Yazarlar

Hak | Safvet Senih

Halik’ın namütenahi adı var en başı Hak,
Ne büyük şey kul için, Hakk’ı tutup kaldırmak

Yoluna kanlar dökülen, canlar feda edilen mana… Uğruna ağaç budanır gibi kâinatın elden geçirileceği, sistemlerin bozulacağı, arzın başka bir şekil, dağların kum yığını ve serap denizlerin bir tutam meşale, yıldızların saçılıp savrulan tespih taneleri haline getirileceği mefhum: Hak… onun kanatlan altından ayrılmayan hukuk ve hakikat… O’nu tebliğ için bazen Nebiler gönderilir. Bazen zalim bile keskin kılıç haline girer intikamı için… Li hikmetin.. Tahakkuk etsin diye, zaman olur güneşler batar, an gelir şafaklar söker… Adına niceler ter döker, niceleri için ne yas, ne yaş, ne ter, ne keder, ne de kan yeter… Ama o ne söner, ne biter… Vakit olur ansızın beliriverir; ıssız sessiz kendini hissettirir. Dem olur ortalığı gümbür gümbür titretir. Bazan da Meta kaçar kaybolur, sabır biter kuvvet yiter, görünmez o hala ortalıkta… Yeis sarar da insan sanır ki, ona yetişmeye ne ömür yeter, ne takat… Fakat gün olur, devran olur, yavaş yavaş hissedilir sesi soluğu… Sonunda Hak gelir batıl ölür. Bu bir kanundur. Evet, hiç ümitsizliğe değmez, çünkü belki zaman çürür ama Hak ip olup incelse de ne solar ne kopar. Yollar patika da olsa, sarp da olsa, birer birer hepsinden geçer, hepsini aşar. Onun elinden tutacak, ayağına çelme takacak hiçbir pehlivan bulunmaz, O, rakiplerini tuşlaya tuşlaya işin sonuna varacaktır. Her ne kadar kıyamet herşeye satırını savursa da ona hiç birşey yapamayacaktır. Lafa ne hacet, en uzun ömürlü bir mahlûk olan zaman dahi onu tutup bağlayamaz da, hak o hendeği de atlar ve kıyamet ötesinde ölümsüzlerin ellerinden tutar.

Hem Hak her şeyin medet aldığı, dayandığı esas merci.. Hiç- birşey onsuz olmuyor. Batıl bile zayıf cılız bir rabıta ile ona temas etmedikçe, hayatiyetini devam ettiremiyor. Onda dahi bir dane-i hakikat var, ona dayanıp, O zerrecik kadar hak ile kendisini bütün bütün haklı gösterip gelişmeye çalışıyor.

İstidat ve kabiliyetler bir vadi gösterir. Vermek istemeseydi, istemek verir miydi? «Ya Hak!» diyen balık denizde boğuldu mu? Sana solungaç verilmedi de, Hakk-ı hayatsız mı kaldın karada? Karanlık deniz diplerindeki projektörlü balık ve kendisi için binler çeşit gıda hazırlanan mide buna delil değil mi?

Ama herşeyin hakikatine göre bir hakkı vardır. Yumurta piliç olacak bir hakikati taşıdığı için vasat müsait olunca, kabuğunu çatlatır meydana çıkar. Çekirdeğin yalan söyleyip ağaçtan başka birşey olacağını mı zannediyoruz? Ama şartlar unutulmayacak. Yoksa şairimizin dediği gibi:

“Bir pınarın başına bir testiyi koysalar

Kırk yıl anda durursa kendi dolası değil…”

Hak | Safvet Senih 2

«Ya Hak!» diyen sarıçiçek, yeryüzünü istila edip nevinin bayrağını dikmek arzu edince ona paraşüt gibi kıldan kanatçıklar ihsan edilmedi mi? Biz Hak metotla hakikate dayanıp yola çıktıkta, ters yüz mü edildik? Gün aşığı güneşe döndü de pul pul sarı altın gibi arz-ı didar etmedi mi? Biz 24 ayar olmak için Şems-i Hakikate yöneldik de, bakır mı kaldık?

Hür olmak istiyoruz, fakat nefsimizi hala Hakka esir edemedik «Hakka tapanların hakkı»nı gözlüyoruz, ama hala Hak önünde boyun bükmedik. Evet, Hak vadini yerine getirir. «Gelecektir vaat ettiği günler Hakkın» «Kimbilir…». Ama unutmayalım kuvvetin de bir Hakkı var, Hak metot ve vesilenin de bir hakikati var, küfür mani değildir.

Eğer hak tahakkuk etmiyorsa, batıl metot ve vesilelerle sarılmış olabiliriz. Zaman ve zemine göre tuttuğumuz yolun nasıl olduğunu kontrol etmemiz; durum muhakemesi yapmamız icap eder.

Biz çok şeyler istiyoruz, hâlbuki elde olmayanı istemek, eldekini sarf etmekle olacaktır. Hiç birşeyin yoksa aczini anlayıp ağlayarak istekte bulunan çocuk kadar da mı olamıyor, Kadıy’ül-Hacat’a gözyaşlarını sunamıyorsun? Evet, dua etmek de bir hakikate yetişmek içindir. Ama dua da çeşit çeşittir. Sen hangi dille yaptın duanı? İstidatla mı, ihtiyaçla mı, ızdırapla mı, ey kendisinin muhtaç ve muzdar olduğunu dahi bilmeyen ?..

Safvet Senih

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu