeli sıcaklığı ile tüm âlemi ve âlemin birbirinden muhtaç sakinlerini ısıtıyor. İşte bu hizmetkârlardan güneşimizin dünyamıza gözlerini kısa bir süre için bile olsa küsufla –ayın perdelemesiyle- kapatması bile ne kadar korkutucu bir durum. Maazallah, güneşin ışık düğmesinin açılmamak üzere kapatılması gerçek cömertlik sahibi olan Rabbimizin merhametiyle bağdaşmaz. Hayatı tüm ihtiyaçlarıyla yaratan sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimizin (cc) merhametine terstir. Cenab-ı Hak böyle bir fiil yapmaktan münezzehtir müberrâdır.

Cennet gibi ebedi ve nurani bir hayat olmazsa –hâşâ- bizi ateş böceği ışığı ile aldatmak olur ki, o da merhamet-i sonsuzun rahmetine zıttır.

Hizmetten | Zekeriya Çiçek

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu