Hacı Ata ve İbretlerle Dolu Bir Gece

Yazar Orhan Keskin

Güzel bir yaz gecesi başladı Türkiye’den yolculuğumuz…  Gideceğimiz ülke Tacikistan’da iç savaş vardı o yıllarda. Belletmen  ve öğretmen olarak görev alacak arkadaşlarımızda; bu hicret diyarına ilk kez gitmenin biraz tedirginliği  ve tatlı bir heyecanı vardı.  Otuz kadar arkadaşımız hem orada açılan okullardaki öğrencilere belletmenlik yapacak hem de  aynı zamanda kendileri de oradaki üniversitelerde lisans eğitimi alacaklardı. Yolculuğumuz Bursa’dan başladı çünkü  belletmen arkadaşlarımızı oradaki üniversite hazırlık kursuna devam eden  rehberlik yönü güçlü adaylar arasından seçmiştik. Arkadaşlarımızın aileleri de Türkiye’deki haber kanallarından Tacikistan’da iç savaş olduğunu duymuşlardı ve çocukları için endişe ediyorlardı.

Belletmenlerimizi, Bursa’dan İstanbul Atatürk Havalimanı’na götürecek otobüsün etrafını; onları yolcu etmeye gelen aileleri; anneleri, babaları, abileri, ablaları ve kardeşleri doldurmuştu.  Uzaktan bakınca bir asker uğurlamasını andıran bu vedalaşmanın çok daha farklı ve derin bir manevi havası vardı. Ağlayanlar, kucaklaşanlar, buğulu gözlerle el sallayanlar, gözyaşları içinde dua dua evlatlarının muhafazası için Allah’a yakaranlar.. unutulmaz bir sahneydi; biricik çocukları iç savaş yaşanan ve hayat tehlikesi olan bir diyara gidiyorlardı.. Dudaklarından dökülmese de  gönüllerinde;

                                               “Ano Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir?
” 

türküsünün buruk havası tülleniyordu. Endişelerini  bizimle paylaşan  ailelere; “Üzülmeyin sizin bu samimi dualarınızı Rabbimiz geri çevirmeyecektir ve evlatlarınız gittikleri hicret diyarında kazasız, belasız hizmet edeceklerdir inşallah.” diye cevap veriyorduk.

İstanbul’a ulaştığımızda Tacikistan’da öğretmen olarak görev yapacak on arkadaşımız daha bize katıldı. İç savaştan dolayı direkt uçak olmadığı için sponsor esnaf abilerimizin desteğiyle küçük bir uçak kiralamıştık. Uçağın ön tarafına belletmen ve öğretmen arkadaşlarımız oturmuş; bagaja ve arkadaki boş koltuklara da açacağımız okulların  bilgisayarlarını ve eğitim araç-gereçlerini yüklemiştik. Tacikistan saatiyle gece iki de Duşanbe Havalimanı’na uçağımız inmişti. İç savaştan dolayı hava alanında bir iki görevlinin haricinde kimseler yoktu. Okullara ait eşyalarımızı uçaktan bizler indirip arkadaşların getirdiği tıra yüklemiştik.

Evet dostlar, herkesin gelmeye çekindiği bu ülkede gecenin ikisinde gelip bizi karşılayan bir ihtiyar delikanlı vardı… Tabii ki o kişi; Hacı Ata idi, yani Hacı Kemal Erimez Abi’ydi… Pasaport kontrol noktasının diğer tarafında dimdik duruyor ve tebessüm ederek bizlere bakıyordu. Yeni gelen belletmen ve öğretmen arkadaşların bir çoğu Hacı Abi’yi ilk kez görüyor ve birbirlerine gösteriyordu. Hacı Abi pasaport kontrolünden çıkan her arkadaşımızı kucaklayarak karşılıyordu.

Karşılamaya gelen arkadaşlarımız eşyalarımız için bir tır ve bizler için de bir otobüs getirmişlerdi. Okullara ait eşyalarımızı tıra yükleyip tam otobüse geçiyorduk ki iki minibüs önümüzü kesti. Minibüslerin içinden yirmi kadar maskeli ve makineli tüfekli adam  indi ve silahlarını doğrultarak  etrafımızı çevirdiler… Eşkıyaların başındaki adam; “Paralarınızı ve eşyalarınızı verirseniz canınıza dokunmayacağız, aksi takdirde hepinizi öldüreceğiz.” diyordu.

Bu durumda  ne yapabilirdik ki.. O anda Hacı Abi’yle göz göze geldik ve tercümanımızın aracılığıyla liderlerine şunları söyledik; “Bakın ülkenizde iç savaş var ve bütün yabancılar burayı terk etti; biz ise Türkiye’den sizin çocuklarınız için ve onları eğitimleri için geldik. Bize ne yaparsanız yapın size okulumuza ait eşyaları vermeyeceğiz.”  Böyle söyleyince kısa bir süre sessizlik oldu sonra liderleri bir adım öne çıktı silahını arkadaşına verdi ve çorap maskesini kafasından çıkardı. Hayretler içindeydik çünkü yanaklarından yaşlar süzülüyordu. Titreyen bir sesle Özbekçe;  “Meni onam Turk.” yani “Benim annem Türk.” diyordu. Kendisi Özbek asıllı bir Tacik’ti… Sözlerine şöyle devam etti; “Biz sizin ticari amaçla buraya geldiğinizi zannettik ama siz çocuklarımız için gelmişsiniz, bizi affedin… İçinde bulunduğumuz hava alanı şehrin dışında ve yollar çok tehlikeli; yolunuzu kesip eşyalarınızı alıp size zarar veren gruplar çıkar. İzin verin sizi biz götürelim.” Yine göz göze geldik Hacı Abi’yle yapacak bir şey yoktu ve bizi götürmelerini kabul ettik. Hacı Abi’nin yaşından dolayı arkadaşlarla birlikte gitmesini kabul etmişler ama beni tercümanımızla beraber kendi minibüslerine almışlardı.

Yola çıkmadan önce  bir  konvoy oluşturmuşlardı. Ben en öndeki onların minibüsünde, arada arkadaşlarımızı taşıyan otobüs sonra okul malzemelerini taşıyan tır ve en arkada ise eşkıyaların diğer minibüsü vardı. Yol boyunca eşkıya başının dediği gibi yollarımızı kesen bir çok grup oldu fakat bizi götüren grubu görünce hemen kenara çekilip yolu açıyorlardı. Ve sonunda okulumuzun bahçesine konvoy halinde girdik; bizi selametle okulumuza ulaştırmışlardı. Bölgenin en güçlü eşkıya grubu olduğunu sonradan öğrendiğimiz bu görünüşte kaba saba insanlar tekrar tekrar özür dileyerek sessizce okuldan ayrıldılar.

Eşkıyalar ayrıldıktan sonra Tacikistan’a ilk kez adım atan belletmen ve öğretmen arkadaşlara bakınca hayret içinde durumlarını fark ettim. Bitmiş tükenmiş bir halleri vardı ve yüzleri yaşadıkları hadiselerin gerginliğinden bembeyaz olmuştu. Hacı Abi’yle beraber arkadaşlarımıza şunları anlatmıştık; “ Arkadaşlar kainatta tesadüf yok. İç savaş olan bir ülkedeki ilk gecemizde  Allah bizlere ibretlik bir gece yaşattı: Buranın en güçlü eşkıya grubu bizleri soymak ve okul eşyalarımıza el koymak için geliyor ve ama Rabbimiz eşkıya başının kalbini yumuşatıyor..  Sonra eşkıyalar bizlere muhafızlık yapıyorlar ve bizleri okulumuza kadar güvenlik içerisinde getiriyorlar. Arkadaşlar;  bu yaşadığımız olayların diliyle Rabbimiz adeta bizlere şu mesajı veriyor: “Bu beldedeki ilk gecenizde ders almanız gereken bir olay yaşattım sizlere. Sizler ailelerinizin gözyaşları içinde yaptığı dualarla ve çok halis niyetlerle bu beldeye geldiniz. İç savaşa aldırmayın ve buyurun güvenlik ve huzur içerisinde hizmetlerinize başlayın.”

Başta Hocaefendi’nin, Hacı Abi’nin ve ailelerinin dualarıyla Tacikistan’a hicret eden bu samimi ve fedakar arkadaşlarımız; yüzlerce Tacik gencin madden ve manen yetişmelerine vesile oldular ve bu imanlı nesil dünyanın dört bir yanında, tıpkı onlara sahip çıkan abileri gibi Hizmet Hareketi’ne omuz veriyorlar.

YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYINIZ

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy